İngiltere Başbakanı Keir Starmer, ABD Başkanı Donald Trump'ın Hürmüz Boğazı'ndan geçen ticari gemilere yüzde 20 oranında bir geçiş ücreti uygulama tehdidine karşı çıktı. Starmer, konuya ilişkin açıklamasını, Trump'ın bu önlemin boğazda güvenlik sağlamanın maliyetini karşılamak için 'bir adalet meselesi' olduğunu belirtmesinin ardından yaptı. Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık yüzde 20'sinin geçtiği stratejik bir su yoludur. Starmer, 'Uluslararası hukuka dayalı bir düzende bu tür tek taraflı mali yükümlülüklerin kabul edilemez olduğunu' vurgulayarak, konunun çok taraflı bir çerçevede ele alınması gerektiğini ifade etti.
Gelişmenin arka planı
Trump yönetiminin söz konusu tehdidi, Hürmüz Boğazı'nda son aylarda artan gerilimlerin ardından geldi. Bölgede İran destekli grupların ticari gemilere yönelik saldırıları, küresel deniz ticaretini tehdit eder hale geldi. ABD, boğazın güvenliğini sağlamak amacıyla bölgeye ek askeri güç takviyesi yaparken, bu operasyonların maliyetinin bir kısmını geçiş ücretiyle karşılamayı öneriyor. Trump, geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada, 'Hürmüz Boğazı'nı kullanan herkes güvenlik bedelini ödemeli. Bu bir adalet meselesi' diyerek planını savundu.
Starmer ise İngiltere'nin bu yaklaşıma karşı olduğunu net bir dille ifade etti. İngiltere, boğazda serbest geçiş hakkını savunan ülkeler arasında yer alırken, başbakan 'Uluslararası deniz hukukuna göre boğazlar herkese açıktır. Bu tür bir ücretlendirme, ticaretin önünde gereksiz bir engel oluşturur' dedi. Starmer, konunun BM Deniz Hukuku Sözleşmesi çerçevesinde ele alınması gerektiğini belirterek, Trump'a doğrudan bir uyarıda bulunmadı ancak 'bu tür adımların ittifaklarımıza zarar verebileceği' uyarısını yaptı.
Bölgesel ve küresel boyut
Hürmüz Boğazı'na yönelik bu tehdit, yalnızca ABD-İngiltere arasında değil, küresel ölçekte de yankı uyandırdı. Petrol fiyatları, olası bir tıkanma veya maliyet artışı beklentisiyle kısa süreli bir yükseliş yaşarken, uzmanlar bu tür bir ücretlendirmenin küresel tedarik zincirlerinde aksamalara yol açabileceği uyarısında bulundu. Çin, Hindistan ve Japonya gibi enerji ithalatçısı ülkeler, konuyu yakından takip ediyor. Öte yandan, İran'ın bölgedeki varlığı ve ABD ile gerilimi, her an yeni bir krizin fitilini ateşleyebilecek potansiyele sahip.
Analistler, Trump'ın bu hamlesinin aslında müttefiklerine yönelik bir pazarlık taktiği olabileceğini, ancak geri adım atılması halinde ABD'nin güvenilirliğinin zedeleneceğini belirtiyor. Starmer'ın çıkışı ise Avrupa ülkelerinde destek bulurken, bazı Körfez ülkeleri ABD'nin güvenlik sağlama konusundaki rolünü takdir etmekle birlikte, ücretlendirme konusunda temkinli bir duruş sergiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Hürmüz Boğazı'na kıyısı olmasa da, enerji ithalatının önemli bir kısmını bu bölgeden yapmaktadır. Olası bir geçiş ücreti, Türkiye'nin enerji maliyetlerini artırabilir ve cari açığı olumsuz etkileyebilir. Ayrıca Türkiye, Montrö Boğazlar Sözleşmesi'yle benzer bir düzenlemeyi kendi boğazlarında uyguladığı için, bu tartışma Türkiye'nin boğazlar rejimi konusundaki hassasiyetini de gündeme getirebilir. Ankara, uluslararası deniz hukukuna dayalı çözümleri destekleyerek, hem enerji güvenliğini hem de ittifak ilişkilerini dengelemek durumundadır.