Suriye Demokratik Güçleri (SDG) komutanı Mazlum Abdi, 25 Ağustos'ta Şam'da düzenlediği basın toplantısında örgütün feshedildiğini ve Suriye ordusuna katıldığını duyurdu. Abdi, açıklamasını önce Arapça ardından Kürtçe yaparak, SDG'nin artık bağımsız hareket etmeyeceğini belirtti. Bu gelişme, Suriye iç savaşında kritik bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor ve Türkiye'nin bölgedeki Kürt politikalarını doğrudan etkiliyor.
SDG'nin Feshi: Arka Plan ve Süreç
Suriye Demokratik Güçleri, 2015 yılında IŞİD'e karşı ABD öncülüğündeki koalisyonun desteklediği bir şemsiye örgüt olarak kuruldu. Ağırlıklı olarak Halk Koruma Birlikleri (YPG) ve Kadın Koruma Birlikleri (YPJ) gibi Kürt gruplardan oluşan SDG, zamanla Arap, Süryani ve diğer azınlık gruplarını da bünyesine kattı. Ancak Türkiye, YPG'yi PKK'nın uzantısı olarak gördüğü için SDG'yi terör örgütü olarak sınıflandırdı ve uzun yıllar boyunca ABD'ye SDG'ye verdiği desteği kesmesi çağrısında bulundu.
SDG'nin feshi kararı, uzun süredir devam eden müzakerelerin ve bölgesel aktörlerin artan baskısının bir sonucu olarak ortaya çıktı. Suriye hükümeti ile SDG arasında 2023'ten bu yana devam eden görüşmeler, örgütün Suriye ordusuna entegrasyonu konusunda somut adımların atılmasıyla sonuçlandı. Abdi'nin açıklaması, SDG'nin askeri güçlerinin Suriye Savunma Bakanlığı bünyesine alınacağını ve siyasi kanadının da Suriye'deki siyasi sürece dahil olacağını gösteriyor. Bu entegrasyon, Suriye'nin toprak bütünlüğünü güçlendirme ve ülkedeki yabancı milis güçlerini azaltma hedefine hizmet ediyor.
SDG'nin feshi, aynı zamanda ABD'nin Suriye politikasındaki bir değişimi de yansıtıyor. ABD, SDG'ye verdiği desteği, IŞİD ile mücadeledeki rolü nedeniyle sürdürüyordu. Ancak IŞİD tehdidinin azalması ve ABD'nin Orta Doğu'daki askeri varlığını gözden geçirmesi, SDG'nin geleceğini belirsizleştirmişti. Washington'ın Şam ile diyaloğu artırması ve SDG'nin Suriye hükümetiyle bütünleşmesini desteklemesi, bu süreci hızlandırdı. Bölgesel aktörler olan Rusya ve İran da Suriye hükümetinin otoritesini güçlendirmek için SDG'nin entegrasyonunu olumlu karşıladı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
SDG'nin feshi ve Suriye ordusuna katılımı, Orta Doğu'daki güç dengelerini önemli ölçüde etkileyecek. Öncelikle, Suriye'nin kuzeydoğusunda özerk bir Kürt yapılanması olasılığı ortadan kalkmış veya en azından zayıflamış durumda. Türkiye, yıllardır Suriye'nin kuzeyinde PKK/YPG kontrolünde bir oluşumun kendisi için tehdit oluşturduğunu savunuyor ve bu tür bir yapılanmayı engellemek için askeri operasyonlar düzenledi. SDG'nin merkezi hükümete entegrasyonu, Türkiye'nin güvenlik kaygılarını bir ölçüde giderebilir; ancak YPG unsurlarının Suriye ordusu içinde nasıl konumlandırılacağı ve Türkiye'nin bu süreci nasıl izleyeceği kritik bir mesele.
Bölgesel düzeyde, SDG'nin feshi Suriye'nin yeniden inşası ve istikrarı açısından olumlu bir adım olarak görülüyor. Ancak Suriye hükümetinin bu entegrasyonu ne kadar etkin bir şekilde yönetebileceği ve Kürt nüfusun siyasi haklarının korunup korunmayacağı belirsizliğini koruyor. Kürt gruplar, SDG'nin feshiyle birlikte elde ettikleri kazanımları kaybetme riskiyle karşı karşıya. Öte yandan, Suriye hükümeti için bu entegrasyon, ülkenin kuzeydoğusundaki kontrolünü artırma ve egemenliğini pekiştirme fırsatı sunuyor.
Küresel boyutta ise, SDG'nin feshi ABD'nin Orta Doğu'daki müttefiklik ilişkilerinde bir dönüşümü işaret ediyor. ABD'nin Suriye'deki varlığını azaltması ve yerel müttefiklerini merkezi hükümetle bütünleşmeye teşvik etmesi, Washington'ın bölgedeki önceliklerini yeniden tanımladığını gösteriyor. Bu durum, Rusya ve İran'ın Suriye'deki etkisini artırabilir ve bölgesel güçler arasındaki rekabeti yeni bir aşamaya taşıyabilir. Ayrıca, SDG'nin feshi, IŞİD ile mücadelede elde edilen kazanımların korunması açısından da dikkatle izlenmeli; zira SDG, IŞİD'e karşı en etkili kara gücüydü.
Türkiye Açısından Değerlendirme
SDG'nin feshi ve Suriye ordusuna katılımı, Türkiye'nin Suriye politikası açısından önemli bir fırsat ve aynı zamanda bir sınav niteliğinde. Türkiye, uzun süredir Suriye'nin kuzeyinde PKK/YPG varlığına son verilmesini ve bu bölgelerin Suriye hükümetinin kontrolüne geçmesini istiyordu. SDG'nin feshi, bu hedefe ulaşma yolunda bir adım olarak görülebilir. Ancak YPG unsurlarının Suriye ordusu içindeki konumu ve olası özerk yapılanmalar, Türkiye'nin güvenlik endişelerini tam olarak gidermeyebilir. Türkiye, entegrasyon sürecini yakından izleyerek, sahada kendi güvenlik çıkarlarını korumak için gerekli tedbirleri alacaktır. Ayrıca, Suriye'nin toprak bütünlüğünün güçlenmesi, Türkiye için uzun vadede istikrar ve ekonomi açısından olumlu sonuçlar doğurabilir; sınır ticaretinin canlanması ve mültecilerin gönüllü geri dönüşü için uygun ortam oluşabilir.