Sudan ordusu Salı günü yaptığı açıklamada, müttefik silahlı gruplardan oluşan ortak güçlerin ilk kafilesinin Mavi Nil eyaletine ulaştığını duyurdu. Bu gelişme, ülkenin güneyindeki Güney Kordofan eyaletinde güvenlik koşullarının kötüleşmesi nedeniyle beş köyden 730 kişinin yerinden edildiği haberinin ardından geldi. Birleşmiş Milletler Göç Ajansı'nın (IOM) verilerine göre, yerinden edilenlerin sayısı son haftalarda artan çatışmalar nedeniyle hızla yükseliyor. Sudan ordusu, bölgedeki istikrarı sağlamak amacıyla takviye güçlerin sevkiyatının süreceğini açıkladı.
Mavi Nil'deki askeri hareketlilik ve gerekçeleri
Sudan ordusundan yapılan yazılı açıklamada, Mavi Nil eyaletine ulaşan ilk kafilenin, Sudan Silahlı Kuvvetleri ile imzalanan barış anlaşması çerçevesinde orduya katılan silahlı grupların üyelerinden oluştuğu belirtildi. Açıklamada, bu takviyenin bölgedeki güvenliği güçlendirmek ve vatandaşları korumak amacıyla gönderildiği vurgulandı. Mavi Nil, Sudan'ın Etiyopya sınırında yer alması nedeniyle stratejik bir öneme sahip. Bölge, daha önce de hükümet güçleri ile isyancı gruplar arasında çatışmalara sahne olmuş, 2011'de bağımsızlığını kazanan Güney Sudan'ın sınırında bulunuyor.
Öte yandan, Güney Kordofan'da yaşanan yerinden edilmeler, bölgede devam eden güvenlik sorunlarının bir yansıması olarak değerlendiriliyor. IOM'un raporuna göre, beş köyden ayrılmak zorunda kalan 730 kişi, daha güvenli bölgelere sığınmak için yola çıktı. Yerinden edilenlerin çoğunun kadın ve çocuk olduğu, acil insani yardıma ihtiyaç duydukları bildirildi. Sudan'daki çatışmalar, özellikle Hartum'da Nisan 2023'te ordu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF) arasında başlayan iç savaşın ardından ülkenin birçok bölgesine yayılmış durumda. Mavi Nil ve Güney Kordofan, bu çatışmalardan en çok etkilenen bölgeler arasında yer alıyor.
Uzmanlar, Mavi Nil'e yapılan askeri takviyenin, bölgedeki etnik gerilimler ve sınır ötesi hareketliliklerle bağlantılı olabileceğini belirtiyor. Özellikle Etiyopya ile olan sınır, tarihsel olarak su kaynakları ve toprak anlaşmazlıkları nedeniyle gerginlik kaynağı olmuştur. Sudan hükümeti, bölgedeki kontrolü güçlendirmek ve olası dış müdahalelere karşı önlem almak amacıyla askeri varlığını artırıyor olabilir.
İnsani kriz derinleşiyor: Yerinden edilme ve yardım ihtiyacı
Birleşmiş Milletler, Sudan'da devam eden çatışmalar nedeniyle ülke genelinde 10 milyondan fazla kişinin yerinden edildiğini tahmin ediyor. Bu, dünyanın en büyük yerinden edilme krizlerinden biri olarak nitelendiriliyor. Güney Kordofan'daki son gelişmeler, insani durumun daha da kötüleştiğine işaret ediyor. Bölgedeki sağlık tesisleri yetersiz, temiz suya erişim kısıtlı ve gıda güvenliği ciddi bir tehdit altında. Yardım kuruluşları, bölgeye erişim sağlamakta güçlük çekiyor; bu da insani yardımın ulaştırılmasını engelliyor.
Sudan'daki çatışmalar, siviller üzerinde yıkıcı bir etki yarattı. İnsan hakları örgütleri, her iki tarafın da savaş suçu işlediğine dair kanıtlar olduğunu raporluyor. Etnik temizlik iddiaları, özellikle Darfur bölgesinde yoğunlaşırken, Mavi Nil ve Güney Kordofan'da da benzer olayların yaşandığı bildiriliyor. Uluslararası toplum, taraflara ateşkes çağrısında bulunsa da, çatışmalar şiddetini sürdürüyor. Bölgedeki istikrarsızlık, yalnızca Sudan'ı değil, komşu ülkeleri de etkiliyor; mülteci akınları Çad, Etiyopya ve Güney Sudan'ı zorluyor.
Uzmanlar, Mavi Nil'e yapılan takviyenin, bölgedeki insani krizi daha da derinleştirebileceği uyarısında bulunuyor. Askeri varlığın artması, çatışmaların yayılmasına ve sivillerin daha fazla zarar görmesine yol açabilir. Sudan'da kalıcı bir barışın tesisi için siyasi diyaloğun yeniden başlatılması ve kapsayıcı bir çözüm bulunması gerektiği vurgulanıyor. Ancak taraflar arasındaki güven eksikliği ve uluslararası toplumun bölünmüşlüğü, bu çabaları engelliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Sudan'daki iç savaş, Türkiye'nin Afrika Boynuzu ve Kızıldeniz bölgesindeki stratejik çıkarlarını doğrudan etkiliyor. Türkiye, Sudan ile askeri ve ekonomik iş birliği anlaşmaları imzalamış, özellikle Suakin Adası'nda askeri üs kurma girişimiyle bölgedeki varlığını güçlendirmişti. Ancak çatışmaların uzaması, Türkiye'nin bu yatırımlarını riske atıyor. Ayrıca, Sudan'daki istikrarsızlık, Kızıldeniz'deki deniz güvenliğini tehdit ederek uluslararası ticaret yollarını etkiliyor; bu da Türkiye'nin enerji ve lojistik açısından hassas olduğu bir bölgede ek riskler yaratıyor. Türkiye, Sudan'da taraflar arasında arabuluculuk rolü oynamaya çalışsa da, şu ana kadar kalıcı bir çözüm sağlanamadı. Bu nedenle, Türkiye'nin bölgedeki politikalarını yeniden değerlendirmesi ve insani yardım koridorlarının açılması için uluslararası girişimlere destek vermesi önem taşıyor.