Afrika Boynuzu açıklarında Somali korsanları, 2023 sonundan bu yana üç ticari gemiyi kaçırarak uluslararası deniz ticaretini yeniden tehdit etmeye başladı. Onlarca yıl süren mücadele ve milyarlarca dolarlık askeri harcamayla büyük ölçüde bastırılan korsanlık faaliyetleri, bölgedeki güvenlik koalisyonlarının zayıflaması ve küresel dikkatin başka krizlere kayması nedeniyle hızla yeniden canlanıyor.
Gelişmenin Arka Planı
2008-2012 yılları arasında Somali korsanları, yılda 200'den fazla saldırı gerçekleştiriyor ve deniz ticaretine milyarlarca dolar zarar veriyordu. Uluslararası toplumun koordineli müdahalesiyle oluşturulan NATO, AB ve bağımsız donanma görev güçleri, korsanlığı yaklaşık on yıl içinde neredeyse sıfıra indirmeyi başardı. Ancak 2023 itibarıyla, bu koalisyonların önemli bir kısmı ya dağıldı ya da varlığını sembolik düzeyde sürdürüyor.
Özellikle Aden Körfezi'nde devriye gezen gemilerin sayısındaki azalma, korsanların yeniden organize olmasına zemin hazırladı. Son saldırılarda kullanılan taktikler, teknelerin ve silahların geliştiğini gösteriyor. Korsanlar, artık daha hızlı botlar ve hassas GPS cihazları kullanarak hedef belirliyor.
Somali'nin iç siyasi istikrarsızlığı ve kıyı bölgelerindeki yönetim boşluğu da korsanlığın yeniden filizlenmesinde kritik rol oynuyor. El-Şebab gibi terör örgütlerinin korsanlarla bağlantı kurduğuna dair istihbarat raporları, durumun ciddiyetini artırıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Korsan saldırıları yalnızca Somali'yi değil, tüm Doğu Afrika ve Hint Okyanusu ticaret rotalarını tehdit ediyor. Bölgeden geçen petrol tankerleri, konteyner gemileri ve yardım malzemesi taşıyan yük gemileri, korsanların birincil hedefi haline geldi. Deniz sigortası primlerinde yaşanan ani artış, navlun maliyetlerini yükselterek küresel enflasyonist baskıyı derinleştiriyor.
Yemen'deki Husilerin Kızıldeniz'de ticari gemilere yönelik saldırıları da bölgesel güvenlik ortamını daha karmaşık hale getiriyor. İki farklı tehdidin aynı anda artması, uluslararası donanmaların kaynaklarını iki cepheye bölmesini gerektiriyor.
BM Denizcilik ve Ticaret Örgütü (UNCTAD) verilerine göre, Hint Okyanusu-Atlantik ticaret koridorundaki gemilerin yüzde 15'i şimdiden alternatif rotalara yönelmiş durumda. Bu, Süveyş Kanalı'na olan bağımlılığı da azaltarak Mısır ekonomisini olumsuz etkiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Hint Okyanusu'nda artan korsanlık faaliyetlerinden doğrudan etkilenebilecek ülkeler arasında yer alıyor. Türk bayraklı ve Türk şirketlerine ait ticari gemiler, bu sularda yoğun olarak seyrediyor. Ayrıca Somali ile imzalanan enerji ve altyapı anlaşmaları kapsamında bölgede artan Türk yatırımları, güvenlik tehdidini daha da somut hale getiriyor. Türkiye'nin Somali'deki askeri varlığı (TURKSOM) ve Katar ile ortak deniz tatbikatları, bu yeni tehdide karşı caydırıcılık sağlayabilir. Ancak mevcut koalisyonların dağılması, Ankara'nın bölgede daha proaktif ve bağımsız bir deniz güvenliği stratejisi geliştirmesini zorunlu kılıyor.