Birleşmiş Milletler (BM), Sudan'ın orta kesimindeki el-Ubeyd kentinde, 2025 yılında el-Faşir'de yaşananlara benzer kitlesel vahşet olaylarının yaşanabileceği uyarısında bulundu. BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA) tarafından yapılan açıklamada, kentteki insani durumun hızla kötüleştiği ve sivillerin ağır insan hakları ihlalleriyle karşı karşıya olduğu belirtildi. el-Ubeyd, Kuzey Kurdufan eyaletinin başkenti olup, stratejik konumu nedeniyle çatışmaların odağı haline gelmiş durumda.
El-Faşir'den el-Ubeyd'e uzanan vahşet dalgası
2025 yılında el-Faşir'de yaşanan kitlesel vahşet, Sudan'da devam eden iç savaşta bir dönüm noktası olmuştu. Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF) ve Sudan Silahlı Kuvvetleri (SAF) arasındaki çatışmalarda binlerce sivil hayatını kaybetmiş, yüz binlerce kişi yerinden edilmişti. BM raporları, el-Faşir'de etnik temizlik, toplu infazlar ve cinsel şiddet vakalarının yaygın olduğunu ortaya koymuştu.
Şimdi ise benzer bir senaryo el-Ubeyd için endişe yaratıyor. Kent, RSF'nin kontrolündeki bölgelere yakın konumda ve tedarik yolları kesilmiş durumda. BM Dünya Gıda Programı (WFP), el-Ubeyd'de gıda stoklarının kritik seviyelere düştüğünü ve yaklaşık 1,5 milyon kişinin akut açlık riskiyle karşı karşıya olduğunu bildirdi. Sağlık tesisleri de aşırı yük altında; temel ilaç ve tıbbi malzeme eksikliği nedeniyle birçok hasta tedavi edilemiyor.
İnsan hakları örgütleri, el-Ubeyd'de sivillere yönelik sistematik saldırıların arttığını belgeledi. Evlerin yağmalanması, kadınların kaçırılması ve keyfi gözaltılar sıradanlaşmış durumda. BM İnsan Hakları Konseyi'ne sunulan bir raporda, her iki tarafın da savaş suçu işlediğine dair güçlü kanıtlar bulunduğu ifade ediliyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Sudan'da çatışmanın yayılması
Sudan'daki çatışma, sadece ülke içinde değil, bölgesel istikrarı da tehdit ediyor. el-Ubeyd'in düşmesi, çatışmanın Güney Sudan ve Çad sınırına doğru yayılmasına neden olabilir. BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), Sudan'dan kaçan mülteci sayısının 3 milyonu aştığını ve bu rakamın artmaya devam ettiğini açıkladı. Komşu ülkeler, özellikle Çad, Güney Sudan ve Etiyopya, artan mülteci akınıyla başa çıkmakta zorlanıyor.
Küresel aktörler de Sudan krizine kayıtsız kalamıyor. ABD ve Avrupa Birliği, çatışmanın taraflarına yaptırım uygularken, Rusya ve Çin ise daha temkinli bir tutum sergiliyor. Arap Birliği ve Afrika Birliği'nin arabuluculuk çabaları ise şu ana kadar sonuçsuz kaldı. BM Güvenlik Konseyi, Sudan'a yönelik silah ambargosu ve insani koridor oluşturulması konusunda henüz bir karar alamadı.
El-Ubeyd'deki insani kriz, uluslararası toplumun acil müdahalesini gerektiriyor. Ancak fon yetersizliği ve lojistik zorluklar, yardım çabalarını engelliyor. WFP, el-Ubeyd'e gıda ulaştırmak için hava yoluyla sevkiyat yapmayı planlıyor, ancak bu yöntem yüksek maliyetli ve sınırlı kapasiteye sahip.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Sudan'daki çatışma, Türkiye'nin Afrika Boynuzu ve Kızıldeniz bölgesindeki çıkarlarını doğrudan etkilemektedir. Türkiye, Sudan'da özellikle Darfur bölgesinde kalkınma projeleri yürütmüş, insani yardım sağlamış ve askeri eğitim işbirliğinde bulunmuştur. el-Ubeyd krizinin derinleşmesi, Türkiye'nin bölgedeki yatırımlarını tehdit edebilir ve yeni bir mülteci dalgasına yol açarak Türkiye'nin zaten ağır olan göç yükünü artırabilir. Ayrıca, Sudan'daki istikrarsızlık Kızıldeniz'deki deniz ticareti güvenliğini de riske atarak, Türkiye'nin enerji ve lojistik koridorları üzerinde olumsuz etki yaratabilir. Bu nedenle Türkiye, BM ve Afrika Birliği nezdinde diyalog çabalarını desteklemeli ve insani yardım kuruluşları aracılığıyla bölgeye acil yardım ulaştırmalıdır.