Avustralya'da 2020 yılında Covid-19 salgınının en ağır bedellerinden birini ödeyen St Basil's yaşlı bakım evinde hayatını kaybeden 50 kişinin yakınları, altıncı yıl dönümünde adalet arayışını sürdürüyor. Melbourne'daki bakım evinin üst düzey yöneticileri, bugün başlayan adli soruşturmada ifade verdi. Ancak kayıpların aileleri, yöneticilerin 'hatırlamıyorum' cevapları karşısında büyük hayal kırıklığı yaşadı. Soruşturma, salgının ilk dalgasında yaşanan ihmal ve yönetim hatalarını gün yüzüne çıkarmayı hedefliyor.
Gelişmenin Arka Planı
St Basil's bakım evi, 2020 yılının Temmuz ayında Victoria eyaletinde yaşanan ikinci dalga sırasında Covid-19 salgınının merkezi haline gelmişti. Tesis, salgının kontrol altına alınamaması nedeniyle 50 sakinini kaybetmiş, bu sayı Avustralya genelinde tek bir tesiste yaşanan en yüksek can kaybı olarak kayıtlara geçmişti. Olay, ülkede yaşlı bakım sektörünün denetim ve hijyen standartlarını ciddi şekilde sorgulatmıştı.
Adli soruşturmanın bu hafta yeniden başlaması, altıncı ölüm yıl dönümüne denk geliyor. Soruşturmada, Konstantin Kontis ve Vicky Kos adlı üst düzey yöneticilerin yanı sıra dönemin sağlık bakanı ve eyalet yetkililerinin de ifade vermesi bekleniyor. Aileler, yöneticilerin salgın sırasında aldıkları kararlarda ihmal ve kusur olduğunu savunuyor. Ancak yöneticilerin avukatları, müvekkillerinin dönemin olağanüstü koşullarında ellerinden geleni yaptığını öne sürüyor.
Soruşturma kapsamında, bakım evinin personel eksikliği, kişisel koruyucu ekipman (KKD) temini ve enfeksiyon kontrol protokollerine uyum gibi konular masaya yatırılıyor. İlk günkü duruşmada bazı yöneticilerin 'detayları hatırlamadığını' söylemesi, ailelerin tepkisini çekti. Bir yakın, "Onlar hatırlamıyor ama biz her gün o acıyı yaşıyoruz. Bu kabul edilemez" dedi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
St Basil's faciası, yalnızca Avustralya'nın değil, dünya genelinde yaşlı bakım tesislerinin pandemiye ne kadar hazırlıksız yakalandığının bir simgesi haline geldi. Birleşik Krallık, ABD ve Kanada gibi ülkelerde de benzer trajediler yaşanmış, bu durum küresel çapta yaşlı bakımı politikalarının gözden geçirilmesine yol açmıştı. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), yaşlı bakım tesislerinin pandemi yönetiminde öncelikli olması gerektiğini vurgularken, birçok ülke bu tesislere yönelik denetim mekanizmalarını güçlendirdi.
Avustralya'da yapılan bağımsız incelemeler, hükümetin yaşlı bakım sektörüne yönelik reformlarının yetersiz kaldığını ortaya koydu. Kraliyet Komisyonu'nun 2021'de yayımladığı rapor, sektörün 'sistematik ihmal' içinde olduğunu belirtmiş ve kapsamlı bir değişim çağrısında bulunmuştu. Ancak aileler, bugüne kadar somut bir ilerleme kaydedilmediğini savunuyor. Soruşturmanın sonucu, hem yasal sorumlulukların belirlenmesi hem de gelecekte benzer felaketlerin önlenmesi açısından kritik önem taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
St Basil's vakası, Türkiye'deki yaşlı bakım hizmetleri ve pandemi yönetimi açısından önemli dersler içeriyor. Türkiye, Covid-19 sürecinde özellikle kentlerdeki huzurevlerinde salgının yayılmasını önlemek için sıkı tedbirler almıştı. Ancak bu tür tesislerin denetimi, personel yeterliliği ve kriz anlarında hızlı müdahale kapasitesi her ülkede olduğu gibi Türkiye'de de geliştirilmesi gereken alanlar arasında. Türkiye'nin sağlık altyapısının güçlü olması, pandemi sürecinde avantaj sağlamış olsa da, yaşlı bakım tesislerinin gelecekteki salgınlara karşı hazırlıklı olması için uluslararası deneyimlerden faydalanması kritik görünüyor. Bu bağlamda, şeffaf soruşturma süreçleri ve hesap verebilirlik mekanizmalarının güçlendirilmesi, toplumsal güvenin sağlanması açısından önem taşıyor.