Suriye Dışişleri Bakanı Asaad el-Şeybani, Salı günü düzenlediği ortak basın toplantısında İsrail'i, ülkenin güneyindeki Suveyda kentinde devlet otoritesi dışında faaliyet gösteren silahlı milisleri silah ve parayla desteklemekle suçladı. El-Şeybani, bu grupların bölgede "kaos gündemi"ni hayata geçirmeye çalıştığını belirtti. Açıklama, Suriye'nin egemenliğine yönelik artan endişelerin yaşandığı bir dönemde geldi.
Suçlamanın arka planı ve bölgesel dinamikler
El-Şeybani'nin açıklamaları, Suriye hükümetinin uzun süredir dile getirdiği, İsrail'in ülkenin güneyinde istikrarsızlığı körüklediği yönündeki iddiaların son halkası. Suveyda, çoğunlukla Dürzi nüfusun yaşadığı ve merkezi hükümetin kontrolünün görece zayıf olduğu bir bölge. Son aylarda bölgede silahlı grupların faaliyetlerinde artış olduğu ve yerel halk arasında gerginliğin tırmandığı biliniyor. Suriye yönetimi, bu grupların İsrail tarafından finanse edilip silahlandırıldığını savunuyor.
İsrail, Suriye'deki çatışmalara müdahil olduğu yönündeki suçlamaları genellikle reddediyor. Ancak İsrail'in, Suriye'de İran yanlısı milislerin varlığına karşı zaman zaman hava saldırıları düzenlediği ve bazı muhalif grupları desteklediği biliniyor. Uzmanlar, İsrail'in özellikle İran'ın Suriye üzerinden Lübnan Hizbullahı'na silah sevkiyatını engellemeye odaklandığını belirtiyor. Suveyda'daki gelişmeler, bu karmaşık vekalet savaşının bir parçası olarak görülebilir.
Suriye Dışişleri Bakanı'nın açıklamaları, aynı zamanda Suriye'nin toprak bütünlüğü vurgusunu da içeriyor. El-Şeybani, "Suriye topraklarında devlet dışı silahlı unsurların varlığına asla izin vermeyeceğiz" mesajını verdi. Ancak ülke, yıllardır süren iç savaşın ardından hala istikrarını tam olarak sağlayabilmiş değil. Özellikle güney bölgelerinde, merkezi hükümetin otoritesi sorgulanıyor. Suveyda'da yaşananlar, bu otorite boşluğunun bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
İsrail-Suriye hattında gerilim
İsrail ile Suriye arasındaki ilişkiler, tarihsel olarak düşmanca bir seyir izledi. 1967'den bu yana İsrail'in işgali altındaki Golan Tepeleri, iki ülke arasındaki en önemli anlaşmazlık konusu. Son yıllarda İsrail, Suriye'de İran'ın askeri varlığını engellemek için sık sık hava operasyonları düzenliyor. Suriye rejimi ise bu saldırıları egemenliğine tecavüz olarak nitelendiriyor. Suveyda suçlaması, bu gerilimin yeni bir cephesi olarak yorumlanabilir.
Bölgesel uzmanlar, İsrail'in Suveyda'daki Dürzi gruplarla ilişkilerinin, İran'ın bölgedeki etkisini dengelemek amacı taşıyabileceğini belirtiyor. Dürziler, Suriye'deki azınlık gruplardan biri ve zaman zaman merkezi hükümetle sorunlar yaşıyor. İsrail'in, bu tür grupları destekleyerek Suriye'de kendine yakın bir tampon bölge oluşturma stratejisi izlediği iddia ediliyor. Ancak bu iddialar bağımsız kaynaklar tarafından doğrulanmış değil.
Suriye'nin BM Daimi Temsilcisi'nin geçtiğimiz haftalarda Güvenlik Konseyi'ne yaptığı yazılı başvuruda da benzer suçlamalar yer almıştı. Şam yönetimi, uluslararası toplumu İsrail'in bu tür eylemlerine karşı sessiz kalmamaya çağırıyor. Ancak uluslararası kamuoyunun Suriye konusundaki bölünmüşlüğü, etkili bir yaptırım mekanizmasının işletilmesini zorlaştırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Suriye'nin güneyindeki Suveyda'da yaşananlar ve İsrail'in bölgedeki faaliyetlerine ilişkin suçlamalar, Türkiye'nin güvenlik ve dış politika gündemini yakından ilgilendiriyor. Türkiye, Suriye'nin toprak bütünlüğüne önem veriyor ve bölgede devlet dışı aktörlerin güç kazanmasından endişe duyuyor. İsrail'in Suriye içinde milis grupları desteklediği iddiaları, Türkiye'nin bölgedeki istikrarsızlık unsurlarına karşı tutumunu pekiştirebilir. Ayrıca Türkiye, İsrail'in Suriye'deki eylemlerini yakından takip ederek, kendi güney sınırlarındaki dengeleri korumaya çalışıyor. Suveyda'daki gelişmeler, Türkiye'nin Suriye politikasında İsrail faktörünü daha fazla dikkate almasına yol açabilir. Bölgesel istikrarsızlık, Türkiye için doğrudan bir güvenlik tehdidi oluşturma potansiyeli taşıyor.