Kolombo — Sri Lanka'da Devlet Başkanı Anura Kumara Dissanayake'nin seçilmesinin üzerinden iki yıl geçti. Ulusal Halk İktidarı (NPP) hükümeti, iflasın eşiğindeki ekonomiyi kısmen stabilize etmeyi ve geleneksel siyaset anlayışının dışında bir yönetim tarzı benimsemeyi başardı. Ancak 2022'de kitlesel protestolarla (Aragalaya) iktidara gelen halk hareketinin en temel talebi olan 'sistem değişikliği' henüz somut yapısal reformlara dönüşmedi. Hükümet, ekonomik toparlanmayı sürdürülebilir kılmak ve halkın beklentilerini karşılamak arasında sıkışmış durumda.
Aragalaya'dan iktidara: vaatler ve gerçekler
2022'de Sri Lanka, bağımsızlık tarihinin en ağır ekonomik krizini yaşadı. Döviz rezervlerinin tükenmesi, temel gıda ve yakıt kıtlığı, elektrik kesintileri ve %70'i aşan enflasyon, halkı sokaklara döktü. 'Aragalaya' adı verilen protesto dalgası, Gotabaya Rajapaksa'nın istifasıyla sonuçlandı. Bu ortamda yükselen NPP ve lideri Dissanayake, 2024 seçimlerini 'sistem değişikliği' vaadiyle kazandı.
Göreve geldiğinde hükümet, Uluslararası Para Fonu (IMF) ile 2.9 milyar dolarlık kurtarma programını sürdürmek zorundaydı. Sıkı maliye politikaları, faiz artışları ve borç yeniden yapılandırması ile makroekonomik göstergelerde iyileşme sağlandı: enflasyon tek haneye indi, rezervler arttı, büyüme yeniden pozitife döndü. Ancak bu istikrar, halkın günlük yaşamına yansımadı; hayat pahalılığı ve işsizlik sürüyor.
Dissanayake yönetimi, bir yandan IMF taahhütlerini yerine getirirken diğer yandan seçim vaatlerini gerçekleştirmek için reform paketleri açıkladı. Ancak yasama süreçlerindeki tıkanıklıklar, bürokratik direnç ve muhalefetin engellemeleri nedeniyle ilerleme yavaş. Yargı reformu, seçim sistemi değişikliği ve yolsuzlukla mücadele gibi konularda somut adımlar henüz atılamadı. Hükümet sözcüsü, 'Reformların zaman alacağını baştan söyledik. Önceliğimiz ekonomik istikrarı kalıcı kılmak' açıklamasıyla eleştirileri yanıtlıyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Sri Lanka'nın istikrarı, Hint Okyanusu'ndaki jeopolitik dengeler açısından kritik. Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında Hambantota Limanı'nı 99 yıllığına kiralaması, Hindistan ve Batı'nın endişelerini artırmıştı. Dissanayake hükümeti, Çin ile ekonomik ilişkileri sürdürürken Hindistan ve Japonya ile de işbirliğini güçlendirme çabasında. Ülke, IMF programı sayesinde uluslararası finans kuruluşları nezdinde itibarını kısmen geri kazandı.
Ancak reformların gecikmesi, yatırımcı güvenini zedeleme riski taşıyor. Yabancı doğrudan yatırımlar beklenen düzeyde değil. Turizm sektörü toparlanma sinyali verse de, küresel ekonomik yavaşlama ve jeopolitik gerilimler belirsizlik yaratıyor. Sri Lanka'nın borç sürdürülebilirliği, büyük ölçüde Çin ve diğer alacaklılarla yapılan anlaşmalara bağlı.
Ülke, aynı zamanda iklim değişikliğinin olumsuz etkileriyle mücadele ediyor. Tarım sektörü, aşırı hava olayları ve su kıtlığı nedeniyle zarar görüyor. Hükümet, yeşil enerji ve altyapı projelerine öncelik vererek hem ekonomik büyümeyi hem de iklim hedeflerini uyumlu hale getirmeyi amaçlıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Sri Lanka'daki siyasi ve ekonomik gelişmeler, Türkiye'nin Güney Asya ve Hint Okyanusu'na yönelik dış politikası açısından dolaylı da olsa önem taşıyor. Türkiye, son yıllarda Asya-Pasifik bölgesine açılım politikası kapsamında Sri Lanka ile ticari ve kültürel ilişkilerini geliştirmeye çalışıyor. Ancak Sri Lanka'nın iç istikrarsızlığı ve reform sürecindeki belirsizlik, potansiyel işbirliği alanlarını sınırlayabilir. Öte yandan, Sri Lanka'nın IMF programı ve borç yapılandırması, Türkiye'nin kendi ekonomik modeli ve uluslararası finans kuruluşlarıyla ilişkileri açısından bir karşılaştırma örneği sunuyor. Türkiye, benzer şekilde yüksek enflasyon ve döviz kriziyle mücadele ederken, Sri Lanka'nın deneyimi, sıkı para politikası ve yapısal reformların önemini gösteriyor. Ayrıca, Hint Okyanusu'ndaki dengeler, Türkiye'nin deniz ticareti güvenliği ve enerji koridorları açısından uzun vadede takip edilmesi gereken bir alan.