Sudan ordusu Cuma günü, güneydoğudaki Mavi Nil eyaletinin Al-Keili bölgesinin güneyinde Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (RSF) yönelik "iyi planlanmış" bir önleyici saldırı gerçekleştirdiğini duyurdu. Ordu açıklamasına göre saldırıda çok sayıda RSF savaşçısı öldürüldü, 9 savaş aracı ve beraberindeki teçhizat imha edildi. Anadolu Ajansı'nın aktardığı bilgilere göre, Sudan Savunma Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, operasyonun RSF'nin bölgedeki hareketliliğini kırmak amacıyla düzenlendiği belirtildi.
Gelişmenin Arka Planı
Sudan, Nisan 2023'ten bu yana Ordu ile RSF arasında şiddetli bir iç savaşa sahne oluyor. Çatışmalar başkent Hartum ve çevresinde yoğunlaşmış olsa da, Mavi Nil eyaleti gibi stratejik bölgelerde de taraflar arasında kontrol mücadelesi yaşanıyor. Mavi Nil, Sudan'ın güneydoğusunda, Etiyopya ve Güney Sudan sınırına yakın bir konumda yer alıyor. Bölge, hem tarım hem de su kaynakları açısından büyük önem taşıyor; ayrıca ülkenin geri kalanına açılan ticaret yolları üzerinde bulunuyor.
Ordu açıklaması, son haftalarda RSF'nin özellikle güney ve doğu cephelerinde saldırılarını yoğunlaştırdığı bir dönemde geldi. Sudan ordusu, Mavi Nil'deki bu operasyonla RSF'nin ikmal hatlarını kesmeyi ve bölgedeki askeri varlığını zayıflatmayı hedefliyor. RSF cephesinden henüz konuya ilişkin resmi bir açıklama gelmedi; ancak çatışmaların sürdüğüne dair sahadan gelen bilgiler var.
Birleşmiş Milletler ve uluslararası kuruluşlar, Sudan'daki iç savaşın ülke genelinde büyük bir insani krize yol açtığını, milyonlarca insanın yerinden edildiğini ve temel gıda ile sağlık hizmetlerine erişimin giderek zorlaştığını belirtiyor. Mavi Nil gibi görece sakin kalan bölgelerde bile çatışmaların yayılması, insani yardım operasyonlarını daha da karmaşık hale getiriyor. Bölgedeki sivil halk, hem ordu hem de RSF'nin askeri hedefleri arasında sıkışmış durumda.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Sudan'daki iç savaş, yalnızca ülke içi bir çatışma olmanın ötesinde bölgesel bir güç mücadelesine dönüşmüş durumda. Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve Etiyopya gibi bölge ülkelerinin Sudan'daki taraflarla farklı düzeylerde ilişkileri bulunuyor. Bazı körfez ülkelerinin RSF'ye lojistik destek sağladığı iddiaları zaman zaman uluslararası basına yansıyor; ancak bu iddialar resmi olarak doğrulanmış değil. Öte yandan Mısır, Sudan ordusuna daha yakın bir çizgide duruyor.
Kızıldeniz kıyısına yakınlığı nedeniyle Sudan, küresel deniz ticareti ve enerji güvenliği açısından da stratejik bir öneme sahip. Çatışmaların Kızıldeniz'e sıçraması veya buradaki limanların kontrolü, uluslararası aktörlerin yakından takip ettiği bir konu. Ayrıca Sudan'daki istikrarsızlık, Afrika Boynuzu ve Sahel bölgesindeki güvenlik dinamiklerini de doğrudan etkiliyor. Son dönemde bazı silahlı grupların Sudan üzerinden bölgeye yayıldığına dair raporlar, uluslararası toplumun endişelerini artırıyor.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, ateşkes çağrılarını yinelemesine rağmen taraflar arasında kalıcı bir barış sağlanamadı. Afrika Birliği ve IGAD gibi bölgesel örgütler, çatışmanın sona erdirilmesi için diplomatik girişimlerde bulunsa da, sahada askeri çözüm arayışı ağır basıyor. Mavi Nil'deki son operasyon, savaşın coğrafi olarak genişlediğini ve tarafların siyasi müzakere yerine askeri kazanımlara öncelik verdiğini gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Sudan ile tarihsel ve kültürel bağları güçlü olan bir ülke. Ankara, son yıllarda Afrika açılımı kapsamında Sudan'daki yatırımlarını artırmış, liman işletmeciliği ve tarımsal projelerde önemli anlaşmalar imzalamıştı. Mavi Nil'deki çatışmaların yayılması, Türkiye'nin bölgedeki ekonomik çıkarlarını ve insani yardım faaliyetlerini riske atabilir. Ayrıca Sudan'daki istikrarsızlık, Kızıldeniz'deki güvenlik dengelerini etkileyerek Türkiye'nin deniz ticaret yollarını dolaylı yoldan etkileyebilir. Ankara'nın, çatışmanın tarafları arasında denge gözeterek diplomatik çözüm çağrılarını sürdürmesi ve bölgedeki Türk vatandaşlarının güvenliğini sağlaması bekleniyor.