ABD'nin önde gelen hisse senedi endeksi S&P 500, II. Dünya Savaşı'ndan bu yana yalnızca dört kez tanık olunan bir hızla yükseliyor. Deutsche Bank Research’ün verilerine göre endeks, son dönemde kaydettiği yükselişle tarihsel olarak nadir görülen bir performans sergiliyor. Ancak bu hızlı yükselişlerin birinde, 1929'daki Büyük Buhran'ı anımsatan bir çöküş yaşanmıştı. Yatırımcılar şimdi, bu hızlı yükselişin ardından bir düzeltme mi yoksa tarihi bir kriz mi geleceğini tartışıyor.
Hızlı Yükselişin Arka Planı
Deutsche Bank Research stratejistleri, S&P 500 endeksinin son 12 ayda kaydettiği yüzde 20'nin üzerindeki artışın, ancak savaş sonrası dönemde dört kez görülen bir hızda olduğunu belirtiyor. Bu dönemler sırasıyla 1955, 1982, 2009 ve 2021 yıllarını kapsıyor. Her bir yılısal dönemde endeks, yılın ilk yarısında çift haneli büyüme kaydetmişti. Ancak bu dört dönemin birinde, 2021'de, ardından 2022'de enflasyon ve faiz artışlarıyla birlikte bir düzeltme ve ardından daha derin bir çöküş yaşandı.
Raporda, mevcut koşulların 2021'e benzerlik gösterdiğine dikkat çekiliyor. O dönemde de pandemi sonrası canlanma ve teşviklerle piyasalar rekor seviyelere ulaşmış, ancak Fed'in sıkılaştırma adımlarıyla birlikte keskin bir düşüş yaşanmıştı. Stratejistlere göre, benzer bir senaryonun tekrarlanma riski bulunuyor. Yapay zeka heyecanı ve teknoloji hisselerindeki yoğunlaşma, mevcut yükselişin ana itici gücü olarak öne çıkıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Küresel piyasalar, ABD'deki bu hızlı yükselişi yakından izliyor. Avrupa ve Asya borsaları da Wall Street'teki hareketlerden doğrudan etkileniyor. Özellikle gelişmekte olan piyasalar, ABD faiz oranlarındaki olası bir artışın sermaye çıkışlarına yol açmasından endişe ediyor.
Tarihsel örnekler incelendiğinde, S&P 500'ün bu denli hızlı yükseldiği dönemlerin ardından genellikle en az yüzde 10'luk bir düzeltme görüldüğü belirtiliyor. 2021'deki yükselişin ardından gelen çöküş ise yüzde 20'yi aşmıştı. Bu durum, yatırımcıların risk iştahını baskılarken, merkez bankalarının para politikalarını da yakından izlemeye devam ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD borsalarındaki bu hızlı yükseliş ve olası çöküş senaryosu, gelişmekte olan ülkelerle birlikte Türkiye'yi de etkileyebilir. Türkiye'nin dış finansman ihtiyacı ve yabancı yatırımcı ilgisi, küresel risk iştahına doğrudan bağlı. Olası bir ABD borsa çöküşü, gelişmekte olan piyasalardan sermaye çıkışını hızlandırabilir. Bu durum, TL'nin değer kaybı ve enflasyonist baskılar üzerinde ek yük oluşturabilir. Öte yandan, yurt içi borsa İstanbul'da da benzer bir yükseliş trendi gözleniyor; ancak dış şoklara karşı kırılganlık devam ediyor. Türkiye'nin kendi para politikası ve ekonomik reformlarının bu dönemde kritik önem taşıdığı değerlendiriliyor.