İngiltere Başbakanı Keir Starmer, parti içi muhalefetin giderek arttığı ve ABD Başkanı Donald Trump'ın kendisi hakkında istifa edeceği yönünde açıklamalar yaptığı bir dönemde siyasi geleceğini değerlendiriyor. Starmer, İşçi Partisi lideri olarak son dönemde artan baskılar karşısında geri adım atmaya niyetli olmadığını belirtse de, kamuoyunda ve parti tabanında başarısız bulunan politikaları nedeniyle köşeye sıkışmış durumda. Trump'ın sözleri, Starmer için uluslararası alanda da itibar kaybı anlamına geliyor.
Artan istifa baskıları ve partideki kriz
Keir Starmer, 2020'de İşçi Partisi lideri seçildikten sonra partiyi merkeze çekme çabaları ve Brexit sonrası politikalarda uzlaşmacı tavrıyla tanınsa da, son aylarda ekonomi, sağlık ve göç politikalarındaki başarısızlıklar nedeniyle ağır eleştiriler alıyor. Parti içinde, özellikle sol kanattan gelen muhalefet, Starmer'in seçim vaatlerini yerine getirmediğini, kamu harcamalarında kesintiye gittiğini ve geleneksel İşçi seçmenini kaybettiğini savunuyor. Son yapılan anketlerde, partinin popülaritesinin düştüğü ve Starmer'ın kişisel onay oranlarının yüzde 30'un altına gerilediği görülüyor. Parti içinde adı geçen isimler arasında eski İşçi lideri Jeremy Corbyn yanlıları ve genç vekiller bulunuyor.
Öte yandan, muhafazakâr medya ve rakibi Muhafazakâr Parti, Starmer'ı 'kararsız ve zayıf' olarak nitelendiriyor. Trump'ın açıklamaları, bu eleştirilere uluslararası bir boyut kazandırdı. ABD Başkanı, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, 'Starmer yakında istifa edecek. Onun yerine daha güçlü bir lider görmek istiyoruz' ifadelerini kullandı. Bu sözler, İngiliz-ABD ilişkilerinde de soğukluğa işaret ediyor.
Uluslararası boyut: Trump'ın sözleri ve İngiltere-ABD ilişkileri
Donald Trump'ın Starmer hakkındaki yorumları, iki ülke arasındaki 'özel ilişki'nin geleceği konusunda da soru işaretleri yaratıyor. Trump, görev süresi boyunca İngiltere'nin Brexit sonrası ABD ile ticaret anlaşması yapma çabalarına sıcak bakmamış, Starmer ise seçim kampanyasında Trump'ı eleştirmişti. Analistlere göre, Trump'ın bu çıkışı, Starmer yönetimine duyulan güvensizliğin bir yansıması olarak okunabilir. Aynı zamanda, Avrupa Birliği ile ilişkileri düzeltmeye çalışan Starmer'in, ABD'den gelen bu darbe karşısında eli zayıflıyor.
Bölgesel olarak, Starmer'ın istifası halinde yerine geçecek ismin kim olacağı ve izlenecek politikalar belirsiz. Parti içi dengeler ve kamuoyu eğilimleri, olası bir lider değişikliğinin İşçi Partisi'ni seçimlere taşıyıp taşımayacağını belirleyecek. Muhafazakâr Parti ise bu fırsatı değerlendirerek erken seçim çağrısı yapabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'deki bu siyasi kriz, Türkiye için doğrudan bir etki yaratmasa da, dolaylı yollardan önem taşıyor. Türkiye-İngiltere ticari ilişkileri Brexit sonrası artan bir ivme kazanmışken, istikrarsız bir İngiltere bu ilişkileri olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye ile İngiltere NATO müttefiki olarak savunma işbirliğine sahip; Starmer'ın gidişi sonrası oluşacak yeni hükümetin Türkiye'ye yönelik politikası belirsiz. Trump'ın Starmer'a yönelik tavrı, ABD'nin İngiltere üzerinden Türkiye'ye dolaylı baskı yapma aracı olarak da görülebilir. Gelişmeler, Türkiye'nin Batı ittifakındaki konumunu yeniden değerlendirmesi gerektiğini düşündürüyor.