Birleşmiş Milletler, Uganda'nın 96 binden fazla Sudanlı mülteciye ev sahipliği yaptığını, ancak bir programın en az 1.300 kişiyi ülkelerine geri uçurmayı planladığını duyurdu. Bu gelişme, Sudan'daki iç savaştan kaçan insanların gönüllü geri dönüş sürecinin bir parçası olarak öne çıkıyor. Ülkesine dönmeyi bekleyen mültecilerden biri, "ülkemiz için binalar yapmak" amacıyla geri döneceğini belirtti.
Geri Dönüş Programının Arka Planı
Sudan'da Nisan 2023'te patlak veren çatışmalar, yüz binlerce insanın komşu ülkelere sığınmasına yol açtı. Uganda, açık kapı politikasıyla bilinen bir ülke olarak, Sudanlı mültecilere ev sahipliği yapmaya devam ediyor. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK), Uganda'daki Sudanlı mülteci sayısının 96.000'i aştığını belirtiyor. Ancak bu sayı, ülkedeki toplam mülteci nüfusunun yalnızca bir kısmını oluşturuyor; Uganda aynı zamanda Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Güney Sudan ve Burundi gibi ülkelerden gelen mültecilere de ev sahipliği yapıyor.
Geri dönüş programı kapsamında, en az 1.300 Sudanlı mültecinin gönüllü olarak ülkelerine dönmeleri için uçakla taşınması planlanıyor. Program, hem Sudan'daki güvenlik koşullarının kısmen iyileştiği bölgeleri hem de mültecilerin kendi isteklerini dikkate alıyor. BMMYK, geri dönüşlerin gönüllülük esasına dayandığını ve güvenli bölgelere yapılacağını vurguluyor.
Geri dönecek mültecilerden biri, gazetecilere yaptığı açıklamada, ülkesine dönerek inşaat sektöründe çalışmak ve "ülkemiz için binalar yapmak" istediğini söyledi. Bu ifade, savaşın yıktığı ülkeyi yeniden inşa etme umudunu yansıtıyor. Mültecinin kimliği ve tam adı paylaşılmadı, ancak bu kişisel hedef, geri dönüş programının sembolik anlamını güçlendiriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Sudan'daki iç savaş, Afrika'nın en büyük insani krizlerinden biri haline geldi. Çatışmalar, milyonlarca insanı yerinden etti ve komşu ülkeler üzerindeki baskıyı artırdı. Uganda, Mısır, Çad ve Güney Sudan gibi ülkeler, Sudanlı mültecilere kapılarını açarak uluslararası toplumun takdirini topladı. Ancak bu durum, ev sahibi ülkelerin ekonomik ve sosyal altyapıları üzerinde ciddi yük oluşturuyor.
Birleşmiş Milletler ve diğer insani yardım kuruluşları, Sudan'da kalıcı barış sağlanana kadar geri dönüşlerin sınırlı kalacağını öngörüyor. Yine de gönüllü geri dönüş programları, mültecilere umut veriyor ve ev sahibi ülkelerdeki yükü hafifletmeyi amaçlıyor. Programın başarısı, Sudan'daki güvenlik durumunun istikrara kavuşmasına ve temel hizmetlerin yeniden tesis edilmesine bağlı.
Uluslararası kamuoyu, Sudan'daki insani krize yeterince ilgi göstermemekle eleştiriliyor. Batılı ülkeler ve bölgesel güçler, çatışmanın tarafları üzerinde baskı kurmakta yetersiz kalıyor. Bu durum, mülteci krizinin uzamasına ve insani ihtiyaçların artmasına neden oluyor. Uganda gibi ülkeler, sınırlı kaynaklarla bu yükü taşımaya çalışırken, uluslararası yardımın artırılması çağrısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Sudan'daki iç savaş ve mülteci krizi, Türkiye'nin Afrika Boynuzu ve Kızıldeniz çevresindeki stratejik çıkarlarını dolaylı olarak etkiliyor. Türkiye, son yıllarda Afrika'da artan diplomatik ve ekonomik varlığıyla biliniyor; Sudan'da da yatırımları ve insani yardım faaliyetleri bulunuyor. Savaşın uzaması, Türkiye'nin bölgedeki ekonomik projelerini ve istikrar arayışlarını zora sokabilir. Ayrıca, mülteci akınları Avrupa'ya yönelik göç baskısını artırarak Türkiye'nin geçiş güzergahı olma özelliğini dolaylı yönden etkileyebilir. Türkiye'nin, Sudan'da barış ve istikrarın sağlanması için diplomatik girişimlerde bulunması ve insani yardımları sürdürmesi, bölgesel güvenlik ve ekonomik çıkarları açısından önem taşıyor.