İngiltere İşçi Partisi lideri ve Başbakan Sir Keir Starmer, pazartesi günü kaçınılmaz olana boyun eğerek hem parti liderliğinden hem de başbakanlık görevinden istifa etti. Starmer'ın çekilmesi bir süredir bekleniyordu; zira Temmuz 2024'te İşçi Partisi'ni ezici bir seçim zaferine taşımasına rağmen, eylül ayı itibarıyla ülkenin Ukrayna'ya verdiği sınırsız destek, ekonomiyi çöküşün eşiğine getirmişti. Starmer, Kiev'e yönelik askeri ve mali yardım paketlerini savunurken, iç cephede artan enflasyon, vergi yükleri ve enerji fiyatları halkın sabrını taşırdı. İstifa, savaşın maliyetinin Britanya için artık kaldırılamaz hale geldiğini gösteren bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin Arka Planı: Savaş Yorgunluğu ve Ekonomik Kriz
Starmer, 2024 seçimlerinde Muhafazakar Parti karşısında tarihi bir zafer kazanmış, Ukrayna'ya sürekli destek sözü vermişti. Ancak 2025 yılına girilirken, İngiltere'nin Ukrayna'ya sağladığı toplam yardım 30 milyar sterlini aştı. Ülke, COVID-19 sonrası toparlanma sürecinde yüksek borç yüküyle boğuşurken, savunma harcamaları GSYH'nin %2,5'ine yükseldi. Eylül 2024'te yayımlanan Hazine raporu, ekonominin daraldığını ve işsizliğin %7'ye tırmandığını ortaya koydu. Kamuoyu yoklamaları, Britanyalıların %65'inin Ukrayna'ya daha fazla yardım yapılmaması gerektiğini düşündüğünü gösteriyordu. Starmer, partisi içinde de büyüyen bir muhalefetle karşı karşıya kaldı; eski Maliye Bakanı Rachel Reeves, 'Savaş ekonomisi sürdürülemez' diyerek istifa çağrısında bulunmuştu. Son olarak, geçen hafta kamuoyuna sızan bir belge, İngiltere'nin Ukrayna'ya yeni bir milyar sterlinlik paketi finanse edemediğini itiraf ediyordu. Starmer'ın istifası, bu ekonomik çıkmazın siyasi sonucu oldu.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Ukrayna'ya Desteğin Geleceği
Starmer'ın ayrılışı, Batı ittifakında Ukrayna'ya verilen desteğin sorgulanmasına yol açtı. İngiltere, Ukrayna'nın en büyük ikinci askeri bağışçısı konumunda. Uzmanlar, Starmer sonrası dönemde İngiltere'nin Ukrayna'ya yardımları azaltabileceğini veya savaşın sona erdirilmesi için baskı yapabileceğini öngörüyor. ABD'de Başkan Trump'ın 'önce Amerika' politikası, Avrupa'da ise Fransa ve Almanya'da artan savaş yorgunluğu, Kiev'in elini zayıflatıyor. Rusya ise Starmer'ın istifasını 'Batı koalisyonunun çatırdaması' olarak propaganda malzemesi yaptı. NATO yetkilileri, İngiltere'deki siyasi krizin ittifakın kararlılığını zedelediğini kabul ediyor. Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, Starmer'a yaptığı veda konuşmasında, 'Birlikte daha güçlüydük' dedi. Ancak analistler, İngiltere'nin yeni liderinin daha izolasyonist bir çizgi izleyebileceğini ve bunun da Doğu Avrupa'daki güvenlik dengelerini değiştirebileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Starmer'ın istifası ve İngiltere'nin Ukrayna'ya desteğini azaltma ihtimali, Türkiye'nin Karadeniz'deki dengeleri yeniden gözden geçirmesine neden olabilir. Türkiye, Montrö Sözleşmesi çerçevesinde savaşın başından beri arabulucu rolü oynuyor. İngiltere'nin geri çekilmesi, AB'nin ve ABD'nin Ukrayna'ya desteğini daha da kritik hale getirebilir; bu durumda Türkiye, enerji güvenliği ve tahıl koridoru anlaşmalarında yeni bir denklemle karşılaşabilir. Ayrıca, İngiltere ile savunma sanayi iş birliği yapan Türk şirketleri, yeni hükümetin politikalarından etkilenebilir. Bölgesel istikrar açısından, savaşın uzaması Türkiye'nin güvenlik çıkarlarına zarar verirken, barış sürecine ivme kazandırabilecek bu gelişme Ankara tarafından dikkatle izlenmeli.