İngiliz arkeologlar, ünlü Stonehenge anıtına birkaç kilometre uzaklıkta, antik çukurlar içinde binlerce yıl öncesine ait gün dönümü ritüellerinin izlerini keşfetti. Araştırmacılar, MÖ 2500 civarına tarihlenen bu yapıların, Neolitik dönemde insanların yaz ve kış gündönümlerinde bir araya geldiği törensel bir alana ait olabileceğini belirtiyor. Keşif, Stonehenge’in yalnızca bir mezar veya astronomik gözlem alanı değil, aynı zamanda geniş bir ritüel peyzajının parçası olduğu görüşünü güçlendiriyor.
Arkeolojik Keşfin Detayları
Bournemouth Üniversitesi ve çeşitli İngiliz arkeoloji enstitülerinden bilim insanları, Salisbury Ovası’ndaki antik çukurları incelemek için manyetik gradyometre ve yere nüfuz eden radar gibi gelişmiş yöntemler kullandı. Altı metre genişliğe ve iki metre derinliğe ulaşan bu çukurlar, halka şeklinde düzenlenmiş ve Stonehenge’in meşhur taş dairesiyle aynı hizaya getirilmişti. Kazılarda hayvan kemikleri, çakmak taşı aletler ve seramik parçaları bulundu. Radyokarbon tarihlemesi, bu kalıntıların MÖ 2500-2000 yıllarına ait olduğunu gösterdi. Bu dönem, Stonehenge’in inşa edildiği dönemle büyük ölçüde çakışıyor. Araştırmacılar, çukurların içinde yanmış odun ve kül tabakaları saptadı; bu da burada ateşli törenler yapıldığına işaret ediyor. Ayrıca, çukurların konumu Güneş’in doğuş ve batış noktalarıyla uyumlu, bu da gün dönümü kutlamalarına dair güçlü bir kanıt sunuyor.
Stonehenge Peyzajının Anlaşılmasına Katkı
Bu keşif, Stonehenge’in izole bir anıt olmadığını, aksine geniş bir törensel ağın merkezi olduğunu ortaya koyuyor. Daha önce Durrington Walls ve Woodhenge gibi yapılar, bölgenin karmaşık ritüel kullanımını göstermişti. Yeni bulgu, Stonehenge’in yakın çevresindeki alanların da aktif olarak törenler için kullanıldığını kanıtlıyor. Bu durum, Avrupa’daki diğer Neolitik anıtlarla karşılaştırmalı çalışmalara da ışık tutuyor. Özellikle İrlanda’daki Newgrange ve İskoçya’daki Callanish gibi gün dönümüyle ilişkilendirilen yapılarla benzerlikler dikkat çekiyor. Araştırmacılar, Stonehenge peyzajının UNESCO Dünya Mirası listesindeki bütünlüğünün korunması için bu tür alanların da dahil edilmesi gerektiğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu keşif, doğrudan Türkiye’yi ilgilendirmese de Neolitik arkeoloji alanında önemli bir örnek teşkil ediyor. Türkiye, Göbeklitepe ve Çatalhöyük gibi dünyanın en eski yerleşim ve ritüel alanlarına ev sahipliği yapıyor. Stonehenge çevresindeki buluntular, Türk arkeologların kendi sahalarında benzer yöntemlerle çalışmalarını teşvik edebilir. Ayrıca, antik peyzajın korunması ve turizm potansiyelinin değerlendirilmesi konusunda küresel örnekler sunuyor. Türkiye’nin arkeolojik zenginliği düşünüldüğünde, bu tür disiplinlerarası çalışmalar kültürel miras yönetimine katkı sağlayabilir.