BBC'nin yaptığı kapsamlı bir soruşturma, Sudan'da Hızlı Destek Kuvvetleri'nin (RSF) hastaneleri kasıtlı olarak hedef aldığını ortaya çıkardı. Birleşmiş Milletler insan hakları yüksek komiseri Volker Türk, çok sayıda saldırının savaş suçu teşkil edebileceğini belirterek uluslararası toplumu uyardı. Soruşturma, Sudan'daki iç savaşın sivil altyapıyı sistematik biçimde tahrip ettiğini gözler önüne seriyor.
Hastanelere yönelik sistematik saldırılar
BBC'nin elde ettiği görgü tanığı ifadeleri, uydu görüntüleri ve tıbbi kayıtlar, RSF savaşçılarının başkent Hartum ve çevresindeki hastanelere defalarca saldırdığını gösteriyor. Görgü tanıkları, milislerin hastane binalarını bombaladığını, sağlık çalışanlarını tehdit ettiğini ve hastaları tahliye etmeye zorladığını anlattı. Özellikle Hartum'daki büyük hastanelerin hedef alınması, binlerce sivilin temel sağlık hizmetine erişimini engelledi.
Soruşturma kapsamında incelenen uydu görüntüleri, bazı hastanelerin topçu ateşi ve hava saldırılarıyla ağır hasar gördüğünü doğruluyor. Tıbbi kayıtlar ise saldırılar sırasında hastanelerde bulunan yaralı sayısının çokluğunu ve sağlık personelinin kaçmak zorunda kaldığını ortaya koyuyor. BBC, saldırıların rastgele değil, kasıtlı olarak hastaneleri hedef aldığını gösteren delilleri kamuoyuyla paylaştı.
BM'den savaş suçu uyarısı
BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, yaptığı açıklamada, "Sudan'da hastanelere yönelik çok sayıda saldırı, savaş suçu oluşturabilir" dedi. Türk, tüm taraflara uluslararası insancıl hukuka saygı duyma çağrısında bulundu. BM raporlarına göre, Nisan 2023'te patlak veren çatışmalardan bu yana ülke genelinde yüzlerce sağlık tesisi hasar gördü veya hizmet dışı kaldı.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) de saldırıları kınayarak, sağlık çalışanlarına ve tesislerine yönelik şiddetin derhal durdurulmasını istedi. DSÖ verilerine göre, Sudan'da sağlık sisteminin çökme noktasına geldiği ve milyonlarca insanın acil tıbbi yardıma erişemediği belirtiliyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Sudan'daki iç savaş, Afrika Boynuzu'nda istikrarsızlığı artırırken, insani kriz her geçen gün derinleşiyor. Binlerce sivil hayatını kaybederken, milyonlarca kişi yerinden edildi. Hastanelere yönelik saldırılar, salgın hastalık riskini de beraberinde getiriyor. Kolera ve kızamık vakalarında artış gözlenirken, sağlık altyapısının çökmesi bölgesel güvenliği tehdit ediyor.
Uluslararası toplum, RSF lideri Muhammed Hamdan Dagalo'ya yönelik yaptırımları tartışıyor. ABD ve Avrupa Birliği, çatışmanın taraflarına silah akışının durdurulması çağrısında bulunuyor. Ancak şu ana kadar etkili bir uluslararası müdahale sağlanamadı. Mısır, BAE ve Suudi Arabistan gibi bölge ülkelerinin Sudan'daki çatışmaya dolaylı müdahil olduğu iddia ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Sudan'da tarihsel ve kültürel bağlara sahip olmakla birlikte, son yıllarda Afrika Boynuzu'nda aktif bir diplomasi yürütüyor. Ankara, Sudan'daki krize insani yardım ve arabuluculuk yoluyla müdahil olma çabasında. Hastanelere yönelik saldırılar, Türkiye'nin bölgedeki insani yardım operasyonlarını zorlaştırıyor ve istikrarsızlığın derinleşmesi, Türkiye'nin Afrika'daki ekonomik ve stratejik çıkarlarını tehdit ediyor. Ayrıca, savaş suçu iddiaları, uluslararası toplumun Sudan'a yönelik tutumunu sertleştirebilir ve Türkiye'nin dengeleme politikasını zorlayabilir.