Sudan, iç savaşın yol açtığı yeni bir kıtlık felaketiyle karşı karşıya. Ülkenin dört bir yanından gelen açlık haberleri, yıllar önce yaşanan ve milyonlarca cana mal olan kıtlıkları yeniden gündeme taşıyor. Birleşmiş Milletler ve insani yardım kuruluşları, ülkedeki gıda güvenliğinin kritik seviyeye düştüğünü ve acil müdahale edilmezse kitlesel ölümlerin kaçınılmaz olacağını belirtiyor.
Geçmişteki Kıtlık Hayaletleri Geri Döndü
Sudan, 1980'ler ve 1990'larda yaşanan kıtlıklarla tarihe geçmiş bir ülke. 1984-1985 yıllarında yaşanan ve yüz binlerce insanın ölümüne neden olan kıtlık, uluslararası toplumun müdahalesindeki gecikmelerle hatırlanıyor. O dönemde kuraklık ve iç savaş, ülkeyi felç etmişti. Şimdi ise benzer bir senaryo, bu kez daha karmaşık bir savaş dinamiğiyle tekrarlanıyor. 2023 yılında patlak veren ve hâlâ devam eden çatışmalar, tarım alanlarını tahrip etti, hasatları engelledi ve milyonlarca insanı yerinden etti. Ülke genelinde gıda üretimi neredeyse durma noktasına geldi.
Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı (WFP) ve diğer yardım kuruluşları, Sudan'da 20 milyondan fazla insanın akut gıda güvensizliği yaşadığını tahmin ediyor. Bu rakam, ülke nüfusunun neredeyse yarısına denk geliyor. Çatışmaların yoğun olduğu Darfur, Kordofan ve başkent Hartum'un çevresinde durum daha da vahim. Yardım konvoyları güvenlik endişeleri ve bürokratik engeller nedeniyle ihtiyaç sahiplerine ulaşamıyor. Bazı bölgelerde insanlar hayatta kalmak için yabani ot ve hayvan yemi tüketmek zorunda kalıyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Sudan'daki kriz, yalnızca ülke içinde değil, bölge genelinde de istikrarsızlık yaratıyor. Milyonlarca Sudanlı, komşu ülkelere – Çad, Mısır, Etiyopya ve Güney Sudan – sığınmak zorunda kaldı. Bu durum, zaten kırılgan olan bölgesel ekonomiler ve altyapılar üzerinde ek baskı oluşturuyor. Çad'da kamplar kapasitesinin çok üzerinde; insani yardım kuruluşları kaynak yetersizliğinden yakınıyor. Küresel ölçekte ise Sudan krizi, diğer acil bölgelerle (Gazze, Ukrayna, Yemen) aynı anda rekabet eden sınırlı yardım bütçeleri nedeniyle yeterince ilgi görmüyor. Uluslararası toplumun ilgisi dağınık; siyasi irade ve finansman eksikliği, müdahaleyi geciktiriyor.
Uzmanlar, Sudan'daki kıtlığın sadece bir gıda krizi değil, aynı zamanda bir güvenlik ve insan hakları krizi olduğunu vurguluyor. Çatışan taraflar – Sudan Silahlı Kuvvetleri ve Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF) – yardım koridorlarının açılmasına izin vermiyor, bazı durumlarda yardım malzemelerine el koyuyor. Bu durum, savaş suçu iddialarını gündeme getiriyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi, olası savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar konusunda soruşturma başlatmış durumda.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Sudan'daki kıtlık ve iç savaş, Türkiye'nin bölgesel istikrar ve insani diplomasi açısından yakından takip ettiği bir kriz. Türkiye, son yıllarda Afrika Boynuzu ve Sudan'da aktif bir insani yardım politikası yürütüyor; TİKA ve Kızılay gibi kurumlar bölgede faaliyet gösteriyor. Ancak artan güvensizlik, yardım operasyonlarını zorlaştırıyor. Ayrıca Sudan'daki istikrarsızlık, Kızıldeniz ve Doğu Afrika'daki jeopolitik dengeleri etkileyerek Türkiye'nin deniz ticaret yolları ve bölgesel müttefiklikleri üzerinde risk oluşturuyor. Türkiye'nin, hem insani krize müdahale hem de siyasi çözüm sürecinde arabuluculuk rolü üstlenmesi bekleniyor.