İran destekli Husiler, Yemen'in kuzeyinden başlayarak hızla güneye doğru ilerliyor. Son haftalarda Marib ve Şebwa gibi stratejik bölgelerde kontrolü ele geçiren Husiler, Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyon güçlerini zor durumda bıraktı. Bu durum, Tahran'a Yemen üzerinden yeni bir kaldıraç sağlarken, Riyad için büyük bir prestij kaybı anlamına geliyor. Yedi yıllık savaşın en kritik dönemeçlerinden biri yaşanıyor.
Gelişmenin Arka Planı
Yemen'de 2014'ten bu yana devam eden iç savaş, 2015'te Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun müdahalesiyle bölgesel bir çatışmaya dönüştü. Husiler, İran'dan aldıkları askeri ve finansal destekle uzun süredir başkent Sana'a ve çevresini kontrol ediyordu. Ancak son aylarda Marib vilayetine yönelik geniş çaplı saldırılar, Husilerin kuzeydeki hakimiyetini güneye doğru genişletme çabası olarak yorumlanıyor. Marib, Yemen'in son büyük hükümet kalesi ve aynı zamanda zengin petrol rezervlerine ev sahipliği yapıyor. Husilerin burayı ele geçirmesi, hem ekonomik hem de sembolik açıdan büyük bir zafer olacak.
Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) destekli Yemen hükümet güçleri, Husilerin ilerleyişini durdurmakta zorlanıyor. Koalisyonun hava saldırıları ise sivil kayıpları artırarak uluslararası tepkiye yol açıyor. Birleşmiş Milletler, Yemen'de insani krizin derinleştiğini ve milyonlarca insanın açlıkla karşı karşıya olduğunu bildiriyor. Husilerin ilerleyişi, insani yardım koridorlarını da tehdit ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Husilerin askeri başarısı, İran'ın bölgesel nüfuzunu artırıyor. Tahran, Yemen üzerinden Suudi Arabistan'ı güney sınırından tehdit edebilecek bir pozisyona geliyor. Bu durum, İran'ın nükleer müzakerelerde elini güçlendirebilir. Ayrıca, Husilerin insansız hava araçları ve balistik füzelerle Suudi Arabistan'ın iç bölgelerine düzenlediği saldırılar, Riyad'ın güvenlik algısını derinden sarsıyor. Suudi Arabistan'ın Vizyon 2030 reformları ve ekonomik çeşitlendirme çabaları, artan güvenlik maliyetleri nedeniyle sekteye uğrayabilir.
ABD, Husilerin ilerleyişini endişeyle izliyor. Washington, İran'ın Yemen'deki etkisini dengelemek için Suudi Arabistan'a istihbarat ve lojistik destek sağlıyor. Ancak Biden yönetimi, Suudi Arabistan'a yönelik silah satışlarını kısıtlamış ve Yemen savaşına doğrudan müdahaleden kaçınıyor. Bu durum, koalisyonun etkinliğini azaltıyor. Rusya ve Çin ise Yemen'deki gelişmeleri yakından takip ediyor; her iki ülke de bölgede artan İran etkisinden faydalanabilir.
Husilerin ilerleyişi, aynı zamanda Yemen'deki iç dinamikleri de değiştiriyor. Güney Geçiş Konseyi (STC) gibi ayrılıkçı gruplar, Husilere karşı direnişte zayıf kalıyor. Ülke, fiili olarak üçe bölünmüş durumda: kuzeyde Husiler, güneyde STC ve doğuda hükümet güçleri. Bu parçalanma, kalıcı bir barış anlaşmasını zorlaştırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen'deki gelişmeleri dikkatle izliyor. Husilerin ilerleyişi, Türkiye'nin bölgesel dengelerdeki konumunu etkileyebilir. Türkiye, Suudi Arabistan ve BAE ile son dönemde ilişkilerini normalleştirme çabasında. Ancak İran'ın Yemen'de güçlenmesi, Türkiye'nin Körfez'deki müttefikleriyle olan işbirliğini zorlaştırabilir. Ayrıca, Yemen'deki istikrarsızlık, Kızıldeniz ve Bab-el-Mendeb Boğazı'ndaki ticaret yollarının güvenliğini tehdit ederek Türkiye'nin deniz ticaretini olumsuz etkileyebilir. Türkiye, insani yardım faaliyetleriyle Yemen halkına destek olmaya devam ederken, siyasi çözüm için diplomatik çabalarını sürdürüyor.