Birleşmiş Milletler'e bağlı Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Yönetim Kurulu, Çarşamba günü Suriye aleyhine yürütülen ve yıllardır devam eden nükleer soruşturmayı resmen kapatma kararı aldı. Karar, Suriye'de Beşar Esad rejiminin devrilmesinin ardından göreve gelen yeni yönetimin, ajansın denetçilerine ülkedeki kilit nükleer sahalara erişim izni vermesiyle mümkün oldu. Böylece 2007'den bu yana Suriye'nin gizli nükleer faaliyetlerine ilişkin devam eden uluslararası inceleme sona ermiş oldu.
Soruşturmanın Arka Planı ve Kapatılma Süreci
UAEA, Suriye'nin 2007 yılında İsrail'in hava saldırısıyla yok ettiği Deyr ez-Zor bölgesindeki El Kibar tesisinde beyan edilmemiş bir nükleer reaktör inşa ettiğine dair güçlü kanıtlar elde etmişti. O dönemde Suriye, tesisi askeri bir tesis olarak tanımlamış ve ajansın inceleme taleplerini reddetmişti. UAEA, yıllar boyunca Suriye'den tam işbirliği yapmasını istemiş ancak Esad yönetimi, özellikle 2011'de başlayan iç savaşın ardından denetçilere erişim vermeyi sürekli olarak reddetmişti.
Esad rejiminin Aralık 2024'te çökmesi ve yeni bir geçiş hükümetinin kurulmasıyla birlikte Suriye'nin pozisyonu değişti. Yeni yetkililer, UAEA ile işbirliği yapma ve ülkedeki nükleer altyapıya ilişkin şeffaflık sağlama taahhüdü verdi. Ajans, kısa süre önce Suriye'ye bir teknik heyet göndererek daha önce erişilemeyen bölgelerde incelemelerde bulundu. Heyet, söz konusu sahalarda herhangi bir nükleer madde veya beyan edilmemiş faaliyet izine rastlamadı.
UAEA Genel Direktörü Rafael Mariano Grossi, Yönetim Kurulu'na sunduğu raporunda, "Suriye'nin yeni yönetiminin gösterdiği işbirliği ve sağladığı erişim sayesinde, ülkenin nükleer programına ilişkin kapsamlı bir değerlendirme yapma imkânı bulduk. Elde edilen bulgular, soruşturmanın kapatılması için yeterli" ifadelerini kullandı. Kurul, yapılan oylamada soruşturmanın kapatılmasını kabul etti. Karar, Batılı ülkelerin yanı sıra Rusya ve Çin'in de onayını aldı.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Suriye'nin nükleer dosyasının kapanması, Orta Doğu'daki nükleer silahlanma dinamikleri açısından kritik bir adım olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, Suriye'nin artık UAEA'nın düzenli denetimleri altında olacağını ve gelecekte nükleer tesis kurması durumunda bunu beyan etmek zorunda kalacağını belirtiyor. Ancak İsrail, Suriye'nin geçmişte olduğu gibi gizli yollarla nükleer kapasite edinme girişimlerinde bulunabileceği endişesini koruyor. İsrail, 2007'deki hava saldırısıyla Suriye'nin nükleer reaktörünü yok etmişti ve o günden bu yana Suriye'nin nükleer faaliyetlerini yakından takip ediyor.
Öte yandan, UAEA'nın Suriye dosyasını kapatması, İran'ın nükleer programına ilişkin devam eden anlaşmazlıkla tezat oluşturuyor. İran, UAEA ile işbirliği konusunda isteksiz davranırken, Suriye'nin yeni yönetimi işbirliği kartını oynayarak uluslararası toplumla normalleşme yolunda önemli bir adım attı. Bu durum, bölgede nükleer şeffaflık konusunda farklı yaklaşımların ortaya çıktığını gösteriyor.
Ayrıca, Suriye'nin nükleer soruşturmasının kapanması, ülkeye yönelik uluslararası yaptırımların hafifletilmesi sürecine de katkı sağlayabilir. Batılı ülkeler, Suriye ile ilişkilerin normalleşmesi için nükleer şeffaflık ve kimyasal silahların tasfiyesi gibi konularda ilerleme kaydedilmesini şart koşuyordu. UAEA kararı, bu yöndeki beklentileri güçlendirdi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Suriye'nin nükleer soruşturmasının kapanması, Türkiye'nin güvenlik ve dış politika çıkarları açısından olumlu bir gelişme olarak öne çıkıyor. Uzun yıllar Suriye'deki istikrarsızlıktan olumsuz etkilenen Türkiye, komşusunda nükleer silahlanma riskinin ortadan kalkmasını memnuniyetle karşılayacaktır. Nükleer yayılmanın önlenmesi, bölgesel istikrar için kritik. Ayrıca, Suriye'nin uluslararası denetime açılması, Türkiye'nin desteklediği ılımlı muhalefet ve yeni yönetimle ilişkilerin normalleşmesine katkı sağlayabilir. Türkiye, Suriye'nin toprak bütünlüğünü ve egemenliğini savunurken, nükleer maddelerin yasa dışı yollarla temin edilmesinin önlenmesi için UAEA ile işbirliğini sürdürmeli.