Sudan'ın orta kesimindeki stratejik öneme sahip El-Ubeyd (Obeid) kenti, Hızlı Destek Kuvvetleri’nin (RSF) son haftalarda yoğunlaştırdığı insansız hava aracı (İHA) saldırılarının hedefi haline geldi. Şehirdeki sivil altyapıya ve yerleşim alanlarına yönelik saldırılar, daha önce kısmen kontrol altında tutulan kentte büyük bir insani krize yol açıyor. Kaynaklara göre, RSF güçleri Mayıs 2024 itibarıyla İHA'larla düzenledikleri baskınlarda özellikle hastaneleri ve su depolarını hedef alarak kent sakinlerini zor durumda bırakıyor.
Gelişmenin arka planı: Sudan'daki iç savaş ve El-Ubeyd'in stratejik önemi
Sudan, Nisan 2023'ten bu yana düzenli ordu (SAF) ile eski müttefiki RSF arasında kanlı bir iç savaşa sahne oluyor. Hartum başta olmak üzere birçok kentte kontrol mücadelesi devam ederken El-Ubeyd, Kuzey Kurdufan eyaletinin başkenti ve bölgesel bir ticaret merkezi olarak öne çıkıyor. Kent, aynı zamanda Hartum’a giden karayolu ve demiryolu bağlantılarının kavşağında yer alması nedeniyle askeri açıdan kritik bir konuma sahip. RSF, Nisan 2023’teki çatışmaların başlangıcından bu yana kenti kuşatma altında tutuyor, ancak son aylarda İHA teknolojisini daha etkin kullanarak saldırıların şiddetini artırdı. Yerel kaynaklar, İHA'ların Çin yapımı ticari drone'lardan dönüştürüldüğünü ve patlayıcı yüklü olduğunu belirtiyor. Bu saldırılar, kentte halihazırda kıtlık ve ilaç sıkıntısı çeken sivillerin durumunu daha da ağırlaştırıyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre, El-Ubeyd’de son üç ayda en az 80 sivil öldü, 200’den fazla kişi yaralandı. Saldırılarda çoğunlukla pazar yerleri, camiler ve okullar hedef alındı. Özellikle 15 Nisan’da bir ilkokula düzenlenen saldırıda 14 çocuk hayatını kaybetti. Kentin elektrik şebekesi büyük ölçüde tahrip olurken, su temini de kesintiye uğradı. Yardım kuruluşları, kentte yaşayan 500 bin kişinin yaklaşık yarısının temel ihtiyaçlara erişiminin olmadığını rapor ediyor. Sudan ordusu, RSF’nin İHA saldırılarına karşı koymak için hava savunma sistemlerini hareketlendirdiğini, ancak kaynak yetersizliği nedeniyle etkili bir caydırıcılık sağlayamadığını duyurdu. Öte yandan RSF, saldırılarının askeri hedeflere yönelik olduğunu iddia etse de görgü tanıkları aksini söylüyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Sudan'daki savaşın jeopolitik yansımaları
Sudan’daki iç savaş, yalnızca ülke sınırlarını aşan bir insani krize dönüşmekle kalmadı, aynı zamanda bölgesel güç mücadelelerini de alevlendirdi. RSF’nin İHA kapasitesini geliştirmesi, bazı bölgesel aktörlerin desteğiyle ilişkilendiriliyor. Emirlikler Birleşik Arap Emirlikleri’nin RSF’yi askeri olarak desteklediği yönünde iddialar bulunuyor. Buna karşılık Mısır ve Suudi Arabistan, Sudan ordusunun yanında yer alıyor. Ayrıca Rusya, altın madenleri karşılığında RSF’ye silah sağladığı suçlamalarıyla karşı karşıya. El-Ubeyd saldırıları, sadece Sudan’daki güç dengesini değil, aynı zamanda Afrika Boynuzu ve Sahel bölgesindeki istikrarı da tehdit ediyor. Sudan’ın çöküşü, mülteci akınlarına ve silah kaçakçılığına yol açarak komşu ülkeleri (Çad, Güney Sudan, Etiyopya) olumsuz etkiliyor. Birleşmiş Milletler, Sudan’da 10 milyondan fazla insanın yerinden edildiğini ve ülke nüfusunun yarısının açlık riskiyle karşı karşıya olduğunu bildiriyor. ABD, İngiltere ve Fransa gibi Batılı ülkeler ise taraflara silah ambargosu ve ateşkes çağrısı yapmakla birlikte, somut adımlar atmakta yetersiz kalıyor. RSF’nin İHA saldırıları, aynı zamanda günümüzde düzensiz silahlı grupların düşük maliyetli teknolojiyle nasıl asimetrik tehdit oluşturabileceğini de gözler önüne seriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Sudan’daki çatışma, Türkiye’nin bölgedeki ekonomik ve diplomatik çıkarlarını doğrudan etkiliyor. Türkiye, 2022’de imzaladığı anlaşmalarla Sudan’da tarım, enerji ve savunma alanlarında yatırım yapmıştı. İç savaş, bu yatırımların durmasına ve Türk şirketlerinin faaliyetlerinin aksamasına neden oldu. Ayrıca Kızıldeniz’e kıyısı olan Sudan’daki istikrarsızlık, Türkiye’nin Doğu Afrika ve Kızıldeniz’deki deniz güvenliği stratejisini tehdit ediyor. Türkiye, çatışmada tarafsız bir pozisyon izlemeye çalışsa da, RSF’nin İHA saldırıları ve bölgesel güç mücadelesi, Ankara’nın Sudan’daki nüfuzunu sınırlandırabilir. Türkiye’nin Libya ve Somali’deki angajmanları göz önüne alındığında, Sudan’daki kriz, bölgesel bir çatışma ağına dönüşme potansiyeli taşıyor.