VATİKAN, 23 Eylül - Vatikan ile bağlantılı tanınmış bir rahip olan Marko Rupnik'e yönelik cinsel istismar suçlamalarının beş mağduru, Çarşamba günü Papa Leo'ya çağrıda bulunarak yaklaşık bir yıldır devam eden kilise yargı sürecinin bir an önce sonuçlandırılmasını istedi. Mağdurlar, uzun ve gizli yürütülen sürecin kendilerini adaletten mahrum bıraktığını belirtti. Vatikan basın ofisine yapılan yazılı açıklamada, mağdurların Papa Leo ile görüşme talebinde bulunduğu ve sürecin şeffaflaştırılması gerektiğini vurguladığı öğrenildi.
Gelişmenin Arka Planı
Sloven asıllı Cizvit rahip Marko Rupnik, dünya çapında birçok kilisenin mozaik sanatına imza atan ve Vatikan'da yüksek düzeyde bağlantılara sahip bir din adamı olarak biliniyor. 2021 yılında bazı kadın rahibeler ve eski öğrenciler tarafından cinsel istismar, manevi taciz ve vicdan zorlaması suçlamalarıyla gündeme gelmişti. Vatikan, 2023 yılında Rupnik hakkındaki soruşturmayı başlatmış, ancak dava süreci çeşitli aşamalarda ilerlemiş ve nihayetinde 2024 sonlarında resmi bir kilise yargılamasına dönüşmüştü. Davanın bir yıla yakın süredir devam etmesi, mağdurlar ve kamuoyu nezdinde sabırsızlık yaratıyor.
Mağdurların avukatları, Vatikan'ın iç hukukunda yer alan gizlilik kurallarının (pontifical secret) süreci kapalı kapılar ardında yürütülmesine olanak tanıdığını, bunun da mağdurların delillere ve duruşmalara erişimini kısıtladığını savunuyor. Ayrıca, Rupnik'in halen din adamı statüsünü koruması ve herhangi bir idari ceza almamış olması, mağdurların adalet duygusunu zedeliyor. Papa Leo'nun, selefi Papa Francis döneminde başlatılan reform sürecini sürdürüp sürdürmeyeceği ise belirsizliğini koruyor. Papa Leo, göreve geldiğinden bu yana kilise içi şeffaflık ve hesap verebilirlik konusunda henüz net bir tutum sergilemedi.
Vatikan Sözcüsü, konuyla ilgili sorulara verdiği yanıtta, "Dava bağımsız yargı organı tarafından yürütülmektedir; Papa'nın sürece doğrudan müdahalesi söz konusu değildir" ifadesini kullandı. Ancak mağdurlar, Papa'nın ahlaki otoritesini kullanarak süreci hızlandırabileceğine inanıyor. Kilise hukuku uzmanlarına göre, benzer davalarda ortalama yargılama süresi 6 ila 18 ay arasında değişiyor; Rupnik davasının bir yılı aşması, delillerin karmaşıklığı ve sanığın üst düzey bağlantıları nedeniyle normal karşılanıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Rupnik davası, Katolik Kilisesi'nin son yıllarda karşı karşıya kaldığı en hassas cinsel istismar skandallarından biri olarak görülüyor. Vatikan'ın bu tür davalardaki tutumu, dünya genelinde milyonlarca Katolik inananın kiliseye olan güvenini doğrudan etkiliyor. Özellikle Avrupa'da, Almanya, Fransa ve İrlanda gibi ülkelerde kilise içi istismar vakalarına yönelik bağımsız soruşturmalar yürütülmüş, birçok piskopos istifa etmişti. Vatikan'ın Rupnik davasında sergileyeceği performans, kilisenin reform vaatlerinin ciddiyetini göstermesi açısından bir test olarak değerlendiriliyor.
Slovenya hükümeti ve sivil toplum kuruluşları da davayı yakından takip ediyor. Ülkenin Katolik nüfusu, Rupnik'in uluslararası alanda tanınan bir sanatçı olması nedeniyle olaydan özellikle rahatsız. Sloven piskoposluk konferansı, 2023'te yaptığı açıklamada "mağdurların yanında olduklarını" belirtmiş ancak somut bir adım atmamakla eleştirilmişti. Avrupa Birliği kurumları ise konuyu doğrudan gündemlerine almamakla birlikte, temel haklar ve çocuk koruma ilkeleri çerçevesinde izlemeye devam ediyor.
Uluslararası kamuoyunda, Papa Leo'nun bu davayı nasıl yöneteceği, onun papazlık döneminin en kritik sınavlarından biri olacak. Kilise içi muhalefet, sürecin hızlandırılması halinde Rupnik'in savunma hakkının kısıtlanabileceğini savunurken, mağdurlar ve reform yanlıları ise gecikmenin bir taktik olduğunu ve dosyanın unutturulmaya çalışıldığını öne sürüyor. Vatikan'ın önümüzdeki haftalarda davaya ilişkin yeni bir açıklama yapması bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Rupnik davası doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, Vatikan'ın cinsel istismar vakalarına yaklaşımı, Türkiye'deki Katolik cemaati ve dinler arası diyalog açısından dolaylı bir önem taşıyor. Türkiye, laik bir hukuk devleti olarak din adamlarının yargılanmasında şeffaflık ilkesini savunuyor. Ayrıca, Avrupa'da kilise skandallarının gündemi meşgul etmesi, Türkiye'nin AB üyelik sürecinde zaman zaman gündeme gelen din özgürlüğü tartışmalarını gölgeleyebilir. Vatikan ile ilişkilerde ise Papa Leo'nun reformcu kimliği, Türkiye'nin dini azınlıklara yönelik tutumuyla ilgili uluslararası algıyı etkileyebilecek bir faktör olarak izlenmeli.