Financial Times yazarı Rana Foroohar'ın yeni kitabı “Sea Change” (Deniz Değişimi), ABD'nin Arktik bölgesinde küresel rekabette neden geri planda kaldığını ve Washington'ın bu stratejik bölgeye yeterince önem vermediğini ortaya koyuyor. Kitap, iklim değişikliğiyle birlikte buzulların erimesi sonucu açılan yeni deniz yolları ve zengin doğal kaynakların, Arktik'i 21. yüzyılın en kritik jeopolitik satranç tahtası haline getirdiğini vurguluyor. ABD'nin bu yeni döneme hazırlıksız yakalandığını savunan Foroohar, Rusya ve Çin'in bölgede hızla nüfuz kazandığını, ABD'nin ise altyapı, teknoloji ve strateji eksikliği nedeniyle geride kaldığını belirtiyor.
Arktik'te Değişen Dengeler ve ABD'nin Eksiklikleri
Rana Foroohar, kitabında ABD'nin Arktik politikasını eleştiriyor. Buzulların erimesiyle birlikte Kuzey Deniz Yolu ve Kuzeybatı Geçidi gibi yeni ticaret rotaları açılıyor. Bu rotalar, Asya ile Avrupa arasındaki deniz ticaretini %40'a varan oranda kısaltma potansiyeli taşıyor. Rusya, halihazırda Kuzey Deniz Yolu'nda altyapı yatırımlarını hızlandırmış ve nükleer buz kırıcı filosuyla bölgede etkinliğini artırmış durumda. Çin ise “Kutup İpek Yolu” projesi kapsamında Arktik'te araştırma istasyonları kuruyor ve buz kırıcı gemiler inşa ediyor. Buna karşılık ABD, yalnızca iki buz kırıcıya sahip ve bunların da bakımı yıllardır ihmal edilmiş durumda. Foroohar, ABD'nin Arktik'teki varlığının yetersiz olduğunu, bölgede üs ve liman altyapısının olmadığını, ayrıca yerli halklarla ilişkilerin de zayıf kaldığını ifade ediyor.
Kitapta ayrıca, ABD'nin Arktik Konseyi'ndeki etkinliğinin azaldığı, Rusya'nın Konsey başkanlığını kullandığı ve Çin'in gözlemci statüsüyle bile bölgede söz sahibi olmaya başladığı belirtiliyor. Foroohar'a göre, ABD yönetimi Arktik'i bir öncelik olarak görmüyor; savunma bütçesinde Arktik'e ayrılan pay son derece düşük. Öte yandan, iklim değişikliğinin etkileri bölgede hızla artıyor; sıcaklık artışı küresel ortalamanın iki katından fazla. Bu durum, yalnızca çevresel değil, aynı zamanda askeri ve ekonomik bir rekabeti de beraberinde getiriyor.
Küresel ve Bölgesel Yansımalar
Arktik, dünya petrol ve doğalgaz rezervlerinin yaklaşık %13'ünü barındırıyor. Ayrıca nadir toprak elementleri, balıkçılık kaynakları ve stratejik deniz yolları açısından büyük önem taşıyor. ABD'nin bölgedeki zayıflığı, yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda askeri güvenlik açısından da risk oluşturuyor. Rusya, Arktik'te hava savunma sistemleri ve deniz üsleri kurarak bölgeyi adeta bir askeri üs haline getirmiş durumda. Çin ise ekonomik yatırımlarla bölgede kalıcı bir varlık oluşturmayı hedefliyor. NATO üyesi Norveç, Danimarka ve Kanada da Arktik'te egemenlik haklarını korumak için çaba sarf ediyor. Ancak ABD'nin liderlik eksikliği, NATO içinde de bir boşluk yaratıyor. Foroohar, ABD'nin Arktik'te etkin olabilmesi için acilen buz kırıcı filosunu güçlendirmesi, bölgede liman ve üs yatırımları yapması ve Arktik Konseyi'nde daha aktif bir diplomasi yürütmesi gerektiğini savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Arktik'teki gelişmeler doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, küresel ticaret yollarının değişmesi ve enerji kaynaklarının yeniden paylaşımı Türkiye'nin ekonomi ve güvenlik politikalarını dolaylı olarak etkileyebilir. Özellikle Kuzey Deniz Yolu'nun açılması, Süveyş Kanalı üzerinden yapılan ticaretin azalmasına neden olursa, Türkiye'nin lojistik ve transit geçiş gelirleri olumsuz etkilenebilir. Ayrıca NATO içindeki denge değişiklikleri, Türkiye'nin ittifak içindeki konumunu etkileyebilir. Türkiye, Arktik Konseyi'nde gözlemci statüsüne sahip olmasa da, bölgedeki bilimsel araştırmalara katılım ve kutup politikaları geliştirme konusunda adımlar atabilir.