Azerbaycan Cumhuriyeti Devlet Petrol Şirketi (SOCAR), Türkiye'nin en büyük yabancı yatırımcılarından biri ve Bakü-Ankara enerji ortaklığının temel direği haline geldi. 2008'de Petkim'i satın almasından bu yana Azerbaycan devlet enerji şirketi, petrokimya, rafinaj, doğal gaz dağıtımı ve lojistiği kapsayan entegre bir portföy oluşturdu. SOCAR'ın Türkiye'deki yatırımları, Hazar Denizi'ndeki doğal gaz kaynaklarını Türk sanayisine ve Avrupa pazarlarına bağlayan stratejik bir köprü işlevi görüyor.
2008'den Bugüne: Petkim'den Entegre Enerji Devine
SOCAR'ın Türkiye serüveni, 2008 yılında Petkim'in özelleştirilmesiyle başladı. O dönemde Türkiye'nin en büyük petrokimya şirketini satın alan SOCAR, bu adımla sadece bir yatırım yapmakla kalmadı, aynı zamanda Türkiye'nin sanayi girdilerinde dışa bağımlılığını azaltmayı hedefledi. Petkim, plastik, kimyasal madde ve sentetik elyaf gibi ürünlerin üretiminde kritik bir rol oynuyor; bu ürünler otomotivden ambalaja, tekstilden inşaata kadar geniş bir yelpazede kullanılıyor.
Petkim'in ardından SOCAR, STAR Rafineri'yi devreye aldı. 2018'de açılan STAR, Türkiye'nin en büyük doğrudan yabancı yatırımlarından biri olarak kayıtlara geçti. İzmir Aliağa'da bulunan rafineri, yıllık 10 milyon ton ham petrol işleme kapasitesine sahip. STAR, Türkiye'nin petrol ürünleri ithalatını azaltarak cari açığın düşürülmesine katkı sağlıyor. Ayrıca SOCAR, doğal gaz dağıtımında da önemli bir oyuncu: Bursa, Kocaeli, Sakarya gibi sanayi bölgelerinde doğal gaz dağıtım lisanslarına sahip.
SOCAR'ın Türkiye'deki yatırımları bunlarla sınırlı değil. Şirket, Petkim'in limanını da işletiyor ve lojistik altyapısına yatırım yapıyor. Bu entegre yapı, SOCAR'ı Türkiye'de ham petrolden nihai ürüne kadar uzanan bir değer zincirinin merkezine yerleştiriyor.
Hazar Gazı ve TANAP: Bölgesel Enerji Mimarisi
SOCAR'ın Türkiye stratejisi, sadece şirket yatırımlarıyla sınırlı değil; aynı zamanda ülkeler arası enerji projelerinin itici gücü. Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı (TANAP), Azerbaycan gazını Türkiye üzerinden Avrupa'ya taşıyan devasa bir proje. 2020'de tam kapasiteyle devreye giren TANAP, yıllık 16 milyar metreküp gaz taşıma kapasitesine sahip. Bu hattın 6 milyar metreküpü Türkiye'ye, geri kalanı Avrupa'ya gidiyor.
TANAP, Azerbaycan'ın Şah Deniz-2 sahasındaki gazı Türkiye ve Avrupa'ya ulaştırıyor. SOCAR, Şah Deniz konsorsiyumunun en büyük hisse sahibi. Bu proje, Avrupa'nın Rus gazına bağımlılığını azaltma çabalarına da katkı sağlıyor. Özellikle 2022'de Ukrayna savaşının ardından Avrupa'nın enerji arz güvenliğini çeşitlendirme arayışı, TANAP'ın stratejik değerini artırdı.
Ayrıca SOCAR, Türkiye'nin doğal gaz altyapısında da ortak. Türkiye'nin ilk yerli doğal gaz depolama tesisi olan Tuz Gölü'nde SOCAR'ın ortaklığı bulunuyor. Bu tesis, Türkiye'nin gaz arz güvenliğinde kritik bir rol oynuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
SOCAR'ın Türkiye'deki yatırımları, Türk ekonomisi ve enerji güvenliği açısından çok boyutlu bir öneme sahip. Bir yandan doğrudan yabancı yatırım olarak cari açığın finansmanına katkı sağlıyor; diğer yandan Petkim ve STAR gibi tesislerle sanayinin ihtiyaç duyduğu ara malları üretiyor. TANAP sayesinde Türkiye, enerji koridoru olma iddiasını güçlendiriyor ve Avrupa'ya gaz tedarikinde kilit ülke konumuna geliyor. Ancak, Türkiye'nin enerjide dışa bağımlılığı devam ediyor; SOCAR yatırımları bu bağımlılığı çeşitlendirse de tamamen ortadan kaldırmıyor. Stratejik olarak, Azerbaycan ile enerji ittifakı, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Orta Doğu'daki jeopolitik dengelerde elini güçlendiriyor.
Önümüzdeki dönemde SOCAR'ın Türkiye'deki yatırımlarını daha da artırması bekleniyor. Şirket, petrokimya kapasitesini genişletmeyi ve yenilenebilir enerji alanında da adımlar atmayı planlıyor. Türkiye'nin 2053 net sıfır hedefi doğrultusunda, SOCAR'ın yeşil enerji yatırımları da gündemde. Ancak, küresel enerji dönüşümü ve fosil yakıtlardan uzaklaşma eğilimi, uzun vadede SOCAR'ın stratejisini etkileyebilir. Yine de kısa ve orta vadede, Azerbaycan gazı ve SOCAR yatırımları, Türkiye'nin enerji denkleminde vazgeçilmez bir yer tutmaya devam edecek.