BBC'ye konuşan Batılı diplomatlar, Rusya'nın Ukrayna'yı tam kapsamlı işgalinin ardından Moskova'da görev yapmanın Soğuk Savaş dönemini aratmadığını belirterek, yoğun gözetim ve 'sürekli paranoya' ortamında çalıştıklarını ifade etti. İsimlerinin açıklanmaması koşuluyla konuşan yetkililer, Rus güvenlik servislerinin kendilerini ve ailelerini yakından izlediğini, telefon ve internet iletişimlerinin dinlendiğini, hareketlerinin kısıtlandığını anlattı. Diplomatlar, Rusya'nın Şubat 2022'de başlattığı işgal sonrası Batı ile Moskova arasındaki ilişkilerin hızla kopma noktasına geldiğini ve bunun diplomatik temsilciliklerdeki yaşamı doğrudan etkilediğini vurguladı.
Soğuk Savaş günlerine dönüş
Habere göre, Batılı diplomatlar Rusya'da görev yapmayı 'Soğuk Savaş'a benzer' bir deneyim olarak tanımlıyor. Özellikle 2022 sonrası Rusya'nın Batılı ülkelere yönelik tutumunun sertleşmesi, diplomatik misyonlarda çalışan personelin günlük yaşamını zorlaştırdı. Diplomatlar, Rus makamlarının kendilerine karşı 'yıldırma' taktikleri uyguladığını, zaman zaman taciz ve gözdağı verildiğini iddia ediyor. Bu durum, Soğuk Savaş yıllarında Moskova'da görev yapan diplomatların anılarını hatırlatıyor.
Bir diplomat, "Sürekli bir paranoya hali içindeyiz. Her adımımız izleniyor, her konuşmamız dinleniyor. Bu koşullarda normal bir diplomatik faaliyet yürütmek neredeyse imkânsız hale geldi" dedi. Aynı yetkili, Rusya'nın yabancı diplomatlara yönelik vize kısıtlamalarını artırdığını, bazı durumlarda diplomatların ülkeden çıkarıldığını da sözlerine ekledi.
BBC'nin aktardığına göre, Batılı ülkelerin Moskova büyükelçilikleri, personel sayısını önemli ölçüde azaltmış durumda. Örneğin, İngiltere ve ABD gibi ülkeler, Rusya'daki diplomatik temsilciliklerinde çalışan sayısını düşürmüş, bazı durumlarda ailelerin ülkeye getirilmesi askıya alınmış durumda. Diplomatlar, Rusya'da görev yapmanın artık 'aileler için uygun olmadığını' belirtiyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Bu gelişme, Rusya ile Batı arasındaki diplomatik ilişkilerin ne kadar gergin olduğunu gözler önüne seriyor. Ukrayna savaşı, Soğuk Savaş sonrası Avrupa güvenlik mimarisini derinden sarstı. Batılı ülkeler, Rusya'ya yönelik yaptırımları artırırken, Moskova da karşı önlemler alıyor. Diplomatik misyonlara yönelik baskılar, iki taraf arasındaki iletişim kanallarının daha da daralmasına yol açabilir. Uzmanlar, bu tür kısıtlamaların yanlış anlamalara ve kriz anlarında iletişimsizliğe neden olabileceği uyarısında bulunuyor.
Öte yandan, Rusya'nın Batılı diplomatlara yönelik tutumu, diğer ülkelerin Moskova ile ilişkilerini de etkiliyor. Türkiye gibi NATO üyesi ancak Rusya ile diyalog kanallarını açık tutan ülkeler, bu ortamda denge politikası izlemeye çalışıyor. Batılı diplomatların yaşadığı zorluklar, Rusya'da görev yapan tüm yabancı misyonlar için bir uyarı niteliğinde.
Uluslararası ilişkiler uzmanları, diplomatik temsilciliklere yönelik bu tür baskıların Viyana Diplomatik İlişkiler Sözleşmesi'ne aykırı olduğunu hatırlatıyor. Ancak Rusya, Batılı ülkelerin kendisine yönelik 'düşmanca' tutumuna karşılık olarak bu tür önlemler aldığını savunuyor. Karşılıklı suçlamalar, diplomatik krizin daha da derinleşmesine neden oluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Rusya'da Batılı diplomatların yaşadığı zorluklar, Türkiye'nin Moskova ile yürüttüğü denge diplomasisi açısından önemli ipuçları veriyor. Türkiye, Ukrayna savaşında aktif bir arabuluculuk rolü üstlenirken, Rusya ile ekonomik ve enerji ilişkilerini sürdürüyor. Ancak Batılı müttefiklerinin Moskova'da maruz kaldığı baskılar, Türk diplomatik misyonunun da benzer risklerle karşılaşabileceğini gösteriyor. Türkiye, Rusya ile ilişkilerinde temkinli olmayı sürdürürken, Batı ile dayanışma içinde hareket etme zorunluluğuyla karşı karşıya. Bu denge, Türk dış politikasının önümüzdeki dönemde en hassas başlıklarından biri olmaya aday.