2015 yılında, 193 ülkenin liderleri Birleşmiş Milletler çatısı altında bir araya gelerek 2030 yılına kadar dünyayı daha adil, eşit ve sürdürülebilir bir yer haline getirmeyi vaat etti. 17 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefi (SKH) olarak bilinen bu kapsamlı gündem; yoksulluğu sona erdirmek, açlığı bitirmek, sağlık ve eğitimi güçlendirmek, cinsiyet eşitliğini sağlamak ve iklim değişikliğiyle mücadele etmek gibi iddialı amaçlar içeriyordu. Ancak aradan geçen on yıla yakın sürede, dünya bu hedeflerin büyük bölümünden hâlâ çok uzak. Pandemi, savaşlar, ekonomik krizler ve artan jeopolitik gerilimler, 2030 gündemini fiilen raydan çıkardı.
Hedeflerin Arka Planı: Nereden Nereye?
Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri, 2000-2015 arasında uygulanan Binyıl Kalkınma Hedefleri'nin (BKH) devamı niteliğindeydi. BKH'ler özellikle yoksulluk ve çocuk ölümleri gibi alanlarda kısmi başarı sağlamış, ancak eşitsizliklerin derinleşmesini engelleyememişti. 2015'te daha kapsayıcı bir çerçeve oluşturuldu: 17 hedef, 169 alt hedef ve 200'den fazla gösterge belirlendi. Her ülke kendi ulusal politikalarını bu hedeflere uyarlayacak, düzenli olarak BM'ye rapor sunacaktı.
İlk yıllarda iyimserlik hâkimdi. Yoksulluk oranları düşüyor, yenilenebilir enerji yatırımları artıyordu. Ancak 2020'de patlak veren COVID-19 pandemisi, onlarca yıllık kalkınma kazanımlarını bir anda tersine çevirdi. Dünya Bankası verilerine göre, pandemi nedeniyle 2020'de yaklaşık 100 milyon kişi aşırı yoksulluğa itildi. Ardından Rusya-Ukrayna savaşı, enerji ve gıda fiyatlarında küresel çapta sıçramaya yol açtı. İklim kaynaklı felaketler ise kırılgan bölgeleri vurmayı sürdürdü.
Hangi Hedeflerde İlerleme Var, Hangileri Sekteye Uğradı?
BM'nin 2023 ve 2024 ilerleme raporlarına göre, bazı alanlarda kaydedilen sınırlı iyileşmeler var. Örneğin, aşırı yoksulluk oranı 2015'te %10'un üzerindeyken, pandemi öncesi %8,4'e kadar gerilemişti. Ancak bugün bu oran yeniden yükseliş eğiliminde. Açlıkla mücadelede ise durum daha vahim: 2023'te dünyada 735 milyon insan kronik açlıkla karşı karşıyaydı. Bu sayı, 2015'e kıyasla 122 milyon daha fazla.
Eğitimde de tablo parlak değil. COVID-19 sırasında okulların kapanması, milyonlarca çocuğun temel okuma-yazma becerilerinden yoksun kalmasına neden oldu. UNESCO'ya göre, 2030'da ilkokulu tamamlayamayacak çocuk sayısı 84 milyon civarında olacak. Cinsiyet eşitliği hedefinde ise kadınların işgücüne katılımı ve karar alma mekanizmalarındaki temsili hâlâ erkeklerin çok gerisinde. İklim hedeflerinde ise sera gazı emisyonları rekor seviyelerde seyrediyor; 1,5 derece hedefi neredeyse imkânsız hale gelmiş durumda.
Neden Başarısız Olundu?
Uzmanlar, başarısızlığın birkaç yapısal nedene dayandığını belirtiyor. Birincisi, hedefler çok geniş ve muğlak; her ülke kendi yorumunu uyguluyor, bağlayıcılık yok. İkincisi, finansman yetersiz: BM, yıllık 5-7 trilyon dolarlık bir yatırım açığı olduğunu tahmin ediyor. Üçüncüsü, jeopolitik istikrarsızlık: savaşlar, ticaret savaşları ve diplomatik krizler, kalkınma yardımlarını ve işbirliğini baltalıyor. Dördüncüsü, veri eksikliği: birçok düşük gelirli ülkede sağlıklı istatistik tutulamıyor, bu da ilerlemenin ölçülmesini zorlaştırıyor.
Ayrıca, iklim kriziyle mücadele ile ekonomik büyüme arasındaki denge kurulamadı. Gelişmiş ülkeler, fosil yakıtlardan çıkış için taahhüt verirken, gelişmekte olan ülkeler bu geçişin maliyetini tek başına göğüslemek istemiyor. Adil geçiş mekanizmaları bir türlü hayata geçirilemedi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri'ndeki yetersizlik, sadece istatistiksel bir başarısızlık değil; aynı zamanda küresel istikrarı tehdit eden bir kırılganlık. Yoksulluk ve açlık, terörizm, kitlesel göç ve bölgesel çatışmaları besliyor. Eğitimsiz genç nüfus, aşırıcı gruplar için kolay hedef haline geliyor. İklim değişikliği ise tarımsal verimliliği düşürerek gıda güvenliğini tehdit ediyor, kuraklık ve sel gibi afetlerle milyonları yerinden ediyor. Bu tablo, 2030 sonrası dönemde daha sert ve daha gerçekçi bir kalkınma mimarisine ihtiyaç duyulacağını gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, SKH'leri 2016'da resmen benimseyen ülkeler arasında yer alıyor ve ulusal raporlar sunuyor. Ancak ülke, özellikle eğitim kalitesi, cinsiyet eşitliği ve iklim politikalarında hedeflerin gerisinde. Deprem felaketi, ekonomik dalgalanmalar ve mülteci yükü kalkınma çabalarını zorluyor. Yine de Türkiye, yenilenebilir enerji kapasitesini artırarak ve insani yardım alanında küresel bir aktör olarak SKH'lere katkı sunma potansiyeline sahip. AB ile yeşil mutabakat uyumu, 2030 sonrası için kritik bir fırsat penceresi olarak öne çıkıyor.