Birleşmiş Milletler (BM), Sudan'daki iç savaşın çocukların eğitimini felç ettiğini ve 'bütün bir neslin' geleceğinin tehlikeye girdiğini açıkladı. Sudan'da Nisan 2023'te ordu ile paramiliter Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF) arasında başlayan çatışmalar, ülkede insani bir felakete dönüştü. BM'nin son raporuna göre, 8 milyondan fazla çocuk okula gidemiyor ve ülkedeki okulların yaklaşık dörtte üçü çatışmalardan doğrudan etkilenmiş durumda.
Gelişmenin Arka Planı: Çatışmalar Eğitimi Nasıl Felç Etti?
Sudan'da ordu ile RSF arasındaki güç mücadelesi, ülkenin birçok bölgesinde okulların kapanmasına veya yerinden edilen insanlara barınak olarak kullanılmasına yol açtı. BM Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) verilerine göre, çatışmaların başladığı Nisan 2023'ten bu yana en az 14 milyon çocuk insani yardıma muhtaç durumda. Okulların büyük bir kısmı ya doğrudan saldırıya uğradı ya da askeri üs olarak kullanılıyor. Eğitim Bakanlığı'nın verilerine göre, ülkedeki 28 bin okuldan yaklaşık 19 bini kullanılamaz hale geldi.
Çatışmalar nedeniyle ülke içinde yerinden edilen milyonlarca insan, geçici kamplarda yaşıyor. Bu kamplarda eğitim imkânları neredeyse yok denecek kadar az. BM raporu, çocukların sadece eğitimden değil, aynı zamanda güvenli bir ortamdan ve temel sağlık hizmetlerinden de mahrum kaldığını vurguluyor. UNICEF, çocukların okula dönmeleri halinde bile psikolojik destek almaları gerektiğini belirtiyor. Ayrıca, kız çocuklarının eğitimden en fazla etkilenen grup olduğu, ailelerin ekonomik zorluklar nedeniyle kızlarını okula göndermek yerine erken yaşta evlendirme yoluna gittiği bildiriliyor.
Sudan'da yaklaşık 25 milyon insanın insani yardıma ihtiyaç duyduğu, bunların yarısından fazlasını çocukların oluşturduğu kaydediliyor. BM, 2024 yılı için Sudan'a yönelik insani yardım planının 2,7 milyar dolarlık bir bütçe gerektirdiğini ancak bu fonun yalnızca %27'sinin karşılanabildiğini açıkladı. Bu durum, eğitim dahil temel hizmetlerin sürdürülmesini neredeyse imkânsız hale getiriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Sudan'ın İstikrarı Bölgeyi Etkiliyor
Sudan'daki iç savaş, yalnızca ülke içinde değil, tüm Afrika Boynuzu ve Sahel bölgesinde istikrarsızlığı derinleştiriyor. Çatışmalar nedeniyle komşu ülkelere (Çad, Güney Sudan, Etiyopya, Mısır) mülteci akını yaşanıyor. BM Mülteciler Yüksek Komiserliği'ne (UNHCR) göre, şu ana kadar yaklaşık 1,8 milyon insan komşu ülkelere sığındı. Bu durum, bölge ülkelerinin kaynaklarını zorlarken, aynı zamanda sınır güvenliği risklerini artırıyor.
Küresel aktörler, Sudan'daki krizin çözümü için arabuluculuk çabalarını sürdürse de taraflar arasındaki uzlaşmazlık ve güç mücadelesi çözümü zorlaştırıyor. Suudi Arabistan ve ABD'nin arabuluculuk girişimleri şu ana kadar başarısızlıkla sonuçlandı. BM Güvenlik Konseyi, ateşkes çağrılarını yineliyor ancak kalıcı bir çözümün önündeki en büyük engel, tarafların siyasi irade eksikliği. Uzmanlar, Sudan'daki çatışmanın bölgesel güç rekabetinin bir vekâlet savaşına dönüşme riski taşıdığını ve bunun da krizi daha da derinleştirebileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Sudan ile tarihsel ve kültürel bağlara sahiptir ve krizin başından bu yana iki taraf arasında arabuluculuk çabalarını sürdürmektedir. Türkiye'nin Kızıldeniz'deki jeopolitik çıkarları ve Doğu Afrika'daki nüfuzu göz önüne alındığında, Sudan'daki istikrarsızlık Ankara'yı yakından ilgilendiriyor. Türkiye, bölgedeki diğer ülkelerle birlikte ateşkes sağlanması için diplomatik girişimlerde bulunuyor. Ayrıca, Türkiye'nin insani yardım kuruluşları Sudan'daki mültecilere yardım ulaştırmaya çalışıyor. Ancak, çatışmanın uzaması Türkiye'nin bölgedeki diplomatik ve ekonomik yatırımlarını olumsuz etkileyebileceği gibi, göç akınlarına yol açarak güvenlik risklerini artırabilir. Türkiye'nin, bölgesel istikrarın sağlanması için BM başta olmak üzere uluslararası toplumla işbirliği içinde hareket etmesi önem taşıyor.