Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) arasındaki kara sınırından yapılan ticarette, artan siyasi gerginlikler nedeniyle ciddi gecikmeler yaşanıyor. Middle East Eye’ın haberine göre, sınır kapılarında uygulanan ek denetimler ve bürokratik engeller, tır ve kamyonların günlerce beklemesine yol açıyor. Bu durum, iki ülke arasındaki yıllık 20 milyar doları aşan ticaret hacmini tehdit ediyor. Özellikle Birleşik Arap Emirlikleri’ne ihraç edilen Suudi gıda ürünleri ve inşaat malzemelerinde gecikmeler yaşandığı belirtiliyor.
Gelişmenin arka planı
Suudi Arabistan ve BAE, uzun süredir Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) çerçevesinde yakın müttefikler olarak görülse de, son yıllarda iki ülke arasında özellikle dış politika konularında görüş ayrılıkları belirginleşti. Yemen’deki iç savaş, OPEC+ petrol üretim kotaları ve Katar’a yönelik ambargo gibi konularda yaşanan anlaşmazlıklar, ilişkileri geren başlıca unsurlar arasında yer alıyor.
Rapora göre, Suudi Arabistan yönetimi, BAE’nin Yemen’deki güney ayrılıkçı grupları desteklemesinden rahatsızlık duyuyor. Ayrıca, 2021’de Suudi Arabistan’ın BAE ile birlikte Körfez ortak pazarı kurma girişimleri de sonuçsuz kaldı. Bu siyasi gerginlikler, ticari alana da yansımış durumda. Sınır geçişlerinde uygulanan ek kontroller, resmi olarak gümrük verimliliğini artırma amacı taşısa da, uzmanlar bunun siyasi bir mesaj niteliği taşıdığını düşünüyor.
Suudi Arabistan’ın batısındaki El Batha sınır kapısı, ticari araçlar için ana geçiş noktası olarak öne çıkıyor. Geçtiğimiz ay bu kapıda tırların ortalama bekleme süresi 72 saate kadar çıktı. Bu durum, özellikle bozulabilir gıda ürünleri taşıyan firmalar için büyük sorun yaratıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Suudi Arabistan-BAE ticaretindeki bu aksaklık, sadece iki ülke ekonomisini değil, aynı zamanda bölgesel tedarik zincirlerini de etkiliyor. Körfez bölgesinde yeniden ihracat merkezi olan BAE, birçok uluslararası markanın bölgeye giriş noktası konumunda. Suudi Arabistan’dan BAE’ye giden ürünlerdeki gecikme, bu ülkeler üzerinden üçüncü ülkelere yapılan sevkiyatları da olumsuz etkiliyor.
Uzmanlar, bu durumun KİK ülkeleri arasındaki ekonomik entegrasyon hedeflerine darbe vurduğunu belirtiyor. Özellikle OPEC+’ta yaşanan anlaşmazlıkların ardından oluşan güvensizlik ortamı, ticarete yansımış durumda. BAE’nin Suudi Arabistan’a kıyasla daha liberal ekonomik politikalar izlemesi ve uluslararası yatırımları çekme konusundaki başarısı, iki ülke arasındaki rekabeti artırıyor.
Bununla birlikte, ticari gecikmelerin Suudi Arabistan’ın Vizyon 2030 ekonomik reformlarına da etkisi olabileceği düşünülüyor. Suudi Arabistan, BAE’yi geçerek bölgenin en büyük ticaret merkezi olmayı hedefliyor. Ancak mevcut gerginlik, bu hedefi zorlaştırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Suudi Arabistan ve BAE arasındaki ticari gerginlik, Türkiye için fırsatlar ve riskler barındırıyor. Artan gecikmeler, Türk ihracatçılarının Körfez pazarına girişini kolaylaştırabilir, çünkü bölgesel tedarik zincirindeki aksamalar Suudi ve BAE firmalarını alternatif kaynak arayışına itebilir. Özellikle inşaat malzemeleri ve gıda ürünlerinde Türk firmaları rekabet avantajı kazanabilir. Ancak bu durum, Türkiye’nin her iki ülkeyle de dengeli ilişkiler kurmasını gerektiriyor. Ayrıca, Körfez’deki istikrarsızlık, Türkiye’nin bölgedeki enerji ve ticaret koridorları projelerini olumsuz etkileyebilir. Türkiye’nin bu süreçte arabulucu rolü üstlenmesi, bölgesel nüfuzunu artırabilir.