Sudan Silahlı Kuvvetleri Genel Komutanlığı, 25 Haziran Salı günü yayımladığı yazılı açıklamada, Hızlı Destek Güçleri'ne (RSF) karşı savaşın seyrinde önemli değişiklikler yaşandığını duyurdu. Açıklamaya göre ordu, Haziran ayının ikinci yarısında bir dizi cephede ilerleme kaydetti; çok sayıda askeri teçhizatı imha etti veya ele geçirdi ve RSF kontrolündeki birçok bölgeyi yeniden ele geçirdi. Bu gelişmeler, Nisan 2023'te başlayan iç savaşta ordunun en kapsamlı kazanımları arasında yer alıyor. Başkent Hartum'da ve ülkenin batısındaki Darfur bölgesinde çatışmalar şiddetlenirken, ordu kaynakları RSF'nin lojistik hatlarının ciddi şekilde zayıflatıldığını iddia etti. Ancak bağımsız kaynaklar, savaşın hâlâ dengede olduğunu ve RSF'nin hâlâ geniş alanları kontrol ettiğini belirtiyor.
Çatışmanın arka planı ve son durum
Sudan'da ordu ile paramiliter RSF arasındaki çatışma, 15 Nisan 2023'te başladı. Egemenlik Konseyi Başkanı General Abdülfettah el-Burhan liderliğindeki ordu, RSF'nin silahlı kuvvetlere entegre edilmesini talep ederken, RSF lideri Muhammed Hamdan Dagalo (Hemedti) ise ordunun sivil yönetime geçiş sürecini engellediğini savunuyor. Çatışmalar sonucunda 12 milyondan fazla kişi yerinden edildi ve ülkenin büyük bölümü insani krizle karşı karşıya kaldı. Ordunun son kazanımları arasında, Hartum'un güneyindeki stratejik bölgeler ve Darfur'daki bazı kasabalar yer alıyor. RSF'nin hafif silahlarla ve hızlı hareket kabiliyetiyle bilinen gücüne karşılık, ordu ağır silahlar ve hava desteği kullanıyor. Ancak her iki taraf da savaş suçlarıyla suçlanıyor; Birleşmiş Milletler ve uluslararası kuruluşlar, sivillere yönelik saldırılar ve insani yardımların engellenmesi konusunda uyarılarda bulunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Sudan'daki çatışma, bölgesel güçler arasında da yankı buluyor. Mısır, orduyu desteklerken; Birleşik Arap Emirlikleri'nin RSF'ye lojistik destek sağladığı iddia ediliyor. Suudi Arabistan ise arabuluculuk çabalarını sürdürüyor. Çatışmaların Kızıldeniz ticaret yollarını ve komşu ülkelerin istikrarını tehdit etmesi, uluslararası toplumun dikkatini çekiyor. ABD ve Avrupa Birliği, ateşkes çağrıları yaparken, insani yardım akışının kesintisiz devam etmesi için baskı yapıyor. Sudan'ın uzun vadeli istikrarı, Nil Nehri'nin su kaynakları ve bölgesel göç hareketliliği açısından kritik öneme sahip.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Sudan ile tarihsel ve diplomatik bağlara sahiptir; iki ülke arasında ticaret, yatırım ve savunma işbirliği anlaşmaları bulunmaktadır. Sudan'daki iç savaş, Türkiye'nin Afrika Boynuzu'ndaki nüfuzunu ve Kızıldeniz'deki ticari çıkarlarını etkileyebilir. Çatışmanın tırmanması, bölgesel istikrarsızlığı artırarak Türkiye'nin Somali ve Libya gibi ülkelerdeki varlığını da dolaylı olarak etkileyebilir. Ayrıca, Sudan'dan Türkiye'ye yönelik düzensiz göç akışının artması riski bulunmaktadır. Ankara, çatışmanın başından bu yana ateşkes ve diyalog çağrıları yaparken, her iki tarafla da ilişkilerini dengede tutmaya çalışmaktadır. Bu denge, Türkiye'nin bölgedeki çıkarları açısından hassas bir önem taşımaktadır.