Suudi Arabistan öncülüğündeki askeri koalisyon, Yemen'den Suudi Arabistan'a doğru fırlatılan dört insansız hava aracının (İHA) intercept edilerek imha edildiğini duyurdu. Koalisyon sözcüsü, araçların sivil bölgeleri hedef aldığını belirterek saldırıyı kınadı. Yemen'deki Husiler, Suudi Arabistan'ın güneyindeki askeri ve ekonomik hedeflere yönelik düzenledikleri bir dizi saldırının parçası olduğunu açıkladı. Olayda can kaybı bildirilmedi.
Saldırının arka planı ve tarafların açıklamaları
Koalisyon tarafından yapılan yazılı açıklamada, İHA'ların Suudi Arabistan'ın güney bölgelerine doğru yönlendirildiği ve hava savunma sistemleri tarafından etkisiz hale getirildiği ifade edildi. Açıklamada, saldırının sivil yerleşim yerlerini hedef aldığı vurgulanarak uluslararası topluma Husilerin silah tedarikini engelleme çağrısı yapıldı. Husilerin askeri sözcüsü ise yaptığı açıklamada, insansız hava araçlarının Suudi Arabistan'daki “hayati tesisleri” vurduğunu iddia etti. Ancak koalisyon, bu iddiaları reddederek herhangi bir tesiste hasar oluşmadığını bildirdi.
Yemen'de 2014'ten bu yana süren çatışmalarda Husiler, başkent Sanaa ve çevresini kontrol ederken, Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon Yemen hükümetine askeri destek sağlıyor. Son aylarda Husiler, Suudi Arabistan'ın güneyindeki askeri üslere ve ekonomik altyapıya yönelik İHA ve balistik füze saldırılarını artırmış durumda. Koalisyon güçleri ise bu saldırıları genellikle hava savunma sistemleriyle engellediklerini duyuruyor.
Bölgesel ve küresel boyut: İran etkisi ve enerji güvenliği
Uzmanlar, Husilerin İHA kapasitesinin İran tarafından desteklendiğini belirtiyor. Birleşmiş Milletler raporları, Husilerin kullandığı insansız hava araçlarının parçalarının İran yapımı olduğunu ortaya koymuştu. Bu durum, Suudi Arabistan ile İran arasındaki vekalet savaşının bir yansıması olarak görülüyor. Suudi Arabistan, Husilerin saldırılarını krallığın güvenliğine doğrudan tehdit olarak nitelendiriyor ve uluslararası toplumdan İran'a baskı yapılmasını talep ediyor.
Öte yandan, saldırıların Suudi Arabistan'ın petrol altyapısına yönelik olması, küresel enerji piyasaları açısından risk oluşturuyor. 2019'da Abqaiq ve Khurais tesislerine düzenlenen ve petrol üretimini geçici olarak durduran saldırılar, bu tür eylemlerin ne denli büyük etkiler yaratabileceğini göstermişti. Son saldırıda herhangi bir enerji tesisinin vurulmamış olması, piyasalarda kısa süreli bir rahatlama sağlasa da, Husilerin yeteneklerini koruduğunu ortaya koyuyor. Uluslararası toplum, Yemen'deki çatışmanın siviller üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkat çekerek taraflara diyalog çağrısını yineliyor. BM Yemen Özel Temsilcisi, son saldırıların barış çabalarını zora soktuğunu belirtti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen krizinde başından beri diplomatik çözümden yana tavır aldı ve Suudi Arabistan öncülüğündeki askeri operasyonlara mesafeli yaklaştı. Bununla birlikte, Husilerin İHA saldırıları, bölgesel istikrarsızlığı artırarak Türkiye'nin enerji arz güvenliği ve ticaret yolları üzerindeki riskleri büyütüyor. Türkiye, Suudi Arabistan ile son dönemde ilişkilerini normalleştirme sürecinde; bu tür saldırılar, Ankara'nın Riyad ile savunma işbirliğini derinleştirmesine zemin hazırlayabilir. Ayrıca, İran'ın bölgesel faaliyetleri konusunda Türkiye'nin dengeli tutumu, Husilerin kapasitesine dair istihbarat paylaşımını gerekli kılıyor. Türk dış politikası açısından, Yemen'deki vekalet savaşının tırmanması, Körfez'deki güç dengelerini etkileyerek Ankara'nın bölgesel açılımlarını sınırlayabilir.