İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Gazze kentinde düzenlediği kara destekli bir operasyonla Hamas'ın üst düzey bir yetkilisini yakalamaya çalışırken, Filistin sağlık yetkilileri Salı günü yoğun bombardımanda en az 4 kişinin hayatını kaybettiğini duyurdu. Görgü tanıkları, kentin doğusunda on dakikadan kısa sürede yaklaşık 12 ayrı hava saldırısı gerçekleştirildiğini belirtti. Hem İsrail hem de Hamas kaynakları, operasyonun amacının Hamas'ın güvenlik birimlerinden sorumlu üst düzey bir komutanın yakalanması olduğunu doğruladı.
Operasyonun Ayrıntıları ve Sivil Kayıplar
Filistin Sağlık Bakanlığı'na göre, saldırılarda ölen 4 kişiden 2'sinin kadın, 1'inin çocuk olduğu belirtildi. En az 12 kişinin de yaralandığı bildirildi. İsrail ordusu, operasyonun 'terör faaliyetlerini engellemek ve üst düzey bir Hamas üyesini gözaltına almak amacıyla yapıldığını' açıkladı. Bölge sakinleri, saldırıların özellikle Şeyh Rıdvan ve Tuffah mahallelerinde yoğunlaştığını ve evlerin büyük hasar gördüğünü aktardı. Bazı tanıklar, İsrail askerlerinin bölgeye indirildiğini ve sokak çatışmalarının yaşandığını öne sürdü.
Hamas'ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları'ndan yapılan açıklamada, operasyonun başarısız olduğu savunuldu; ancak İsrail tarafı, hedef ismin yakalandığını duyurdu. İsrail medyasına yansıyan haberlere göre, yakalanan ismin Hamas'ın Gazze'deki istihbarat şeflerinden biri olduğu iddia edildi. Gözaltına alınan kişinin kimliği henüz resmi olarak açıklanmadı. Bu operasyon, 7 Ekim 2023'te başlayan savaşın ardından İsrail'in Gazze'ye düzenlediği kara harekâtlarının en son örneği olarak kayıtlara geçti. Şu ana kadar Gazze'de 50 binden fazla kişinin öldüğü, büyük bir insani krizin yaşandığı biliniyor.
Uluslararası Tepkiler ve Ateşkes Çabaları
Operasyon, Mısır ve Katar arabuluculuğunda yürütülen ateşkes müzakerelerinin hassas bir aşamasında gerçekleşti. BM Orta Doğu Barış Süreci Özel Koordinatörü, yaptığı açıklamada, 'sivillerin korunması ve ateşkesin sağlanması' çağrısında bulundu. ABD ise İsrail'in kendini savunma hakkını desteklediğini, ancak sivil kayıpların azaltılması gerektiğini yineledi. Arap Birliği, operasyonu kınayarak 'işgal politikalarının devamı' olarak nitelendirdi. Bu gelişme, bölgede tansiyonun daha da yükselmesine neden olurken, İsrail ile Lübnan arasındaki sınırda da çatışmaların arttığı gözlemleniyor. Öte yandan İran destekli grupların, İsrail'e yönelik açıklamalarıyla gerilim artıyor. Bölgedeki bu istikrarsızlık, küresel enerji piyasalarında da dalgalanmalara yol açıyor; petrol fiyatlarının saldırı haberlerinin ardından kısa süreli bir yükseliş yaşadığı bildirildi.
Uzmanlar, İsrail'in bu tür 'yüksek riskli' operasyonlarının Hamas'ın askeri kapasitesini zayıflatmakla birlikte, siviller üzerindeki etkisinin meşruiyet tartışmalarını da beraberinde getirdiğini vurguluyor. Özellikle Gazze'de hastanelerin ve okulların vurulması, uluslararası kamuoyunda İsrail'e yönelik eleştirileri artırıyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM) her iki tarafın eylemlerini savaş suçu kapsamında soruşturduğu biliniyor. Bu operasyon, Gazze'deki insani durumun daha da kötüleşmesine yol açarken, bölge ülkeleri ve küresel güçlerin ateşkes için yürüttüğü diplomasiye gölge düşürüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Filistin politikası açısından kritik bir önem taşıyor. Türkiye, başından beri iki devletli çözümü savunuyor ve İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarını 'savaş suçu' olarak nitelendiriyor. Bu operasyon, Türkiye'nin bölgedeki arabuluculuk çabalarını zayıflatabilir ve Ankara ile Tel Aviv arasındaki ilişkilerde yeni bir gerilim kaynağı olabilir. Ayrıca, Katar'la birlikte ateşkes müzakerelerinde rol oynamaya çalışan Türkiye'nin, bu tür olayların ardından elinin güçleneceği veya zayıflayacağı tartışılıyor. Bölgesel istikrar açısından, bu durumun Doğu Akdeniz'deki enerji güvenliği dengelerini etkilemesi muhtemeldir; Türkiye, Doğu Akdeniz'deki ticaret ve enerji hatlarının güvenliğini göz önünde bulundurarak dikkatli bir denge politikası izlemektedir. Türkiye'nin, insani yardım kuruluşları aracılığıyla Gazze'ye yardım ulaştırmaya çalıştığı ortamda, bu tür operasyonların Ankara'nın diplomatik manevra alanını daralttığı söylenebilir.