Washington'daki Smithsonian Enstitüsü, Salı günü yaptığı açıklamayla Sekreter Lonnie Bunch'ın yıl sonunda görevinden ayrılacağını duyurdu. Karar, Trump yönetiminin enstitünün müzelerinde ABD tarihinin nasıl sunulduğuna dair sürekli artan denetimi ve baskısı altında alındı. Bunch'ın görevden ayrılma kararı, kültürel kurumlar üzerindeki siyasi etki tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
Smithsonian ve Bunch Dönemi
Lonnie Bunch, 2019 yılında Smithsonian Enstitüsü'nün ilk Afro-Amerikan sekreteri olarak atanmıştı. Enstitü, 19 müze ve galeri, 21 kütüphane, arşiv ve araştırma merkezini bünyesinde barındıran dünyanın en büyük müze ve araştırma kompleksidir. Bunch, görev süresi boyunca kölelik, ırkçılık ve Amerikan tarihinin karmaşık yönlerini daha kapsamlı sergileme çabalarıyla tanındı. Özellikle Ulusal Afrika Amerikan Tarihi ve Kültür Müzesi'nin kuruluş sürecindeki liderliği, onu kültürel alanda önemli bir figür haline getirmişti.
Ancak son aylarda Smithsonian, Trump yönetiminin hedefi haline geldi. Yönetim, müzelerin Amerikan tarihini "fazla eleştirel" veya "bölücü" bir şekilde sunduğunu iddia ederek, sergi içeriklerinin değiştirilmesi yönünde baskı yaptı. Bu baskılar, özellikle 2020'de ırk adaleti protestolarının ardından kültürel kurumlara yönelik muhafazakâr tepkilerin bir parçası olarak görülüyor. Trump, seçim kampanyasında da "vatansever eğitim" adı altında tarih anlatımını yeniden şekillendirme sözü vermişti.
Smithsonian yönetim kurulunun açıklamasında, Bunch'ın ayrılık kararının "kişisel" olduğu ve yeni dönemde farklı projelere odaklanmak istediği belirtildi. Ancak Washington kulislerinde, artan siyasi müdahalelerin bu kararda etkili olduğu konuşuluyor. Enstitü, federal bütçeden önemli ölçüde fon alan bir kurum olduğu için, yönetimle ilişkiler kritik önem taşıyor.
Kültürel Kurumlar Üzerindeki Siyasi Baskı
Bunch'ın istifası, ABD'de kültürel ve akademik kurumlar üzerindeki siyasi baskının arttığı bir döneme denk geliyor. Trump yönetimi, daha önce de Ulusal Arşivler, ulusal parklar ve eğitim müfredatı gibi alanlarda benzer girişimlerde bulunmuştu. Örneğin, 2020'de yayımlanan bir başkanlık kararnamesiyle federal kurumlarda "ırkçılık eğitimi" olarak nitelendirilen programlar yasaklanmıştı. Smithsonian gibi bağımsız görünen kurumlar bile bu tür politikaların dolaylı etkisi altında kalabiliyor.
Bunch'ın ayrılığı, müzecilik camiasında endişeyle karşılandı. Amerikan Müzeler Birliği'nden yapılan açıklamada, "Smithsonian'ın bağımsızlığı ve tarihsel doğruluk ilkesi korunmalıdır" denildi. Bazı tarihçiler, bu istifanın diğer kültürel kurumlara da gözdağı verme amacı taşıdığını öne sürüyor. Öte yandan, Trump yönetimi yetkilileri, herhangi bir doğrudan müdahale iddiasını reddederek, kararın tamamen Bunch'ın kendi tercihi olduğunu savunuyor.
Smithsonian'ın geleceği ve yeni sekreterin kim olacağı merak konusu. Enstitünün 2024 bütçesi yaklaşık 1,2 milyar doları buluyor ve federal hükümetten önemli destek alıyor. Bu nedenle yeni liderin, hem bilimsel bağımsızlığı koruyup hem de siyasi dengeleri gözetmesi gerekecek. Bunch'ın görev süresi boyunca başlattığı bazı projeler, örneğin kölelik tarihine odaklanan sergiler, yeni yönetim altında gözden geçirilebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Smithsonian gibi prestijli bir kültürel kurumun siyasi baskı altında kalması, dünya genelinde kültürel bağımsızlık tartışmalarını yeniden gündeme getiriyor. Türkiye'de de müzeler ve kültürel miras kurumları zaman zaman siyasi tartışmaların odağında olabiliyor. ABD'deki bu gelişme, kültürel diplomasinin ne kadar kırılgan olabileceğini gösteriyor. Türkiye-ABD ilişkilerinde doğrudan bir etkisi olmasa da, küresel ölçekte akademik ve kültürel özgürlüklerin korunması, Türkiye'nin de savunduğu çok kutuplu dünyada önemli bir ilke. Ayrıca, Türk-Amerikan toplumunun kültürel kurumlardaki temsili açısından da dolaylı yansımaları olabilir.