Sudan'ın Kuzey Kordofan eyaletinde, yerel gönüllüler ve sağlık ekipleri, son aylarda çatışmalar ve açlık nedeniyle hayatını kaybeden 600 kişiyi toplu mezarlara defnetti. Bölgedeki sağlık yetkilileri ve yardım kuruluşları, ölü sayısının çok daha yüksek olabileceğini belirtiyor. Ülke genelinde devam eden iç savaş, Kuzey Kordofan'ı da vurdu ve bölgede hayat durma noktasına geldi.
Arka plan: Çatışmalar ve insani kriz
Sudan'da Nisan 2023'te patlak veren ve halen devam eden çatışmalar, başkent Hartum ve çevresinin yanı sıra Kuzey Kordofan gibi stratejik bölgeleri de etkisi altına aldı. Ordu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF) arasındaki mücadele, sivil altyapıyı tahrip etti ve milyonlarca insanı yerinden etti. Kuzey Kordofan'ın başkenti El Ubeyd'de, aylardır süren kuşatma ve yoğun çatışmalar nedeniyle temel hizmetler çöktü. Hastaneler çalışmıyor, gıda ve temiz su bulunamıyor. Gönüllüler, cesetleri toplamak ve defnetmek için gece gündüz çalışıyor, ancak salgın hastalık riski nedeniyle acele ediyor.
Bir yerel sağlık görevlisi, "Hayat kalmadı" diyerek durumun vahametini özetliyor. Bölgede Mart 2025 itibarıyla en az 600 kişinin öldüğü doğrulandı, ancak iletişim zorlukları ve güvenlik sorunları nedeniyle gerçek rakamın binlerce olabileceği ifade ediliyor. Toplu mezarlar, salgın riskini artırıyor. Dünya Sağlık Örgütü, bölgede kolera ve kızamık vakalarında artış olduğunu bildirdi.
Kuzey Kordofan, Sudan'ın tarım potansiyeli yüksek bölgelerinden biri olmasına rağmen, çatışmalar nedeniyle ekim yapılamıyor ve hayvanlar telef oluyor. Yardım kuruluşları, bölgeye erişimde büyük zorluklar yaşıyor. BM, Sudan genelinde 25 milyon insanın yardıma muhtaç olduğunu ve 5 milyondan fazla kişinin açlık sınırında bulunduğunu açıkladı.
Bölgesel ve küresel boyut
Sudan'daki kriz, sadece ülke içinde değil, bölgesel istikrar açısından da endişe verici. Çad, Mısır, Güney Sudan ve Etiyopya gibi komşu ülkelere yönelik mülteci akını devam ediyor. BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK), 2025 yılı itibarıyla 2 milyondan fazla Sudanlının komşu ülkelere sığındığını belirtiyor. Bu durum, zaten kırılgan olan bölgesel ekonomiler ve altyapı üzerinde ek baskı oluşturuyor.
Uluslararası toplum, Sudan'daki insani felakete yeterli ilgiyi göstermemekle eleştiriliyor. BM Güvenlik Konseyi'nde yapılan çağrılara rağmen, çatışan taraflar ateşkese yanaşmıyor. İnsan hakları örgütleri, her iki tarafın da sivil kayıpları görmezden geldiğini ve insani yardımın engellendiğini raporluyor. Kuzey Kordofan'daki toplu mezarlar, savaşın ulaştığı boyutu gözler önüne seriyor.
Uzmanlar, Sudan'daki çatışmanın vekalet savaşına dönüşme riskine dikkat çekiyor. Bölgesel güçlerin ve uluslararası aktörlerin müdahaleleri, barış çabalarını zorlaştırıyor. Acil ateşkes ve insani koridorların açılması çağrıları her geçen gün daha da kritik hale geliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Sudan'daki insani krize kayıtsız değil. Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) ve Kızılay, bölgeye yardım göndermeye çalışıyor ancak güvenlik sorunları nedeniyle erişim kısıtlı. Türkiye, Afrika Boynuzu ve Sahel kuşağındaki istikrarsızlığın bölgesel güvenliğe etkilerini yakından takip ediyor. Sudan'daki çatışma, Türkiye'nin Afrika'daki ekonomik ve diplomatik çıkarlarını da tehdit ediyor; zira Türkiye'nin Sudan'da önemli yatırımları bulunuyor. Ayrıca, mülteci akını ve insani kriz, Türkiye'nin uluslararası alanda arabuluculuk rolünü güçlendirmesi için bir fırsat olarak görülebilir. Ancak, Türkiye'nin öncelikli olarak bölgesel istikrarı korumaya yönelik diplomatik girişimlerde bulunması ve insani yardım koridorlarının açılması için uluslararası baskıyı artırması bekleniyor.