Sudan ordusu, paramiliter Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF) ile devam eden çatışmalar kapsamında, ülkenin güneydoğusundaki Mavi Nil eyaletinde yeni bir tugayı Bakori operasyon eksenine konuşlandırdığını açıkladı. Orduya bağlı 4. Piyade Tümeni'nden yapılan yazılı açıklamada, 'Seçkin Tugay' olarak adlandırılan birliğin bölgedeki operasyonlara destek vermek üzere görevlendirildiği belirtildi. Bu hamle, ordu ile RSF arasındaki çatışmaların yoğunlaştığı bir dönemde geldi.
Gelişmenin Arka Planı
Sudan'da 15 Nisan 2023'te başlayan iç savaş, ordu ile RSF arasında şiddetli çatışmalara sahne oluyor. Başkent Hartum'da başlayan çatışmalar, kısa sürede ülkenin diğer bölgelerine, özellikle Darfur ve Kordofan'a sıçradı. Mavi Nil eyaleti, stratejik konumu ve doğal kaynakları nedeniyle savaşın kilit bölgelerinden biri haline geldi. Eyaletin güneydoğusunda yer alan Bakori ekseni, RSF'in kontrolünü genişletmeye çalıştığı alanlardan biri olarak öne çıkıyor.
Ordu, Mavi Nil'deki varlığını güçlendirerek hem eyaletin başkenti Demazin'i korumayı hem de RSF'in ilerleyişini durdurmayı hedefliyor. Açıklamada, yeni konuşlandırılan tugayın 'bölgedeki güvenliği sağlama ve halkı koruma' misyonuyla görev yapacağı ifade edildi. Ancak RSF tarafından konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmadı.
Uzmanlar, bu tür takviyelerin taraflar arasındaki çatışmaların şiddetini artırabileceği uyarısında bulunuyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre, iç savaş nedeniyle 10 milyondan fazla insan yerinden edildi ve ülke, dünyanın en büyük insani krizlerinden biriyle karşı karşıya. Mavi Nil bölgesi, savaştan önce de etnik gerilimlere sahne olan bir coğrafya olarak biliniyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Sudan'daki çatışma, yalnızca ülke içinde değil, bölgesel ve küresel düzeyde de yansımalar yaratıyor. Mısır, Etiyopya, Çad ve Libya gibi komşu ülkeler, savaşın doğrudan etkilediği ülkeler arasında. Özellikle Nil sularının paylaşımı konusunda Mısır ve Etiyopya arasındaki anlaşmazlık, Sudan'daki istikrarsızlığın bölgesel güvenlik dinamiklerini daha da karmaşık hale getiriyor.
Ayrıca, Sudan'ın Kızıldeniz kıyısındaki konumu, bu ülkedeki çatışmayı uluslararası ticaret yolları açısından kritik bir noktaya taşıyor. Süveyş Kanalı'na yakınlığı nedeniyle, Sudan'daki istikrarsızlık küresel enerji ve ticaret akışını etkileyebilir. Rusya ve ABD gibi büyük güçlerin de bölgede farklı çıkar gruplarını desteklediği biliniyor; bu durum çatışmanın daha da derinleşme riskini artırıyor.
Sudan'da yaşananlar, Afrika Boynuzu ve Sahel bölgesindeki diğer çatışmalarla birlikte değerlendirildiğinde, kıtanın güvenlik mimarisinin ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Uluslararası toplumun ateşkes çağrıları ise şu ana kadar sonuçsuz kaldı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Sudan ile tarihi ve dini bağlara sahip olup, iki ülke arasında ekonomik ve askeri iş birliği anlaşmaları bulunuyor. Sudan'daki Suakin Adası'nın restorasyonu ve askeri üs anlaşması gibi projeler, Türkiye'nin Kızıldeniz'deki varlığını güçlendirme hedefinin parçası. Ancak devam eden iç savaş, bu projelerin geleceğini belirsizliğe sürüklüyor. Türkiye'nin hem ordu hem de RSF ile ilişkileri dengede tutmaya çalıştığı, ancak çatışmanın taraflarından birinin galip gelmesi durumunda yeniden konumlanma gerekliliği doğabileceği değerlendiriliyor. Bu nedenle Ankara, Sudan'daki gelişmeleri yakından izliyor ve bölgesel istikrarın sağlanması için diplomatik girişimlerde bulunması bekleniyor.