Suriye'nin yeni diplomatik yönetimi, ABD Başkanı Donald Trump'ın geri dönüşüyle birlikte zorlu bir denge politikası yürütmek zorunda kalıyor. Bir Suriyeli diplomat, Devlet Başkanı Ahmed el-Şaraa'nın, Trump'ın talepleri ile Şam'ın sunabilecekleri arasında bir "denge" aradığını belirtti. Bu açıklama, Suriye'nin hem Washington'la ilişkilerini normalleştirme çabası hem de bölgesel güçlerin baskıları arasında sıkıştığını ortaya koyuyor.
Trump'ın Geri Dönüşü ve Suriye'ye Etkileri
Trump'ın ikinci dönemi, Suriye için yeni riskler ve fırsatlar barındırıyor. Trump, ilk döneminde Suriye'den asker çekme kararıyla dikkat çekmiş, ancak Kürt güçlerini koruma sözü vermişti. Şimdi ise, İsrail ve Suudi Arabistan'la yakın ilişkileri sayesinde Suriye üzerinde daha fazla baskı kurabileceği düşünülüyor. Suriyeli yetkililer, Trump'ın taleplerinin asgari düzeyde insani yardım ve siyasi reformları içerdiğini, ancak İran'ın etkisinin azaltılması gibi daha karmaşık konuları da kapsadığını ifade ediyor.
Şam yönetimi, Trump'ın "maksimum baskı" politikasının Suriye'ye daha fazla yaptırım getirebileceğinden endişe ediyor. Ancak diplomatik kaynaklar, Trump'ın Suriye'yi tamamen izole etmek yerine, bir anlaşmaya varmaya istekli olabileceğini belirtiyor. Bu noktada, Türkiye ve İsrail gibi bölgesel aktörlerin tutumu belirleyici olacak.
Bölgesel Güç Mücadelesi: İsrail ve Türkiye Faktörü
Trump'ın Ortadoğu'daki en büyük müttefiklerinden ikisi olan İsrail ve Türkiye, Suriye'de kendi çıkarlarını korumaya çalışıyor. İsrail, İran destekli güçlerin Suriye'deki varlığına karşı hava saldırıları düzenlerken, Türkiye ise kuzeyde oluşturduğu tampon bölgeyi genişletmek ve Kürt grupların etkisini sınırlamak istiyor. Suriye, bu iki ülkenin talepleri arasında sıkışmış durumda. İsrail, Şam'ın İran'la bağlarını tamamen koparmasını beklerken, Türkiye ise PKK yanlısı gruplara karşı daha sert önlemler alınmasını istiyor.
Suriyeli diplomat, "Trump'ın her iki müttefikine de sadık kalması, bizi zor bir duruma sokuyor. Biz, herkese eşit mesafede durmaya çalışıyoruz ama bu mümkün olmayabilir" dedi. Şam, Rusya ve İran'ın desteğini kaybetmemek için de dikkatli bir denge politikası izliyor.
Suriye'nin İç Dinamikleri ve Umutlar
Ahmed el-Şaraa hükümeti, iç savaşın ardından ülkeyi yeniden inşa etmek ve uluslararası toplumla ilişkileri normalleştirmek istiyor. Milyarlarca dolarlık yeniden imar projeleri için yabancı yatırıma ihtiyaç duyan Suriye, yaptırımların hafifletilmesini umuyor. Ancak Trump yönetimi, belirli koşullar yerine getirilmeden yaptırımların kaldırılmayacağını sinyalini veriyor. Bu koşullar arasında siyasi reformlar, insan hakları ihlallerinin sona erdirilmesi ve kimyasal silahların imhası yer alıyor.
Suriyeli yetkililer, Trump'ın pragmatik bir iş adamı olarak, bir anlaşmaya açık olabileceğini düşünüyor. Ancak bölgedeki diğer aktörlerin çıkarları, bu denklemi karmaşık hale getiriyor. Özellikle Kürt grupların otonomi talepleri ve Türkiye'nin bu konudaki hassasiyeti, çözümü zorlaştırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Suriye'nin kuzeyinde PKK/PYD varlığına karşı askeri operasyonlar düzenlerken, Şam yönetimiyle doğrudan diyaloğu sürdürüyor. Trump'ın geri dönüşü, Türkiye'nin Suriye politikasında yeni bir döneme işaret edebilir. Trump, Türkiye'ye karşı daha ılımlı bir tutum sergilerken, Kürt gruplara verdiği destek konusunda net değil. Bu belirsizlik, Türkiye'nin Suriye'deki güvenlik endişelerini artırabilir. Ankara, ABD ile ortak bir yol haritası oluşturmak isterken, İsrail'in Suriye'deki faaliyetleri de bölgesel dengeleri etkileyebilir. Türkiye'nin, hem ABD hem de Rusya ile ilişkilerini dengeleyerek Suriye'de kendi çıkarlarını koruma stratejisini sürdürmesi bekleniyor.