Suriye, Amerika Birleşik Devletleri'nin Şam yönetimini terörü destekleyen ülkeler listesinden çıkarma kararını memnuniyetle karşıladı. Suriye Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, 'Suriye tarihinde karanlık bir sayfa kapanmıştır' ifadelerini kullandı. Bu gelişme, yıllardır uluslararası yaptırımlar altında izole bir konumda bulunan Suriye için önemli bir diplomatik kazanım olarak değerlendiriliyor. ABD Dışişleri Bakanlığı'nın daha önce duyurduğu karar, Suriye'deki geçici yönetimin uluslararası meşruiyet arayışında kritik bir adım olarak görülüyor.
Gelişmenin Arka Planı: Yıllar Süren Yaptırımlar ve Diplomatik İzolasyon
ABD, Suriye'yi 1979 yılından bu yana terörü destekleyen ülkeler listesinde tutuyordu. Beşşar Esed yönetiminin 2011'de başlayan iç savaşta muhaliflere yönelik şiddetli baskısı ve müttefiki İran'ın bölgedeki faaliyetleri, bu statünün devamında etkili olmuştu. Ancak son yıllarda, özellikle Esed'in Rusya ve İran'ın desteğiyle kontrolü büyük ölçüde sağlaması, Arap Birliği'ne yeniden kabul edilmesi ve bazı bölgesel aktörlerle normalleşme adımları, Washington'da farklı bir değerlendirmeye yol açtı.
ABD yönetimi, kararın gerekçesini açıklarken, Suriye'de insani yardımların ulaştırılması ve siyasi çözüm sürecinin ilerletilmesi için bu adımın atıldığını belirtti. Suriye Dışişleri Bakanı ise bu kararın 'uluslararası toplumla iş birliğini güçlendireceğini ve Suriye halkının refahına katkı sağlayacağını' söyledi. Ayrıca, Esed rejiminin otoriter yapısına rağmen, bu tür adımların ülkedeki istikrarı artırabileceği yorumları yapılıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Ortadoğu'da Yeni Denge Arayışı
ABD'nin bu kararı, sadece Suriye'yi değil, tüm Ortadoğu'daki güç dengelerini etkileyecek potansiyele sahip. Suriye'nin Arap Birliği'ne dönüşü ve komşu ülkelerle ilişkilerini normalleştirme çabaları, bölgedeki statükoyu değiştiriyor. Özellikle İran ve Rusya'nın Suriye üzerindeki etkisi, ABD'nin bu adımının ardından nasıl şekilleneceği merak konusu. Bazı analistler, Washington'un bu hamlesiyle Şam'ı Batı'ya yakınlaştırmayı ve İran etkisini sınırlamayı hedeflediğini öne sürüyor.
Diğer yandan, İsrail ve Körfez ülkelerinin tepkisi de yakından takip ediliyor. İsrail, Suriye topraklarında İran varlığının azaltılması için bu kararı bir fırsat olarak görebilir. Suudi Arabistan ve BAE gibi ülkeler ise Esed yönetimiyle ilişkilerini normalleştirme sürecinde bu kararın olumlu bir etki yaratmasını bekliyor. Ancak, Suriye'deki insan hakları ihlalleri ve savaş suçları iddiaları, bu normalleşmenin önündeki en büyük engel olmaya devam ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Suriye'deki gelişmeleri yakından takip ediyor. ABD'nin bu kararı, Ankara'nın Şam'la normalleşme sürecine dolaylı olarak katkı sağlayabilir. Ancak Türkiye, PKK/YPG'nin Suriye'deki varlığı ve sınır güvenliği konusunda hassasiyetini koruyor. ABD'nin bu adımı, Suriye'nin toprak bütünlüğü ve istikrarına yönelik olumlu bir sinyal olsa da, Ankara'nın öncelikli endişeleri olan terörle mücadele ve mülteci krizi konularında somut adımlar atılmasını bekliyor. Türkiye, Suriye'de kalıcı barış için siyasi sürecin yanı sıra sahada da somut ilerleme kaydedilmesi gerektiğini vurguluyor.