Suriye hükümeti, Rusya'nın ülkedeki askeri üslerini devralmak üzere Moskova ile bir anlaşmaya vardı. Bu gelişme, Rusya'nın Ortadoğu'daki stratejik varlığına ağır bir darbe olarak değerlendirilirken, ABD'nin yeni yönetiminin Şam yönetimine yakınlaşma sinyalleri verdiği bir dönemde yaşanıyor. Anlaşma, Suriye'deki iç savaşın seyrini ve bölgesel güç dengelerini doğrudan etkileyecek nitelikte.
Gelişmenin Arka Planı
Suriye ile Rusya arasındaki üs anlaşması, uzun zamandır devam eden müzakerelerin ardından yapıldı. Rusya'nın Tartus'taki deniz üssü ve Hmeymim'deki hava üssü, Moskova'nın Ortadoğu'daki askeri varlığının temel taşlarını oluşturuyordu. Ancak son yıllarda Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ın, Rusya'ya olan bağımlılığını azaltma ve ülkesinin egemenliğini güçlendirme yönünde adımlar attığı görülüyor.
Anlaşmanın detaylarına göre, Rus askeri personeli üslerden çekilecek ve tesisler Suriye ordusunun kontrolüne geçecek. Bu süreçte Rusya'nın, Suriye'ye belirli bir süre askeri danışmanlık ve lojistik destek sağlamaya devam edeceği belirtiliyor. Uzmanlar, bu anlaşmanın Rusya'nın Suriye'deki nüfuzunun sona erdiği anlamına gelmediğini, ancak Moskova'nın bölgedeki askeri ağırlığının gözle görülür şekilde azalacağını ifade ediyor.
Bu gelişme, ABD Başkanı Donald Trump'ın Suriye yönetimiyle diyalog çağrıları yaptığı bir dönemde geldi. Trump'ın, Esad yönetimine yönelik yaptırımları hafifletme ve Şam'la diplomatik ilişkileri yeniden kurma olasılığı, Rusya'nın elini zayıflatan faktörlerden biri olarak gösteriliyor.
Bölgesel veya Küresel Boyut
Rus üslerinin devri, sadece Suriye-Rusya ilişkilerinde değil, Ortadoğu'nun genel jeopolitik haritasında da önemli bir değişim yaratıyor. Rusya'nın askeri varlığını kaybetmesi, İran ve Türkiye gibi ülkelerin etki alanlarını genişletme fırsatı bulmasına yol açabilir. Özellikle İran, Suriye'deki nüfuzunu artırmak için bu durumu avantaja çevirmek isteyebilir.
Öte yandan, ABD'nin Suriye'ye yönelik yeni politikası, Rusya'nın boşalttığı alanın nasıl doldurulacağı konusunda belirleyici olacak. Trump yönetiminin Şam'a yaklaşımı, İran'ın bölgedeki rolünü sınırlama hedefiyle çelişebilir. Bu durum, ABD'nin müttefiki olan Kürt güçleri ve İsrail'in güvenlik hesaplarını da etkileyebilir.
Rusya'nın üslerini kaybetmesi, Moskova'nın Akdeniz'deki deniz gücünü de önemli ölçüde azaltacak. Tartus, Rus donanmasının Akdeniz'deki tek askeri üssü konumundaydı. Bu üssün kaybedilmesi, Rusya'nın Kuzey Afrika ve Orta Doğu'ya yönelik operasyon kabiliyetini ciddi şekilde sınırlayabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Suriye politikası açısından kritik bir önem taşıyor. Rusya'nın Suriye'deki askeri varlığının azalması, Ankara'nın Astana sürecindeki elini güçlendirebilir. Türkiye, İdlib'deki askeri varlığını pekiştirmek ve PKK/YPG'ye yönelik operasyonlarını sürdürmek konusunda daha rahat hareket edebilir. Ancak Rusya'nın çekilmesi, Suriye ordusunun kontrolü ele almasıyla sonuçlanabilir ve bu da Türkiye'nin sahada karşı karşıya olduğu durumu değiştirebilir. ABD'nin Şam yönetimine yakınlaşması, Türkiye'nin Suriye'nin kuzeyindeki varlığını daha da karmaşık hale getirebilir. Öte yandan, Rusya'nın zayıflaması, Ankara'nın Moskova ile olan dengesini yeniden gözden geçirmesini gerektirebilir. Türkiye'nin, bu değişen dengelerde proaktif bir diplomasi izlemesi hayati önem taşıyor.