Hollanda'nın Lahey kentinde bulunan Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü (OPCW), 9 Temmuz 2025 tarihinde Suriye'nin oy kullanma hakkını iade etti. 2014 yılından bu yana askıya alınan bu hak, Esad rejiminin çöküşü ve ülkede yaşanan köklü değişimler sonrası tekrar tanındı. OPCW üyesi 193 devletin katılımıyla gerçekleştirilen oylamada, Suriye'nin statüsünde "önemli bir değişiklik" olduğu gerekçesiyle bu karar alındı. Bu gelişme, Suriye'nin uluslararası topluma yeniden entegrasyon sürecinde önemli bir adım olarak yorumlanıyor.
Arka Plan: Esad Rejiminin Düşüşü ve Kimyasal Silah Kullanımı
Suriye, 2013 yılında Şam yakınlarında gerçekleştirilen ve yüzlerce sivilin ölümüne yol açan kimyasal saldırının ardından uluslararası baskılarla kimyasal silah stoklarını imha etmeyi kabul etmişti. Ancak 2014 yılında OPCW, Suriye'nin kimyasal silah beyanındaki tutarsızlıklar ve yeni kullanım iddiaları nedeniyle ülkenin oy kullanma hakkını askıya aldı. Esad yönetimi, 2015'ten itibaren defalarca klor ve sarin gazı kullanmakla suçlandı; 2018'de Douma'da düzenlenen saldırı uluslararası kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Aralık 2024'te Beşar Esad'ın devrilmesi ve yeni bir yönetimin işbaşına gelmesiyle birlikte Suriye'nin kimyasal silah geçmişi yeniden ele alınmaya başlandı.
Yeni Suriye yönetimi, kimyasal silah programını tamamen terk ettiğini ve OPCW ile tam işbirliği yapacağını duyurdu. Bu kapsamda, ülkedeki mevcut kimyasal madde stoklarının envanteri çıkarılıyor ve denetimler için OPCW ekiplerine tam erişim sağlanıyor. Bu adımlar, uluslararası toplumun Suriye'ye olan güvenini kısmen tazeledi ve oy hakkının iadesinin önünü açtı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Suriye'nin OPCW'deki oy hakkını geri kazanması, sadece teknik bir düzenleme değil, aynı zamanda uluslararası sistemin savaş sonrası dönemde Suriye'yi nasıl konumlandıracağına dair bir sinyal. Karar, Rusya ve Çin'in desteğiyle alınırken, ABD ve bazı Avrupa ülkeleri ihtiyatlı bir yaklaşım sergiledi. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, "Suriye'nin kimyasal silah geçmişi henüz tam olarak aydınlatılmadı" diyerek endişelerini dile getirdi. Buna karşılık, Rusya kararı "Suriye'nin egemenliğine saygı" olarak nitelendirirken, Çin ise "yeni dönemde işbirliğinin önemini" vurguladı.
Bölgesel düzeyde, bu gelişme Suriye'nin Arap Birliği'ndeki konumunu güçlendirebilir. Esad sonrası dönemde Suriye, komşu ülkelerle ilişkilerini normalleştirme çabasında. Türkiye, Ürdün ve Irak, yeni yönetimle istikrar ve güvenlik konularında işbirliği yaparken, İran'ın etkisinin azalması dikkat çekiyor. OPCW kararı, Suriye'nin uluslararası meşruiyetini artırarak yeniden yapılanma sürecine katkı sağlayabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Suriye'deki kimyasal silah kullanımından en fazla etkilenen ülkelerden biri oldu. Esad rejiminin 2013-2018 arasında kimyasal silah kullandığı iddiaları, Türkiye'nin sınır güvenliğini tehdit etmiş ve milyonlarca Suriyelinin Türkiye'ye göçüne neden olmuştu. Yeni Suriye yönetiminin kimyasal silahlardan arınma taahhüdü, Türkiye için sınır güvenliği ve istikrar açısından olumlu bir gelişme. Ayrıca, OPCW'de oy hakkının iadesi, Suriye'nin uluslararası topluma entegrasyonunu hızlandırarak Türkiye'nin Suriye'deki yeniden yapılanma sürecine dahil olmasını kolaylaştırabilir. Ancak Türkiye, kimyasal silahların tamamen imha edildiğinden emin olmak için denetim mekanizmalarının etkin işlemesine öncelik vermelidir.