İşçi Partisi liderlik yarışının öne çıkan adaylarından Wes Streeting, başbakan olması halinde Birleşik Krallık’a yüksek vasıflı göçmen girişini artırmayı planladığını duyurdu. Sağlık, teknoloji ve mühendislik gibi kritik sektörlerdeki iş gücü açığını kapatmayı hedefleyen Streeting, aynı zamanda Kuzey Denizi’ndeki yeni petrol ve doğal gaz sahalarından elde edilecek vergi gelirlerinin hanelerin enerji faturalarını düşürmek için kullanılması gerektiğini savundu. Streeting’in bu çıkışı, İşçi Partisi’nin göç politikasında köklü bir değişime işaret ederken, Brexit sonrası sıkılaştırılan vize kurallarının ekonomi üzerindeki olumsuz etkilerini gidermeyi amaçlıyor.
Planın detayları ve arka planı
Streeting, yüksek vasıflı göçmenler için mevcut vize sisteminin basitleştirilmesi ve başvuru süreçlerinin hızlandırılması gerektiğini belirtti. Özellikle sağlık sektöründe yaşanan personel açığına dikkat çeken Streeting, Ulusal Sağlık Sistemi’nin (NHS) ayakta kalabilmesi için yurt dışından doktor ve hemşire alımının artırılmasının şart olduğunu vurguladı. Plan kapsamında, yapay zeka, yazılım geliştirme ve yenilenebilir enerji alanlarında uzmanlaşmış iş gücüne öncelik verilecek.
Öte yandan Streeting, Kuzey Denizi’ndeki yeni petrol ve doğal gaz yataklarının işletilmesinden elde edilecek vergi gelirlerinin doğrudan enerji faturalarını sübvanse etmek için kullanılacağını söyledi. Bu hamle, enerji kriziyle boğuşan İngiliz haneleri için bir nebze olsun nefes aldırmayı hedefliyor. Ancak çevre örgütleri, yeni fosil yakıt yatırımlarının iklim hedefleriyle çeliştiği gerekçesiyle planı eleştiriyor.
Küresel bağlam ve Trump faktörü
Streeting’in bu çıkışı, küresel ölçekte yetenek çekme yarışının kızıştığı bir döneme denk geliyor. Streeting, ABD eski Başkanı Donald Trump’ın göçmen karşıtı politikalarının yetenekli iş gücünü Birleşik Krallık’a yönlendirebileceğini öne sürdü. “Trump’ın söylemleri ve politikaları, bilim insanları ve mühendisler için ABD’yi daha az cazip hale getiriyor. Bu fırsatı değerlendirmeliyiz” diyen Streeting, İngiltere’nin göçmen dostu bir imaj çizerek küresel yetenek havuzundan pay alması gerektiğini savundu.
Brexit sonrası Birleşik Krallık’ın AB vatandaşlarına uyguladığı vize zorunluluğu, başta sağlık ve teknoloji sektörleri olmak üzere birçok alanda iş gücü açığına yol açtı. Streeting, bu açığın kapatılmaması durumunda ekonominin daralacağını ve kamu hizmetlerinin çökeceğini belirtti. Öte yandan, İşçi Partisi içinde göç konusunda farklı sesler yükseliyor; bazı milletvekilleri, işçi sınıfının işlerini korumak adına daha sıkı göç kontrolleri talep ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Streeting’in yüksek vasıflı göç planı, Türkiye gibi genç ve eğitimli nüfusa sahip ülkeler için yeni fırsatlar yaratabilir. Türkiye’den mühendis, doktor ve yazılım geliştiricilerin Birleşik Krallık’a yönelmesi, hem ülkedeki istihdam baskısını azaltabilir hem de nitelikli iş gücünün yurt dışında deneyim kazanmasını sağlayabilir. Ancak bu durum, Türkiye’deki beyin göçünü hızlandırabileceği gibi, döviz gelirleri ve diaspora yatırımları açısından da uzun vadeli etkiler doğurabilir. Ayrıca, İngiltere’nin enerji politikalarındaki bu dönüşüm, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon arama faaliyetleri üzerindeki jeopolitik dengeleri de dolaylı olarak etkileyebilir.