Batılı orduların muharebe alanındaki yaralı tahliye (CASEVAC) doktrini, "Küresel Terörle Savaş" döneminde edinilen varsayımlar üzerine inşa edilmiştir. Ancak savaşın sürekli gözetim altında olduğu, her hareketin izlendiği ve insansız hava araçlarının (İHA) her an hedef alabileceği yeni çatışma alanlarında bu doktrin sorgulanmaktadır. Özellikle Ukrayna ve Gazze'deki savaşlar, tahliye araçlarının ve personelinin hedef haline geldiğini göstermektedir. Yaralının hayatta kalması için kritik kabul edilen "altın saat" (yaralanmadan sonraki ilk 60 dakika) bu koşullarda çoğu zaman yakalanamamaktadır. Haber, bu sorunu mercek altına almaktadır.
Gelişmenin Arka Planı: Terörle Savaşın Mirası ve Yeni Gerçeklikler
Afganistan ve Irak'ta koalisyon güçleri, hava hakimiyeti sayesinde yaralılarını neredeyse anında helikopterlerle tahliye edebiliyordu. MEDEVAC görevleri, savaş alanının belirli bölgelerinde hızlı gerçekleşiyordu. Ancak Ukrayna'da Rusya'nın yoğun elektronik harp ve İHA kullanımı, bu senaryoyu kökünden değiştirdi. Ukraynalı askeri kaynaklar, yaralı bir askeri alandan çıkarmanın saatler alabildiğini, zira tahliye araçlarının sürekli Rus İHA'ları tarafından hedef alındığını belirtiyor. Gazze'de ise İsrail ordusu, kara harekatı sırasında kendi yaralılarını korumak için benzer zorluklarla karşılaştı.
ABD Ordusu'nun resmi doktrini, tahliyenin en geç bir saat içinde tamamlanmasını öngörse de, bu kadar yoğun bir gözetim altında bu süre tutturulamıyor. Askerler, yaralandıktan sonra dakikalarca veya saatlerce açık arazide beklemek zorunda kalıyor. Bu durum, intihar vakalarına kadar varan psikolojik travmalara yol açıyor. Editör notunda belirtildiği üzere, yaralanma sonrası askerlerin intiharına dair açık bilançolar yer alıyor.
Bölgesel Boyut: Teknolojik Üstünlüğün Sınırları
Sürekli gözetim, sadece düzenli orduları değil, aynı zamanda düzensiz kuvvetleri de etkiliyor. İHA'ların düşük maliyetli ve yaygın olması, her türlü çatışmada tarafların birbirini izlemesine olanak tanıyor. Bu, özellikle Suriye, Libya ve Yemen gibi bölgelerde tıbbi tahliyeyi neredeyse imkansız hale getirebiliyor. NATO ülkeleri bu yeni duruma uyum sağlamak için zırhlı ambulans konseptlerini yeniden değerlendiriyor. Kara mayınları ve tuzaklamalar da tahliye hatlarını daha tehlikeli hale getiriyor.
Ortadoğu'da İran ve İsrail arasındaki gölge savaşta da İHA'ların rolü büyük. Tahran'ın Suriye'deki varlığı, İsrail'in hava operasyonlarını daha riskli hale getiriyor. Ukrayna Savaşı deneyimleri, piyadelerin savaş alanında hayatta kalma şansını artırmak için her birlikte taşınabilir drone önleme sistemleri ve küçük insansız kara araçlarının gerekliliğini ortaya koyuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, son yıllarda özellikle Suriye ve Libya'da yoğun bir İHA tehdidi ve dost İHA kullanımı deneyimi edinmiştir. TSK'nın yaralı tahliye doktrinlerini bu yeni gerçekliğe uyarlaması kritiktir. Özellikle sınır ötesi operasyonlarda, İHA'ların sürekli tehdit oluşturduğu alanlarda altın saati kurtaracak zırhlı ve elektronik harp korumalı ambulans sistemlerine yatırım yapılması gerekebilir. Ayrıca Türk savunma sanayisinin bu alandaki teknolojik çözümleri (örn. İHA önleme, lojistik dronlar) ihraç potansiyeli taşımaktadır.