Sudan'ın Batı Kordofan eyaletinde, geleneksel yöntemlerle altın çıkaran madencilerin çalıştığı bir maden ocağında meydana gelen çökme sonucu en az 70 kişi hayatını kaybetti. Yetkililer, bir dizi bitişik maden kuyusunun çökmesiyle meydana gelen kazada onlarca madencinin toprak altında kaldığını bildirdi. Olay, ülkenin iç savaş ve ekonomik çöküşle boğuştuğu bir dönemde, kayıt dışı madencilik sektöründeki güvenlik eksikliklerini bir kez daha gözler önüne serdi.
Gelişmenin Arka Planı
Batı Kordofan, Sudan'ın altın rezervleri açısından zengin bölgelerinden biri. Ülke genelinde binlerce kişi, geçimini geleneksel yöntemlerle altın madenciliği yaparak sağlıyor. Ancak bu faaliyetler genellikle devlet denetiminden uzak, güvenlik önlemlerinin yetersiz olduğu koşullarda gerçekleştiriliyor. Maden kuyuları çoğu zaman ahşap desteklerle ayakta tutuluyor ve derinleştikçe çökme riski artıyor.
Sudan, 2011'de Güney Sudan'ın ayrılmasıyla petrol gelirlerinin büyük bir kısmını kaybetti. Bu tarihten sonra altın, ülkenin en önemli döviz kaynağı haline geldi. Ancak 2019'da Ömer el-Beşir'in devrilmesi ve ardından 2021'deki askeri darbeyle başlayan siyasi istikrarsızlık, ekonomik krizi derinleştirdi. 2023'te patlak veren iç savaş ise ülkeyi tam bir kaosa sürükledi. Bu ortamda, altın madenciliği hem geçim kaynağı hem de silahlı gruplar için finansman aracı haline geldi.
Batı Kordofan'da daha önce de benzer kazalar yaşanmıştı. 2021'de aynı bölgede meydana gelen bir çökmede onlarca madenci ölmüştü. Yetkililer, denetimsiz ocaklarda güvenlik standartlarının iyileştirilmesi için çalışma başlatsa da, iç savaşın yarattığı güvenlik boşluğu ve ekonomik çöküş nedeniyle bu çabalar sonuçsuz kalıyor. Madenciler, geçimlerini sağlamak için hayati risk almak zorunda kalıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Sudan'daki altın üretimi, küresel piyasalar için de önem taşıyor. Ülke, Afrika'nın en büyük altın üreticilerinden biri ve özellikle Birleşik Arap Emirlikleri ve Çin gibi ülkelere önemli miktarda altın ihraç ediyor. Ancak iç savaş nedeniyle resmi üretim ve ihracat verileri sağlıklı bir şekilde tutulamıyor. Birleşmiş Milletler raporlarına göre, silahlı gruplar altın ticaretinden önemli gelir elde ediyor ve bu da çatışmayı finanse ediyor.
Maden kazası, Sudan'da insani krizin boyutlarını da gözler önüne seriyor. Ülkede 25 milyondan fazla insan insani yardıma muhtaç durumda. Sağlık sistemi çökmüş, altyapı tahrip olmuş durumda. Madenciler, temel güvenlik ekipmanlarından yoksun, sağlık hizmetlerine erişimi olmayan koşullarda çalışıyor. Uluslararası kuruluşlar, Sudan'daki madencilik sektörünün acilen düzenlenmesi ve denetlenmesi gerektiğini vurguluyor.
Kaza, aynı zamanda Sudan'daki iç savaşın dolaylı etkilerini de gösteriyor. Çatışmalar nedeniyle tarım ve diğer sektörlerde iş imkanları azalan binlerce kişi, altın madenciliğine yöneliyor. Bu da hem kazaları artırıyor hem de çevresel tahribata yol açıyor. Batı Kordofan gibi bölgelerde cıva gibi kimyasalların kullanımı, su kaynaklarını ve tarım arazilerini kirletiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Sudan'daki altın madeni kazası, Türkiye'nin bölgesel istikrar ve ekonomik çıkarları açısından dolaylı da olsa önem taşıyor. Türkiye, Sudan'da uzun süredir ekonomik ve diplomatik ilişkilerini geliştirmeye çalışıyor; özellikle tarım, inşaat ve madencilik alanlarında Türk yatırımları bulunuyor. Ülkedeki iç savaş ve istikrarsızlık, bu yatırımları riske atıyor. Ayrıca Sudan, Afrika Boynuzu ve Kızıldeniz güvenliği açısından stratejik bir konumda. Türkiye'nin bölgedeki insani yardım faaliyetleri ve barış çabaları, istikrarın sağlanmasına katkı sunabilir. Maden kazası, Türk şirketlerinin bölgede faaliyet gösterirken güvenlik ve denetim konularına daha fazla önem vermesi gerektiğini gösteriyor.