Londra, 12 Haziran — İngiltere Başbakanı Keir Starmer, yeni bir savunma bakanı atadı ancak aynı sorunla karşı karşıya: yedek para yok, birbiriyle yarışan siyasi ve mali talepler ve parti içinde kamu hizmetleri ile sosyal yardımlara yapılan harcamaları kısmaya isteksiz bir taban. Savunma Bakanı John Healey’nin istifası, İngiltere’nin savunma politikasında bir dönüm noktası olmasa da, hükümetin kronik bütçe sıkışıklığını ve askeri harcamalarla iç siyaset arasındaki hassas dengeyi bir kez daha gündeme getirdi.
Gelişmenin Arka Planı: Bütçe Kısıtlamaları ve Savunma Taahhütleri
John Healey, geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada, “Savunma bütçesinin yetersizliği ve NATO yükümlülüklerinin yerine getirilememesi nedeniyle” görevinden ayrıldığını duyurdu. Healey, Starmer liderliğindeki İşçi Partisi hükümetinin savunmaya ayırdığı kaynakların, özellikle Ukrayna savaşı sonrası artan tehditler karşısında yetersiz kaldığını savundu. Healey’in istifası, parlamentoda muhalefet ve bazı İşçi Partisi milletvekilleri tarafından “hükümetin savunma konusundaki ciddiyetsizliğinin bir göstergesi” olarak yorumlandı.
Starmer, Healey’in yerine Savunma Bakanı olarak atadığı eski Dışişleri Bakanı David Lammy ile birlikte, partisinin geleneksel olarak savunma harcamalarına mesafeli duruşunu değiştirmeye çalışıyor. Ancak ekonomik durgunluk, yüksek enflasyon ve kamu borcu, hükümetin savunma bütçesini artırma kabiliyetini sınırlıyor. İngiltere’nin NATO taahhüdü olan GSYH’nin %2’sini savunmaya ayırma hedefini zaten zorlarken, bazı askeri uzmanlar bu oranın %2,5’e çıkarılması gerektiğini belirtiyor. Starmer ise bu artışın ancak ekonomik büyüme ve vergi gelirlerindeki artışla mümkün olabileceğini ifade ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: NATO, Ukrayna ve Güvenlik Dengesi
İngiltere’deki bu bütçe krizi, küresel savunma dengeleri açısından da kritik bir döneme denk geldi. Rusya-Ukrayna savaşı, Avrupa’nın güvenlik mimarisini yeniden şekillendirirken, İngiltere’nin NATO’nun en büyük askeri güçlerinden biri olarak oynadığı rol daha da önem kazandı. Healey’in istifası, Londra’nın Kiev’e verdiği askeri desteğin sürekliliği konusunda soru işaretleri yaratırken, ABD ve Almanya gibi müttefikler İngiltere’nin taahhütlerini yerine getirmesini bekliyor.
Öte yandan, Starmer hükümeti, Çin’in artan etkisine karşı Hint-Pasifik bölgesinde de angajmanını sürdürmeye çalışıyor. Ancak bütçe kısıtlamaları, Kraliyet Donanması’nın modernizasyonunu ve yeni savaş gemisi projelerini yavaşlatıyor. Uluslararası ilişkiler uzmanları, İngiltere’nin savunma harcamalarındaki bu belirsizliğin, küresel bir güç olarak itibarını zedeleyebileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere’deki savunma bütçesi krizi, Türkiye’nin doğrudan gündeminde olmasa da dolaylı etkiler yaratabilir. Türkiye, NATO’nun güney kanadında kilit bir müttefik olarak savunma harcamalarını artırmaya devam ederken, İngiltere’nin bütçe sıkıntısı, NATO içinde yük paylaşımı tartışmalarını yeniden alevlendirebilir. Ayrıca, İngiltere’nin savunma sanayiinde yaşanacak daralma, Türkiye ile ortak projeleri (örneğin Eurofighter Typhoon modernizasyonu veya denizaltı iş birlikleri) etkileyebilir. Bununla birlikte, Türkiye’nin kendi savunma sanayiindeki yerli üretim hamleleri, olası bir tedarik darboğazına karşı Türkiye’yi daha dirençli kılmaktadır.