Sudan'da neredeyse bir yıldır devam eden iç savaş, uluslararası aktörlerin doğrudan ve dolaylı müdahaleleri olmasa bu şiddette ve sürede devam edemezdi. Barış ve Çatışma Çözümü Kanıt Platformu'ndan Sudan Analisti Jan Pospisil, çatışmanın bir vekalet savaşı olmadığını ancak dış güçlerin desteğiyle tarafların askeri kapasitelerini koruduğunu belirtiyor. Pospisil, Hızlı Destek Kuvvetleri'nin (RSF) el-Obeid kentini ele geçirmeye kararlı olduğunu ve kuşatmanın yaklaşık bir yıldır sürdüğünü ifade ediyor.
Çatışmanın Arka Planı ve Taraflar
Sudan'da Nisan 2023'te patlak veren iç savaş, ülkenin fiili lideri General Abdülfettah el-Burhan komutasındaki Sudan Silahlı Kuvvetleri (SAF) ile Muhammed Hamdan Dagalo liderliğindeki Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF) arasında yaşanıyor. İki taraf, 2019'da Ömer el-Beşir'in devrilmesinden sonra iktidarı paylaşmakta anlaşmazlığa düştü. Çatışmalar özellikle Hartum, Darfur ve Kordofan bölgelerinde yoğunlaşmış durumda. Pospisil, RSF'nin el-Obeid'i ele geçirme hedefinin stratejik olduğunu, çünkü bu kentin SAF'ın lojistik hatları için kritik öneme sahip olduğunu vurguluyor. Kuşatma altındaki kente yardım ulaştırılamazken, sivil halk büyük bir insani krizle karşı karşıya.
Uluslararası Boyut ve Bölgesel Dinamikler
Pospisil, Sudan'daki çatışmanın klasik bir vekalet savaşı olmadığını, ancak uluslararası oyuncuların taraflara askeri ve lojistik destek sağladığını belirtiyor. Birleşik Arap Emirlikleri'nin RSF'ye, Mısır'ın ise SAF'a destek verdiği iddia ediliyor. Ayrıca Rusya ve Suudi Arabistan gibi ülkelerin de çatışmada çıkarları bulunuyor. Bu dış destek, çatışmanın tırmanmasına ve uzamasına neden oluyor. Pospisil, uluslararası toplumun ateşkes çağrılarına rağmen tarafların diplomatik çözüme yanaşmadığını, çünkü her iki tarafın da askeri zafer kazanabileceğine inandığını ifade ediyor. Sudan'daki insani durum ise her geçen gün kötüleşiyor; milyonlarca insan yerinden edilmiş durumda ve kıtlık riski artıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Sudan'daki çatışma, Türkiye'nin Afrika Boynuzu ve Kızıldeniz bölgesindeki stratejik çıkarlarını doğrudan etkiliyor. Türkiye, Sudan ile tarihsel bağlara sahip olup, askeri ve ekonomik iş birliği anlaşmaları bulunuyor. Çatışmanın uzaması, Türkiye'nin bölgedeki yatırımlarını ve diplomatik nüfuzunu olumsuz etkileyebilir. Ayrıca Sudan'daki istikrarsızlık, Kızıldeniz'deki deniz güvenliğini tehdit ederek Türkiye'nin bölgedeki ticaret yollarını etkileyebilir. Türkiye, hem SAF hem de RSF ile ilişkilerini dengede tutmaya çalışırken, insani yardım sağlama ve barış sürecine katkıda bulunma çabalarını sürdürüyor. Bölgesel istikrarın sağlanması, Türkiye'nin Afrika açılımı politikası için kritik öneme sahip.