Savaşın yıkıma uğrattığı Suriye, yeniden inşa sürecini finanse etmek için iddialı bir planla Orta Doğu'nun yeni transit ve lojistik merkezi olmayı hedefliyor. Şam yönetimi, bu vizyonla dünyanın en stratejik enerji geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı'nın yerini almayı amaçlıyor. Suriye, coğrafi konumunu kullanarak İran'ın Körfez'deki petrol geçiş tekeline alternatif bir rota sunmayı planlıyor.
Yeniden İnşa ve Lojistik Vizyonu
Suriye hükümeti, Akdeniz'e kıyısı olan limanlarını ve kara yollarını geliştirerek Basra Körfezi'nden Avrupa'ya uzanan yeni bir ticaret koridoru oluşturmayı hedefliyor. Bu koridor, Irak üzerinden Suriye'ye, ardından Akdeniz limanlarına ulaşacak. Böylece Hürmüz Boğazı'na alternatif bir enerji ve mal akışı rotası oluşturulması planlanıyor. Suriye, bu girişimle hem ülke içindeki altyapıyı yeniden inşa etmeyi hem de bölgesel bir lojistik üs haline gelmeyi umuyor.
Planın temel ayaklarından biri, Akdeniz kıyısındaki Tartus ve Lazkiye limanlarının modernize edilmesi. Bu limanlar, İran ve Irak'tan gelen petrol ve doğalgazın Avrupa'ya sevk edilmesinde kilit rol oynayabilir. Suriye ayrıca, mevcut kara yolu ve demir yolu ağını genişleterek Irak sınırına kadar uzatmayı planlıyor. Bu projelerin finansmanı için Rusya, Çin ve İran gibi müttefik ülkelerden yatırım bekleniyor.
Ancak bu vizyon, Suriye'nin karşı karşıya olduğu ciddi zorlukları da beraberinde getiriyor. Ülke, on yılı aşkın süredir devam eden iç savaşın ardından büyük bir yıkım yaşadı. Altyapının büyük kısmı kullanılamaz durumda ve yeniden inşa için milyarlarca dolarlık yatırım gerekiyor. Ayrıca Suriye, uluslararası yaptırımlar ve tanınmama sorunuyla karşı karşıya. Batılı ülkeler, Beşar Esad yönetimiyle normalleşmeye sıcak bakmıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Suriye'nin bu hamlesi, Orta Doğu'daki güç dengelerini derinden etkileyebilir. Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık %20'sinin geçtiği stratejik bir nokta ve İran'ın elinde önemli bir koz. Suriye'nin alternatif bir rota sunması, İran'ın bu boğaz üzerindeki kontrolünü zayıflatabilir. Ancak bu aynı zamanda İran ile Suriye arasında gerilime neden olabilir; zira Şam, Tahran'ın en yakın müttefiki konumunda.
Irak'ın da plana dahil edilmesi, Ankara ve Bağdat arasında zaten tartışmalı olan su ve sınır güvenliği konularını daha karmaşık hale getirebilir. Rusya, bu projeyi Akdeniz'deki askeri varlığını güçlendirmek için bir fırsat olarak görüyor. Moskova, Tartus askeri üssünü lojistik bir merkeze dönüştürmeyi planlıyor. Çin ise Kuşak ve Yol projesi kapsamında Suriye'yi Akdeniz'e açılan bir kapı olarak değerlendiriyor.
ABD ve Avrupa Birliği ise Esad yönetimiyle işbirliğine şimdilik sıcak bakmıyor. Batı ülkeleri, Suriye'nin yeniden inşasını Esad'ın meşruiyetini pekiştireceği gerekçesiyle desteklemiyor. Bu nedenle planın hayata geçmesi için Suriye'nin uluslararası alanda tanınma sorununu çözmesi gerekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Suriye'nin transit merkez olma girişimi, Türkiye için hem fırsat hem de risk barındırıyor. Türkiye, halihazırda Avrupa ile Orta Doğu arasında önemli bir lojistik köprü konumunda. Suriye'nin bu alana girmesi, Türkiye'nin bölgesel transit ticaretteki payını azaltabilir. Öte yandan, Türkiye'nin Suriye ile kara sınırı ve tarihi bağları, bu projeye dahil olmasına olanak tanıyabilir. Türkiye, Irak üzerinden gelen koridorun Akdeniz'e ulaşması için Suriye'ye alternatif olarak Mersin ve İskenderun limanlarını önerebilir. Ancak Suriye'deki PKK/YPG varlığı ve Esad yönetimiyle ilişkiler, Türkiye'nin bu projeye temkinli yaklaşmasına neden oluyor. Türkiye, kendi güney sınırında istikrarı gözeterek, bölgesel lojistik ağlarda aktif rol almaya devam edecektir.