Suriye hükümeti, artan küresel tedarik maliyetleri ve Baniyas rafinerisindeki bakım çalışmalarını gerekçe göstererek akaryakıt ürünlerine yüzde 9 ile yüzde 40 arasında değişen oranlarda zam yaptı. Fiyatlandırma Yüksek Komitesi tarafından pazar günü yayımlanan yeni tarifeyle benzin, mazot ve sıvılaştırılmış petrol gazı (LPG) gibi temel ürünlerin fiyatları önemli ölçüde arttı. Karar, ülkedeki zaten kırılgan olan ekonomik koşulları daha da ağırlaştıracak ve halkın alım gücünü düşürecek.
Zamların arka planı: İthalat maliyetleri ve rafineri bakımı
Suriye resmi haber ajansı SANA'ya göre, fiyat artışları küresel piyasalardaki akaryakıt fiyatlarının yükselmesi ve ülkenin ana rafinerisi olan Baniyas'taki periyodik bakım çalışmaları nedeniyle kaçınılmaz hale geldi. Baniyas Rafinerisi, Suriye'nin en büyük petrol işleme tesisi konumunda ve ülkenin akaryakıt ihtiyacının önemli bir bölümünü karşılıyor. Bakım süresince üretim kapasitesi düşerken, bu açığı kapatmak için ithalata yönelmek gerekiyor. Ancak savaş sonrası yaptırımlar ve ekonomik izolasyon nedeniyle Suriye, küresel piyasalardan uygun fiyatlı akaryakıt temin etmekte zorlanıyor. Yeni fiyat listesine göre, 1 litre benzinin fiyatı yaklaşık yüzde 40 artışla 12.000 Suriye lirasına (resmi kura göre yaklaşık 1 dolar) yükseldi. Mazot fiyatı ise yüzde 25 artışla 8.500 lira oldu. Sanayi ve ticarette yaygın olarak kullanılan mazottaki artış, üretim maliyetlerini ve dolayısıyla temel tüketim mallarının fiyatlarını yukarı çekecek. LPG fiyatı da yüzde 9 artışla 15.000 liraya çıkarıldı. Bu ürünler, özellikle kış aylarında ısınma ve yemek pişirme için hayati önem taşıyor. Suriye hükümeti, sübvansiyonlu akaryakıt dağıtımını kısıtlı tutmaya devam ediyor. Ülkede akaryakıt iki fiyatlı sistemle satılıyor: Devlet tarafından tahsis edilen sübvansiyonlu miktarın üzerindeki tüketim, serbest piyasa fiyatlarından karşılanıyor. Yeni zamlar, serbest piyasa fiyatlarını daha da yukarı taşıyacak ve karaborsayı besleyebilir. Ekonomistler, akaryakıt fiyatlarındaki artışın enflasyonu hızlandıracağı ve Suriye lirasının değer kaybını derinleştireceği uyarısında bulunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Enerji krizi ve jeopolitik yansımalar
Suriye'deki akaryakıt zamları, ülkenin iç savaş sonrası toparlanma çabalarını sekteye uğratacak nitelikte. Ülke, petrol üretiminde ciddi düşüş yaşıyor; savaş öncesi günlük 380 bin varil civarında olan üretim, şimdilerde 80 bin varilin altına inmiş durumda. Bu durum, Suriye'nin enerji ihtiyacının büyük kısmını ithalatla karşılamasını zorunlu kılıyor. Ancak ABD ve Avrupa Birliği yaptırımları, Suriye'nin uluslararası bankacılık sistemine erişimini kısıtlıyor ve ithalat ödemelerinde ciddi zorluklar yaşanıyor. Bölgesel olarak, Suriye'nin enerji tedarikinde İran ve Rusya öne çıkıyor. İran, Suriye'ye düzenli olarak petrol sevkiyatı yaparken, Rusya da rafineri kapasitesinin artırılması için teknik destek sağlıyor. Ancak bu ülkelerin kendileri de yaptırım altında olduğu için tedarik zinciri kırılgan. Son dönemde Arap Birliği'ne dönüş sinyali veren Suriye, Körfez ülkelerinden yatırım ve enerji desteği arayışında. Suudi Arabistan ve BAE ile yürütülen görüşmeler, akaryakıt ithalatında alternatif kanallar yaratabilir; ancak bu süreç henüz somut bir sonuç üretmiş değil. Küresel ölçekte ise akaryakıt fiyatları, OPEC+ kararları ve Rusya-Ukrayna savaşının etkisiyle dalgalı seyrediyor. Brent petrolün varil fiyatı son aylarda 80-90 dolar bandında hareket ederken, rafineri marjları da arz kısıtları nedeniyle yüksek. Suriye gibi ithalatçı ülkeler için bu durum, döviz rezervleri üzerinde ek baskı oluşturuyor. Ülkenin döviz rezervleri kritik seviyede; Merkez Bankası verilerine göre rezervler 1 milyar doların altına inmiş durumda. Bu da akaryakıt ithalatının finanse edilmesini giderek zorlaştırıyor. Uzmanlar, Suriye'deki fiyat artışlarının halk arasında hoşnutsuzluğu artırabileceğini ve protesto riskini yükseltebileceğini belirtiyor. Ülke genelinde elektrik kesintileri günlük 20 saati aşmış durumda ve halk, jeneratör yakıtı bulmakta zorlanıyor. Akaryakıt zamları, bu zorlukları daha da derinleştirecek. Ayrıca, tarım ve ulaşım sektörleri de artan maliyetlerden olumsuz etkilenecek; bu da gıda fiyatlarını yukarı çekerek gıda güvenliğini tehdit edebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Suriye'deki akaryakıt zamları, Türkiye'nin güney sınırındaki ekonomik istikrarsızlığı derinleştirerek göç baskısını artırabilir. Türkiye, hâlihazırda 3 milyondan fazla Suriyeli mülteciye ev sahipliği yapıyor; artan hayat pahalılığı yeni göç dalgalarını tetikleyebilir. Ayrıca, Suriye'nin enerji ihtiyacındaki artış, Türkiye üzerinden yapılan kaçak akaryakıt ticaretini ve sınır güvenliği risklerini büyütebilir. Öte yandan, Türkiye'nin Suriye'nin kuzeyindeki enerji altyapısına yönelik potansiyel yatırımları, bölgesel istikrar açısından fırsat olabilir. Ancak mevcut koşullarda öncelikli risk, ekonomik çöküşün yol açacağı insani kriz ve güvenlik sorunlarıdır.