Sudan'ın Kuzey Kordofan eyaletine bağlı Bara kentinde yaşayan siviller, ülkedeki iç savaşın taraflarından bazılarının zorla silah altına alma girişimlerine maruz kalıyor. Yerel kaynaklar, Sudan Silahlı Kuvvetleri (SAF) ile Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF) arasındaki çatışmaların kente sıçramasının ardından, her iki tarafın da genç erkekleri ve hatta bazı kadınları çatışmalara katılmaya zorladığını bildiriyor. Görgü tanıkları, insanların evlerinden ve iş yerlerinden toplanarak cephe hatlarına götürüldüğünü, ailelerin ise sevdiklerinin akıbetinden haber alamadığını ifade ediyor.
Gelişmenin Arka Planı
Sudan, Nisan 2023'te Ordu ve RSF arasında başlayan çatışmalarla birlikte büyük bir insani krizle karşı karşıya. Başkent Hartum'daki çatışmalar, ülkenin diğer bölgelerine de yayılmış durumda. Bara, Hartum'un yaklaşık 300 kilometre batısında yer alıyor ve stratejik konumu nedeniyle taraflar arasında çatışma bölgesi hâline gelmiş durumda. Birleşmiş Milletler verilerine göre, Sudan'da çatışmalar nedeniyle 10 milyondan fazla kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı ve ülke nüfusunun yaklaşık yarısı (25 milyon kişi) insani yardıma muhtaç durumda.
Bara'da yaşanan son olaylar, savaşın siviller üzerindeki yıkıcı etkisini bir kez daha gözler önüne seriyor. Yerel halk, zorla askere alınmaya karşı direniş gösterirken, bazı aileler çocuklarını kaçırarak güvenli bölgelere göndermeye çalışıyor. Özellikle genç erkekler, taraflar arasında sıkışmış durumda. Bir görgü tanığı, "Silah tutmayı bilmeyen insanlar, ellerine silah verilerek cepheye sürülüyor. Karşılarındaki de kendi komşuları veya akrabaları olabiliyor. Bu, bir iç savaştan çok, insanların birbirini yok etmeye zorlandığı bir kabus" şeklinde konuştu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Sudan'daki çatışmalar, sadece ülkeyi değil, bölgeyi de istikrarsızlaştırıyor. Komşu ülkelerÇad, Güney Sudan, Mısır ve Etiyopya, Sudan'dan gelen mülteci akınıyla başa çıkmakta zorlanıyor. Ayrıca, Nil suları üzerindeki anlaşmazlıklar ve Kızıldeniz güvenliği gibi bölgesel meseleler, Sudan'daki istikrarsızlıktan doğrudan etkileniyor. Uluslararası toplum, ateşkes çağrıları yapmasına rağmen, taraflar arasında kalıcı bir barış sağlanabilmiş değil. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, konuya ilişkin birçok karar almış ancak bu kararların bağlayıcılığı ve uygulanması konusunda ciddi eksiklikler bulunuyor.
Bara'daki sivillerin zorla savaşa sürüklenmesi, uluslararası insancıl hukukun ağır ihlali anlamına geliyor. Savaşan taraflar, sivilleri hedef almama ve onları çatışmalardan uzak tutma yükümlülüğü altında. Ancak sahada bu kuraların hiçe sayıldığı görülüyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) ve Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International) gibi kuruluşlar, Sudan'daki tarafları savaş suçu işlemekle suçluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Sudan'da yaşanan çatışmaların başından bu yana taraflara itidal çağrısı yapıyor ve diplomatik çözüm için çaba gösteriyor. Sudan'daki istikrarsızlık, Kızıldeniz'in güvenliğini tehdit etmesi ve Doğu Afrika'daki dengeleri değiştirmesi bakımından Türkiye'nin bölgesel çıkarlarını doğrudan etkiliyor. Türkiye'nin Sudan'da tarihsel ve insani bağları bulunuyor; bu nedenle çatışmaların sona ermesi ve sivillerin korunması Ankara'nın öncelikleri arasında. Ayrıca, Sudan'daki kriz, Türkiye'nin Afrika Boynuzu'ndaki nüfuzunu artırma çabalarını da sekteye uğratabilir. Ankara'nın, BM nezdinde yapıcı bir rol oynaması ve insani yardımları koordine etmesi, bölgesel istikrar açısından kritik önem taşıyor.