Gazze Şeridi'nde devam eden savaş, binlerce Filistinlinin akıbetini belirsizliğe gömdü. Uluslararası Kayıplar Günü dolayısıyla bir araya gelen aileler, çatışmalarda kaybolan yakınlarının izini sürmeye çalışıyor. İsrail'in hava saldırıları ve kara operasyonları sırasında ortadan kaybolan kişilerin aileleri, yetkililerden bilgi alamadıklarını belirtiyor. Aynı gün Gazze'de düzenlenen protestoda, İsrail'in su arıtma tesisine yönelik saldırısı kınanırken, bölgedeki insani krizin boyutları bir kez daha gündeme geldi.
Çatışmanın Gölgesinde Kayıp Yakınlarının Çaresiz Bekleyişi
Gazze'nin çeşitli bölgelerinde yaşayan aileler, kaybettikleri yakınlarının fotoğraflarını taşıyarak sokaklara döküldü. Kimi aileler, bir yakınının enkaz altında kaldığını ancak cesedine ulaşamadığını, kimileri ise İsrail güçleri tarafından gözaltına alınan akrabalarından haber alamadığını dile getirdi. Gazze'deki sivil savunma ekipleri, savaşın başlangıcından bu yana binlerce kişinin akıbetinin bilinmediğini, enkaz altında kalanların sayısının ise tam olarak tespit edilemediğini ifade ediyor.
Birleşmiş Milletler verilerine göre, çatışmalar nedeniyle yerinden edilen yaklaşık 2,3 milyon Filistinli, temel ihtiyaçlara erişimde büyük güçlük çekiyor. Kayıp yakınlarını arama çalışmaları da bu koşullar altında yürütülmeye çalışılıyor. Aileler, uluslararası topluma çağrıda bulunarak, kayıpların akıbetinin belirlenmesi ve cenazelerin iadesi için baskı oluşturulmasını istiyor.
Filistin Kızılayı yetkilileri, kayıp vakalarının büyük çoğunluğunun savaşın ilk haftalarında meydana geldiğini, bu dönemde yoğun hava saldırıları sonucu tamamen yıkılan binalarda yaşayan insanların enkaz altında kaldığını belirtiyor. Ancak güvenlik endişeleri nedeniyle enkazların taranması ve kimlik tespiti çalışmaları oldukça yavaş ilerliyor.
Su Arıtma Tesisine Saldırı ve İnsani Boyut
Uluslararası Kayıplar Günü'nde Gazze'de düzenlenen protesto gösterisinde, su arıtma tesisine yönelik İsrail saldırısı da eleştirildi. Göstericiler, temiz suya erişimin engellenmesinin Gazze'deki insani felaketi daha da derinleştirdiğine dikkat çekti. Gazze'deki altyapının büyük ölçüde tahrip olduğu, su ve elektrik şebekelerinin çalışamaz hale geldiği biliniyor. Bu durum, bölgede salgın hastalıkların yayılma riskini artırıyor.
İsrail ordusu, su arıtma tesisine düzenlenen saldırıya ilişkin henüz resmi bir açıklama yapmadı. Ancak gözlemciler, bu tür altyapı saldırılarının uluslararası insancıl hukuk kapsamında savaş suçu oluşturabileceğini belirtiyor. BM İnsan Hakları Ofisi, Gazze'deki kuyuların ve su şebekelerinin tahrip edilmesinin, sivil halka yönelik toplu cezalandırma anlamına geldiğini vurguluyor.
Gazze'deki sağlık yetkilileri, su kaynaklı hastalıkların artış gösterdiğini, özellikle çocuklarda ishal ve kolera vakalarının görüldüğünü doğruluyor. Su arıtma tesisinin devre dışı kalması, bölgede yaşayan yüz binlerce insanın daha fazla risk altına girmesine yol açıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Gazze'deki insani kriz, Türkiye'nin Filistin politikasını doğrudan etkileyen bir gelişme. Türkiye, geçmişten bu yana Filistin halkının yanında yer alarak insani yardımlarını sürdürüyor; ancak kayıpların akıbeti ve altyapının tahribatı, bu yardımların etkinliğini sınırlıyor. Türkiye'nin bölgede arabuluculuk rolü oynaması, ateşkes ve kalıcı çözüm için önemli görülüyor. Ayrıca savaşın sona ermesi halinde Gazze'nin yeniden inşasında Türk şirketlerinin ve kuruluşlarının devreye girmesi bekleniyor. Bu tablo, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki etkisini artırabilecek ve bölgesel istikrar için kritik bir fırsat sunacaktır.