Suriye ve Rusya, Doğu Akdeniz'deki iki stratejik üssün askeri amaçlı kullanımını sona erdirme konusunda anlaştı. Suriye Dışişleri Bakanlığı Pazar günü yaptığı açıklamada, Şam yönetiminin Hmeymim hava üssü ve Tartus limanının bir kısmının kontrolünü devralacağını duyurdu. Anlaşma, Rusya'nın Esad rejimine verdiği askeri desteğin fiilen sona ermesi anlamına geliyor. Bu gelişme, 2015 yılından bu yana Suriye'deki iç savaşın seyrini değiştiren Moskova'nın bölgedeki askeri varlığının önemli ölçüde azalacağını gösteriyor. Suriye'deki geçici yönetim, uluslararası toplumun da baskısıyla, Rus askeri varlığının tamamen sona ermesini talep ediyordu.
Anlaşmanın Detayları: Hmeymim ve Tartus'un Geleceği
Suriye Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, anlaşmanın iki ülke arasındaki müzakereler sonucunda varıldığı belirtildi. Açıklamaya göre, Şam yönetimi Hmeymim hava üssünün tamamını ve Tartus limanının bir kısmını devralacak. Kalan askeri tesisler ise sivil amaçlarla kullanılmak üzere dönüştürülecek veya kademeli olarak boşaltılacak. Bu kapsamda, Rusya'nın bölgedeki askeri personelinin büyük kısmının tahliye edilmesi öngörülüyor. Anlaşma metninde, Rusya'nın Suriye'deki askeri varlığının tamamen sona ermesinin zaman çizelgesi ayrıntılı olarak yer alıyor. Ancak, bazı teknik ve lojistik meselelerin çözümü için bir geçiş süreci öngörülüyor. Tartus limanı, Rus donanmasının Akdeniz'deki en önemli ikmal noktası olarak biliniyordu; Hmeymim hava üssü ise Suriye iç savaşında önemli bir rol oynamıştı.
Rusya'nın bu üsleri kullanması, 2017 yılında imzalanan 49 yıllık bir kira anlaşmasına dayanıyordu. Ancak, Esad rejiminin devrilmesi ve Suriye'de yeni yönetimin işbaşına gelmesiyle bu anlaşmanın geçerliliği tartışmaya açılmıştı. Suriye'deki geçici hükümet, Rusya'nın askeri varlığını meşru görmediğini ve bu üslerin Suriye topraklarındaki egemenliğin ihlali olduğunu sık sık dile getiriyordu. Yeni anlaşma, bu egemenlik tartışmalarına bir son veriyor ve Suriye'nin uluslararası alanda normalleşme çabalarının bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Bölgesel ve Küresel Etkiler
Rusya'nın Suriye'deki askeri varlığını azaltması, Ortadoğu'daki güç dengelerini derinden etkileyecek bir gelişme olarak görülüyor. Moskova, 2015 yılında Suriye'ye müdahale ederek Beşar Esad'ın iktidarını korumasına yardımcı olmuş ve böylece bölgede belirleyici bir aktör haline gelmişti. Hmeymim hava üssü ve Tartus limanı, Rusya'nın Orta Doğu ve Afrika'daki askeri operasyonları için kritik öneme sahipti. Bu üslerin kaybı, Moskova'nın bölgedeki nüfuzunu ciddi şekilde zayıflatacak ve Rusya'nın Libya, Sudan ve diğer Afrika ülkelerindeki askeri varlığını da olumsuz etkileyecektir.
Öte yandan, bu gelişme Batılı ülkeler ve özellikle ABD tarafından memnuniyetle karşılanabilir. Washington, uzun süredir Rusya'nın Suriye'deki askeri varlığını eleştiriyor ve bölgeden çekilmesini talep ediyordu. Rusya'nın geri çekilmesi, ABD'nin Orta Doğu'daki angajmanını yeniden şekillendirme fırsatı sunabilir. Ayrıca, bu durum Türkiye'nin Suriye politikasında da yeni fırsatlar yaratabilir. Türkiye, Suriye'nin kuzeyinde güvenli bölge oluşturma çabalarını sürdürürken, Rusya'nın azalan etkisi Ankara'nın elini güçlendirebilir. Ancak, Rusya'nın tamamen bölgeden çekilmesi yerine, farklı bir strateji izleyerek Suriye'deki varlığını yeniden yapılandırması da olasıdır.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Suriye politikası açısından kritik bir dönüm noktasıdır. Rusya'nın Hmeymim ve Tartus üslerinden çekilmesi, Ankara'nın Suriye'nin kuzeyindeki operasyonel hareket alanını genişletebilir. Türkiye, uzun zamandır YPG/PKK'nın varlığına karşı mücadele ediyor ve Rusya'nın bölgedeki askeri varlığı, Ankara'nın müdahale seçeneklerini kısıtlıyordu. Rusya'nın etkisinin azalmasıyla Türkiye, sınır güvenliğini sağlamak için daha rahat hareket edebilir. Öte yandan, Rusya'nın bölgeden tamamen çekilmesi, Suriye'deki güç boşluğunu daha da derinleştirebilir ve yeni çatışmalara zemin hazırlayabilir. Bu nedenle Türkiye, hem sahadaki gelişmeleri yakından izlemeli hem de Rusya ve İran ile yürüttüğü diplomatik süreçleri yeniden dengelemeye çalışmalıdır. Ayrıca, Türkiye'nin Suriyeli mültecilerin geri dönüşü için oluşturmayı planladığı güvenli bölge projesi, Rusya'nın askeri varlığının sona ermesiyle daha uygulanabilir hale gelebilir.