Suriye'nin kimyasal silah programını sona erdirme taahhüdünün üzerinden on yıldan fazla bir süre geçmesine rağmen, uluslararası denetçiler ülkede daha önce kayıtlara geçmemiş çok sayıda kimyasal silah malzemesi ortaya çıkardı. Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü (OPCW) müfettişleri, Suriye'deki güvenlik geçiş sürecinin kırılgan olduğu bir dönemde, daha önce bildirilmemiş tesislerde ve stoklarda kimyasal savaş ajanları ve öncü maddeler tespit etti. Bu keşif, uluslararası toplumun Suriye yönetiminin kimyasal silah stoklarını tamamen imha ettiği yönündeki uzun süredir devam eden inancını sarsarken, bölgedeki güvenlik endişelerini de yeniden alevlendirdi.
Gelişmenin arka planı
Suriye, 2013 yılında Guta bölgesinde sarin gazı saldırısı sonucu yüzlerce sivilin ölmesinin ardından, Rusya'nın arabuluculuğunda kimyasal silahlarını imha etme sözü vermişti. O tarihten bu yana OPCW, Suriye'deki kimyasal silah programını sökme çalışmalarını denetledi ve 2014 yılında ülkenin bildirdiği tüm kimyasal silah malzemelerinin imha edildiğini doğruladı. Ancak son keşifler, Suriye'nin taahhütlerini tam olarak yerine getirmediğini ve saklı kalmış malzemelerin varlığını işaret ediyor.
Müfettişler, Suriye'nin farklı bölgelerinde, özellikle de rejim kontrolündeki alanlarda, kimyasal silah üretiminde kullanılan öncü kimyasallar ve nöbetçi gazları içeren variller buldu. Ayrıca, bazı tesislerde sarin gazı üretiminde kullanılan izopropanol ve diğer kimyasalların bulunduğu belirlendi. OPCW, bu malzemelerin tam olarak ne zaman ve nasıl saklandığına dair soruşturma başlattı.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu gelişme, Suriye'de devam eden iç savaşın ardından güvenlik geçiş sürecinin hassas bir aşamada olduğu bir döneme denk geldi. Esad yönetimi, uluslararası toplumun kimyasal silahsızlanma konusundaki güvenini sarsarken, aynı zamanda bölgedeki diğer aktörler İsrail, Türkiye ve İran'ın güvenlik hesaplamalarını da etkiliyor. Özellikle İsrail, Suriye'deki kimyasal silah varlığını kendi kırmızı çizgisi olarak tanımlıyor ve daha önce bu hedeflere yönelik hava saldırıları düzenlemişti.
ABD ve Avrupa Birliği, OPCW'nin bulgularını yakından takip ederken, Suriye'ye yönelik yaptırımların sıkılaştırılması ihtimali masada. Rusya ise Suriye'nin taahhütlerini ihlal ettiği iddialarına temkinli yaklaşıyor ve konunun siyasileştirilmemesi gerektiğini savunuyor. Bu durum, uluslararası silah kontrolü rejimlerinin etkinliği konusunda da soru işaretlerini beraberinde getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Suriye'de gizli kimyasal silah stoklarının bulunması, Türkiye'nin güney sınırında doğrudan bir tehdit oluşturuyor. Türkiye, iç savaş boyunca kimyasal silah kullanımına karşı net bir tavır sergilemiş ve bu tür silahların yayılmasını engellemek için uluslararası çabalara destek vermişti. Yeni keşif, Türkiye'nin sınır güvenliği politikalarını yeniden değerlendirmesini gerektirebilir. Ayrıca, Türkiye'nin mülteci akınlarına ve terör örgütlerinin kimyasal silah edinme riskine karşı hazırlıklı olması önem kazanıyor. Türk istihbarat birimlerinin, bu tür malzemelerin sınır ötesi hareketliliğini izlemek için iş birliğini artırması muhtemel.