Yemen'in güneybatısındaki Taiz kentinde, İran destekli Husi güçlerinin Yemen hükümet güçlerini kuşatma altına alması ve kilit yol güzergahlarını kapatması sonucu gıda ve temel ihtiyaç maddeleri kıtlığı ciddi boyutlara ulaştı. Birleşmiş Milletler ve uluslararası yardım kuruluşları, kentte mahsur kalan yüz binlerce sivilin insani yardıma erişiminin engellendiğini belirtiyor. Taiz, 2015'ten bu yana Husi güçleri ile Yemen hükümeti ve Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçleri arasında şiddetli çatışmalara sahne oluyor. Son aylarda Husi güçlerinin kentin ana giriş-çıkış noktalarını ve tedarik yollarını kontrol altına alması, bölgede yaşayan sivillerin durumunu daha da kritik hale getirdi.
Kuşatma ve ablukaların arka planı
Taiz kenti, Yemen'in güneybatısında stratejik bir konumda yer alıyor ve ülkenin en büyük üçüncü şehri olarak biliniyor. 2014 yılında Husi güçlerinin başkent Sanaa'yı ele geçirmesinin ardından, 2015'te Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun müdahalesiyle çatışmalar tüm ülkeye yayıldı. Taiz, hükümet güçlerinin elinde kalan önemli merkezlerden biri olarak öne çıkıyor. Ancak kent, Husi güçlerinin kontrol ettiği bölgelerle çevrili durumda. Son dönemde Husi güçleri, kente giden ana yolları ve tedarik hatlarını keserek fiili bir kuşatma uyguluyor. Bu durum, gıda, ilaç, yakıt ve diğer temel ihtiyaç maddelerinin kente ulaşmasını engelliyor. Yerel kaynaklar, pazarlarda gıda fiyatlarının hızla arttığını ve stokların tükenmeye başladığını aktarıyor. Hastanelerde ilaç sıkıntısı had safhada; özellikle kronik hastalar ve çocuklar için hayati risk oluşuyor.
Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA), Taiz'de yaklaşık 600 bin sivilin kuşatma altında olduğunu ve bunların büyük bölümünün acil yardıma ihtiyaç duyduğunu tahmin ediyor. Dünya Gıda Programı (WFP), kente ulaştırılması planlanan yardım konvoylarının güvenlik endişeleri ve ablukalar nedeniyle geciktiğini açıkladı. Yemen hükümeti, uluslararası toplumu Husi kuşatmasını kırmak için acil adım atmaya çağırıyor. Husi yetkilileri ise kuşatmanın askeri bir zorunluluk olduğunu savunuyor ve sivil hedeflerin vurulmadığını iddia ediyor. Ancak bağımsız gözlemciler, ablukaların siviller üzerindeki yıkıcı etkisine dikkat çekiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Yemen'deki insani kriz, dünyanın en büyük insani felaketlerinden biri olarak nitelendiriliyor. BM'ye göre ülke nüfusunun yüzde 80'i insani yardıma muhtaç durumda ve milyonlarca kişi kıtlık riskiyle karşı karşıya. Taiz'deki son gelişmeler, zaten kırılgan olan insani durumu daha da kötüleştiriyor. Bölgesel güçler arasındaki vekalet savaşı, Yemen'de istikrarın sağlanmasını zorlaştırıyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin desteklediği hükümet güçleri ile İran'ın desteklediği Husi güçleri arasındaki mücadele, ülkedeki insani krizi derinleştiriyor. Uluslararası toplum, çatışmanın sona erdirilmesi için çeşitli girişimlerde bulunsa da kalıcı bir barış sağlanamadı. Son olarak, 2022'de ilan edilen ateşkes büyük ölçüde uygulanamadı ve çatışmalar yerel düzeyde devam ediyor.
Taiz'deki kuşatma, Yemen iç savaşının karmaşıklığını gözler önüne seriyor. Kentin düşmesi, hükümet güçleri için büyük bir stratejik kayıp olurken, Husi güçlerinin ülkenin güneyine doğru ilerlemesinin önünü açabilir. Bu durum, bölgesel dengeleri de etkileyebilir. Suudi Arabistan, Yemen'deki savaşı kendi güvenliği için bir tehdit olarak görüyor ve Husi güçlerinin güçlenmesini engellemeye çalışıyor. ABD ve Batılı ülkeler, İran'ın Yemen üzerinden bölgedeki etkisini artırmasından endişe ediyor. Öte yandan, insani yardım kuruluşları, taraflara sivillere kesintisiz yardım ulaştırma çağrısında bulunuyor. BM Güvenlik Konseyi, Yemen'deki insani krizin çözümü için taraflar arasında diyalog çağrısını yineliyor ancak somut bir adım atılamıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen'deki insani krize karşı duyarlılığını sürdürüyor ve çeşitli yardım kuruluşları aracılığıyla bölgeye insani yardım ulaştırıyor. Taiz'deki kuşatma, Türkiye'nin Orta Doğu'daki istikrar arayışını doğrudan etkiliyor. Türkiye, Yemen'deki çatışmanın siyasi çözümle sona ermesini ve ülkenin toprak bütünlüğünün korunmasını savunuyor. Husi kuşatmasının derinleşmesi, bölgede İran'ın etkisinin artmasına işaret ederken, Türkiye'nin Suudi Arabistan ve BAE ile ilişkilerinde de hassas bir denge oluşturuyor. Ayrıca, insani yardımların engellenmesi, Türkiye'nin uluslararası alanda yürüttüğü insani diplomasi çabalarını zorlaştırıyor. Türk dış politikası açısından, Yemen'deki krizin çözümü için bölgesel diyalog mekanizmalarının güçlendirilmesi ve insani yardımların güvenli şekilde ulaştırılması öncelikli hedefler arasında yer alıyor.