Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyon, Yemen'in başkenti Sana'a'da İran destekli Husi militanlarının hedeflerini vurdu. Koalisyon yetkilileri, saldırıların Husi'lerin askeri kapasitesini hedef aldığını belirtti. Bu gelişme, ABD Başkanı Donald Trump'ın Husi'leri kasım ara seçimleri öncesinde petrol fiyatlarını kasten artırmaya çalışmakla suçlamasının ardından geldi. Husi'ler ise saldırıları kınadı ve sivil kayıplar olduğunu iddia etti.
Çatışmanın Arka Planı
Yemen'de 2014'ten bu yana süren iç savaş, Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyonun 2015'te Husi'lere karşı müdahalesiyle uluslararası bir boyut kazandı. Koalisyon, Husilerin başkent Sana'a'yı ele geçirmesinin ardından meşru hükümeti desteklemek için operasyonlar düzenliyor. Husi'ler ise Suudi Arabistan'a yönelik füze ve İHA saldırıları gerçekleştiriyor. Son saldırılar, Husilerin Suudi topraklarına yönelik artan saldırılarının ardından geldi.
Trump yönetimi, İran'ın Husi'lere verdiği destek nedeniyle Tahran'a yönelik yaptırımları sıklaştırdı. Trump, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "İran destekli Husi militanları, petrol fiyatlarını yükselterek ABD ekonomisine zarar vermeye çalışıyor. Bu, seçimlere yönelik bir tehdittir" ifadelerini kullandı. Ancak uzmanlar, Husi saldırılarının petrol fiyatları üzerindeki etkisinin sınırlı olduğunu belirtiyor.
Birleşmiş Milletler, Yemen'deki çatışmanın siviller üzerindeki yıkıcı etkisine dikkat çekerek taraflara itidal çağrısında bulundu. BM verilerine göre, çatışma başladığından bu yana 100 binden fazla kişi hayatını kaybetti ve milyonlarca kişi yerinden edildi. İnsani yardım kuruluşları, ülkedeki gıda ve sağlık hizmetlerine erişimin giderek zorlaştığını vurguluyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Yemen'deki çatışma, Suudi Arabistan ile İran arasındaki vekalet savaşının bir parçası olarak görülüyor. Suudi Arabistan, Husi'lerin İran tarafından silahlandırıldığını ve finanse edildiğini savunurken, İran bu iddiaları reddediyor. ABD, Suudi Arabistan'a istihbarat ve lojistik destek sağlarken, Kongre'de bazı üyeler bu desteğin sorgulanmasını talep ediyor.
Petrol piyasaları, Orta Doğu'daki gerilimin artmasıyla dalgalanma gösterdi. Brent petrol fiyatı, saldırıların ardından yüzde 2'den fazla yükseldi ancak daha sonra kısmen geri çekildi. Analistler, küresel petrol arzında herhangi bir kesinti olmadığını, ancak jeopolitik risk priminin arttığını belirtiyor. Trump'ın suçlamaları, ABD'nin İran'a yönelik "maksimum baskı" politikasının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.
Uluslararası toplum, Yemen'de kapsamlı bir siyasi çözüm için çabalarını sürdürüyor. BM Yemen Özel Temsilcisi, taraflar arasında müzakerelerin yeniden başlatılması için girişimlerde bulunuyor. Ancak sahadaki askeri tırmanma, diplomasiye olan güveni zayıflatıyor. Suudi Arabistan, Husi'lerin liman kenti Hudeyde'den çekilmesini ve başkent Sana'a'dan çıkmasını talep ederken, Husi'ler koalisyonun saldırılarını durdurmasını istiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen krizinde taraflara eşit mesafede durmayı tercih ederken, Suudi Arabistan ile ilişkilerini de korumaya özen gösteriyor. Ancak son dönemde Türkiye'nin Suudi Arabistan ile savunma sanayi anlaşmaları ve ekonomik işbirliği, bölgesel dengelerde yeni bir boyut oluşturdu. Körfez'deki istikrarsızlık, Türkiye'nin enerji güvenliği ve ticaret yolları açısından risk oluşturuyor. Ayrıca İran ile yürütülen diplomasi, Türkiye'nin denge politikasını sürdürmesini gerektiriyor. Yemen'deki çatışmanın tırmanması, Türkiye'nin bölgesel barış ve istikrar çağrılarını daha da önemli kılıyor.