Suriye'nin kuzeydoğusundaki Kamışlı kentinde, yıllarca süren savaş boyunca kendi kendini yöneten Kürt bölgelerinde Şam'ın otoritesini yeniden tesis etmeye başlamasıyla, Suriyeli Kürtler ana dilde eğitimi koruma arayışında. Kürt yetkililer, bazı derslerin Kürtçe okutulmasına izin veren kararnameyi memnuniyetle karşıladıklarını ancak bunun yeterli olmadığını belirtiyor. Kararname, yıllardır süren çatışma ve özerk yönetim deneyiminin ardından eğitim sisteminde yaşanan dil tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.
Kararnamenin getirdikleri ve sınırlamalar
Şam hükümeti tarafından çıkarılan kararname, Kürt bölgelerindeki okullarda bazı derslerin Kürtçe öğretilmesine olanak tanıyor. Ancak Kürt eğitim yetkilileri, bu iznin ana dilde eğitimin tamamen garanti altına alınması için yeterli olmadığını savunuyor. Kararname, matematik ve fen bilimleri gibi temel derslerin Arapça okutulmaya devam etmesini öngörüyor; Kürtçe ise daha çok seçmeli ders veya edebiyat gibi alanlarla sınırlı tutuluyor. Eğitimciler, bu durumun Kürt çocuklarının ana dilde akademik gelişimini kısıtlayacağını ve kültürel kimliğin aktarımında sorunlara yol açacağını ifade ediyor.
Bölgedeki öğretmenler ve sivil toplum kuruluşları, kararnamenin uygulanmasında belirsizlikler olduğunu belirtiyor. Kimi okullarda Kürtçe ders kitaplarının temini konusunda sıkıntılar yaşanırken, öğretmenlerin dil yeterliliği ve müfredatın nasıl entegre edileceği henüz netleşmiş değil. Yetkililer, kararnamenin pratikte nasıl işleyeceğine dair detayların önümüzdeki günlerde netleşeceğini söylüyor.
Özerk yönetim döneminden bugüne eğitim
Suriye iç savaşının başladığı 2011 yılından bu yana, ülkenin kuzeydoğusundaki Kürt bölgeleri büyük ölçüde özerk bir yapı içinde yönetildi. Bu dönemde Kürtçe eğitim veren okullar açıldı, ana dilde müfredat geliştirildi ve binlerce öğrenci kendi ana dilinde eğitim alma imkânı buldu. Ancak Şam yönetimi, 2018'den itibaren askeri operasyonlarla bölgede kontrolünü artırdı ve 2024 itibarıyla birçok bölgede yeniden merkezi otorite tesis edildi. Bu süreçte, özerk yönetim döneminde kurulan eğitim kurumları ve Kürtçe müfredat, Şam'ın standart Arapça eğitim sistemine entegre edilmeye çalışılıyor.
Kürt yetkililer, son kararnameyi olumlu bir adım olarak görüyor ancak ana dilde eğitimin anayasal güvence altına alınması gerektiğini vurguluyor. Bölgedeki eğitim sendikaları, kararnamenin uygulanmasının takipçisi olacaklarını ve Kürtçe derslerin zorunlu hale getirilmesi için mücadele edeceklerini açıkladı. Suriye hükümeti ise eğitimde birliği sağlamayı hedeflediğini, ancak yerel taleplere de açık olduğunu belirtiyor.
Bölgesel ve uluslararası boyut
Suriye'nin kuzeydoğusundaki gelişmeler, bölgesel güç dengeleri açısından da yakından izleniyor. Türkiye, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ve onun çekirdeği olan Halk Koruma Birlikleri'ni (YPG) terör örgütü PKK'nın uzantısı olarak görüyor ve bölgedeki Kürt yapılanmasına karşı mesafeli duruyor. Rusya ve İran ise Şam yönetiminin otoritesini desteklerken, ABD'nin bölgedeki varlığı ve SDG ile iş birliği, denklemi karmaşıklaştırıyor. Eğitim meselesi, Kürtlerin kültürel hakları ve Suriye'nin toprak bütünlüğü tartışmalarının bir yansıması olarak öne çıkıyor. Uluslararası kuruluşlar, ana dilde eğitimin çocuk hakları açısından önemine dikkat çekiyor ve tüm taraflara diyalog çağrısı yapıyor.
Suriye'deki iç savaş boyunca milyonlarca çocuk eğitimden mahrum kaldı. Birleşmiş Milletler verilerine göre, ülke genelinde okul çağındaki çocukların üçte biri okula gidemiyor. Kürt bölgelerinde ise dil bariyeri, eğitime erişimi daha da zorlaştırıyor. Uzmanlar, ana dilde eğitimin sağlanmasının sadece kültürel bir hak değil, aynı zamanda eğitim kalitesini artıran bir unsur olduğunu belirtiyor. Kararnamenin kapsamının genişletilmesi, bölgede kalıcı barış ve istikrar için kritik görülüyor. Önümüzdeki dönemde, Şam ile Kürt yetkililer arasındaki müzakerelerin seyri, eğitim politikalarının geleceğini belirleyecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Suriye'nin kuzeydoğusundaki Kürt eğitim meselesini yakından izliyor. Ankara, bölgedeki Kürt yapılanmasını PKK uzantısı olarak gördüğünden, ana dilde eğitim taleplerinin siyasi bir projeye dönüşmesinden endişe ediyor. Öte yandan, Suriyeli Kürtlerin meşru kültürel hakları, Türkiye'nin kendi Kürt vatandaşlarına yönelik politikalarıyla da paralellik taşıyor. Şam'ın otoritesini güçlendirmesi, Türkiye'nin sınır güvenliği açısından olumlu bir adım olarak değerlendirilebilir. Ancak eğitimde dil çeşitliliğinin sağlanması, uzun vadede bölgesel istikrar için önemli. Türkiye, Suriye'nin toprak bütünlüğünü desteklerken, Kürt haklarının anayasal güvenceye alınması sürecini dikkatle takip etmeli.